Bir zamanlar Fatih Çarşamba’da karşılaştığım ilginç bir görüntü, muhtemelen pek çok farklı yerde de yer alıyordur. Hz. Ali, Lady Diana, Che Guevara ve Elvis Presley’in portreleri, küçük halılar şeklinde yan yana asılmıştı. Gündüz Vassaf’ın bu eserlerden bir kısmını alıp evinde sergilemek için yer aradığını da hatırlıyorum.
Kim olduğunuzun veya yaşadığınız trajik olayların önemi yok; ikonik bir figürseniz, yeni dünya düzeninde kaybolup gitmeniz zor. Bunlar arasında en çok dikkat çekenlerden biri, Meksikalı ressam Frida Kahlo’dur.
Frida, kokulu mumlardan spor ayakkabılara, çantalardan bardaklara kadar pek çok ürünün üzerinde karşımıza çıkıyor. Frida Barbie, yastıklar ve bileklikler de oldukça popüler. Herkesin kendi Frida’sı var; benim de bir yastığım vardı, ama kayboldu sanırım, belki de düşüp gitti.
Onu bir ressam olarak tanıyıp tanımamak önemli değil. Genç yaşta bir otobüs kazası sonrası yaşadığı acılar ve umutsuz aşkları bilip bilmemek de öyle. Belki Selma Hayek’in oynadığı filmi izleyenler vardır. Komünist olması mı? Diego Rivera’nın hikayesi kimseyi ilgilendirmiyor gibi görünüyor.
Bir sanatçı gerçekten kime aittir? Belki de kendisine bile değil.
Walter Benjamin, sanat eserinin benzersizliğini ve tekrarlanamazlığını eleştirdiğinde, belki de günümüzde sürecin son aşamasındayız.
Daha fazlası, kopyalanan ve yayımlanan şey, yalnızca bir yüzün taklidi olmaktan öteye geçemiyor.
Evet, iki kaşının ortasında birleştiği çiçeklerle süslenmiş, benzersiz bir yüz…
Frida’nın ticari değeri her geçen gün artıyor; bu durum yalnızca tişörtlerle sınırlı değil. Frida Kahlo, Miami’de inşa edilen büyük bir gayrimenkul projesinin ismi. 2029’da tamamlanacak olan projede, Frida’nın yüzüyle süslenmiş lüks daireler yer alıyor. Fiyatlar 550 bin dolardan başlıyor, 1,5 milyon dolarlık daireler de mevcut. Rezidansın bahçeleri, ressamın 1954’te hayatını kaybettiği Casa Azul’a atıfta bulunularak tasarlanacak.
Yani, Stalin’in peşine katil taktığı Leon Troçki’yi ağırlayan yerlerin taklitlerinden söz ediyoruz. “Nerede oturuyorsun?” sorusuna “Frida Kahlo’da” yanıtı vermek oldukça şık bir cevap.
Bu durum, kapitalizmin değer üretemediğinin de bir göstergesi.
Frida Kahlo’nun satış hacmini tahmin etmek zor. Resmi rakamlar mevcut değil. Kız kardeşinin torunu Cristina Kahlo, İngiliz Times gazetesine verdiği demeçte, “Eğer onun hikayesini bilmiyorsanız, boş bir imaj satın alıyorsunuz demektir. Bu, onun gerçeğini çarpıtıyor; o büyük bir sanatçıydı.” ifadelerini kullandı.
Frida Kahlo Şirketi, dünya genelinde isim haklarına sahip olan ve yüzlerce ürünü pazarlayan Panama merkezli bir şirket. 2004 yılında sanatçının kız kardeşinin bir diğer kızı Isolda Pinedo Kahlo ve Venezüelli girişimci Carlos Dorado tarafından kuruldu.
Bugün, Isolda’nın akrabası olmayan bir diğer yeğeni Maria Cristina Romeo, şirketin %49 hissesine sahip, ancak işletmenin tam kontrolünü almak için yasal mücadele veriyor.
FKC web sitesi doğrudan Amazon’a bağlantı veriyor ve burada İspanyolca ders kitabı “Frida ile İspanyolca öğrenin”in yanı sıra, Frida’dan ilham alan kozmetik ve parfümler de dahil olmak üzere tüm resmi ürünleri satın alabiliyorsunuz.
Çevrimiçi açıklamada, “Marka, benzersiz ve ikonik kişiliği sayesinde kültürel, sosyal ve zamansal engelleri aşan, dünyayı farklı düşünmeye ve farklı olmaya teşvik eden güçlü bir kadın, bir rol modelini temsil ediyor.” deniliyor.
Ayrıca, “Frida Kahlo’nun mirası dünyaya ilham verdi, güçlülük, özgüven, tutku ve sevgi açısından olumlu etkisini ve ilham kaynağını genişletmeyi amaçlıyor.” ifadeleri de yer alıyor.
“Çantayı al, özgürleş; allığını kullan, özgünleş; cep telefonu kılıfı al, belki komünist olursun…” şeklinde bir alaycı ifade de mevcut.
Cristina Kahlo, “Birinin yüzünü nesnelere koyduğunuzda etik bir sorun ortaya çıkıyor, çünkü bu kişiliği ifade etmiyor.” diyerek bu duruma dikkat çekiyor.
Aile içindeki çatışmalar boşuna değil; mesele yalnızca yastık ve pabuçlarla sınırlı değil. Frida’nın “Rüya” ve “Yatak” adlı iki tablosu, 54,7 milyon dolara satılarak bir kadın sanatçı için rekor fiyatlara ulaştı. En ateşli koleksiyoncularından biri ise Madonna olarak biliniyor.
Bu arada, Londra Tate Modern’de 25 Haziran-30 Ocak 2027 tarihleri arasında “Frida: Bir İkonun Oluşumu” adlı bir sergi düzenlenecek. Hangi ürünlerin yer alacağı henüz bilinmiyor.
“Bu dünyadaki yolculuğumuz o kadar absürt ve geçici ki, yalnızca otantik olduğumu bilmek beni huzura kavuşturuyor.” ifadesi Frida’ya atfediliyor.
Bir köşk, bir sergi, bir yemek
Son günlerde, Milliyet gazetesinde uzun yıllar birlikte çalıştığım üç arkadaş ve oğlumla birlikte Anadolu yakasındaki şık bir köşkte sergi izlemek için bir araya geldik. Basında sıkça yer aldığı için sergiyi neredeyse görmüş gibiydim, ancak yakın plan görmek bambaşka bir deneyimdi; eserler ve yerleştirmeler gerçekten etkileyiciydi.

