1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Trump’ın Dini Manipülasyonları ve Savaş Stratejisi

Trump’ın Dini Manipülasyonları ve Savaş Stratejisi

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ABD Başkanı Donald Trump, birçok diğer kurnaz lider gibi, dini kendi çıkarları doğrultusunda kullanma çabası içinde. İlk başkanlık döneminde de bu tür girişimlerde bulunmuş, Covid-19 virüsüne yakalanmasını “Tanrı’nın bir lütfu” olarak değerlendirmişti.

Seçim kampanyası sürecinde, 13 Temmuz 2024’te Pensilvanya’da düzenlenen bir mitingde, bir suikast girişimini kulağından vurularak atlattıktan sonra benzer ifadelerle gündeme geldi. Hayatta kalmasının “Tanrı’nın mucizesi” olduğunu savunan Trump, suikast girişiminin ardından başkan seçilmesini değerlendirirken “Tanrı çok enteresan yöntemlerle çalışıyor” demişti.

İran savaşından önceki açıklamalarında, ABD’deki dini değerlerin gerilediğini dile getiren Trump, bu durumu tersine çevirip “dini her zamankinden daha güçlü ve etkili bir şekilde geri getirmek istediğini” belirtmişti. Ayrıca seçimlerde, ABD’deki Hristiyanlar ve Evanjeliklerin büyük çoğunluğunun oyunu alarak başkan seçildiğini vurgulayarak, yakın zamanda “Dinsel Özgürlükler Başkanlık Komisyonu” kuracağını ifade etmişti.

Epstein’den dinsel misyonlara

Özellikle İran saldırısının başlamasıyla birlikte Trump’ın dini kullanma çabalarının arttığı gözlemleniyor. 5 Mart 2026’da Oval Ofis’te, bir grup Evanjelik papaz ve dini lider, Trump’a elleriyle dokunarak bir dua töreni düzenledi. Bu törenin amacı, liderin yönetme yeteneğini pekiştirmek ve Tanrı’nın onu daha da güçlendirmesiydi.

Beyaz Saray’daki bu etkinlik, ABD’de din ve devlet ayrılığı ilkesinin ihlal edildiğini açıkça ortaya koyuyordu.

Ayrıca, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun savaşın nedenini “İran’ın her şeyi dinsel saiklerle yapan yönetimiyle anlaşmanın mümkün olmadığı” şeklinde açıklaması ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in bu müdahaleyi desteklediğini belirtmemesi de dikkat çekici bir durum.

Üstelik, Trump’ın “Epstein skandalı”nın önemli figürlerinden biri olduğu da hatırlanmalı. Geçmişte birçok kadının kendisiyle ilgili tecavüz iddiaları bulunduğu unutulmamalıdır.

İran’da çocukların öldürülmesinin ardından kameralar önünde dans etmesi ve “Hark Adası’nı eğlence olsun diye bombalayabiliriz” gibi açıklamaları, bu tür dinsel söylemlerle nasıl bir uyum içinde olduğunu sorgulatmaktadır.

Hegseth ve “Tanrı’nın isteği”

Savaşa başlarken ulusal ya da uluslararası hukuku dikkate almayan Trump, “Benim aklım ve ahlakım yeter” demişti. Ancak bu ifadenin arkasındaki ahlakın yetersiz olduğu ortada.

Ahlaki zaaflarını örtmek adına bu savaşı “Tanrı’nın planı” ve “İsa’nın verdiği görev” olarak sunmaya çalışıyor olabilir. Başkan Trump’ın Savaş Bakanı Pete Hegseth, saldırganlığını dini ilkelere dayandırmaya çalışıyor. Hegseth’in göğsünde Haçlıların sembolü olan “Kudüs Haçı” dövmesi mevcut. Kolunda ise Latince “Deus Vult” yazıyor; bu da “Tanrı istiyor” anlamına geliyor.

Hegseth, Irak ve Afganistan’da savaşmış, bir dönem de Fox News’te çalışmıştır. Ancak, sarhoşluk, kadınlara şiddet gibi skandallar nedeniyle sıkça gündeme gelmiş, bu durumları öz annesi tarafından ifşa edilmiştir.

Bir seferinde, bir striptiz kulübünde aşırı alkol aldıktan sonra “Müslümanlara ölüm!” diye bağırmasıyla dikkat çekmişti. İslam karşıtı görüşlerinin İran’daki savaşta önemli bir rol oynadığı iddiaları da mevcut. İsrail’e yönelik olumlu duygularını da burada anmak gerekir.

ABD Savaş Bakanı Hegseth, Haçlıların sembollerini vücudunda dövme olarak taşıyor

“Savaş suçu da neymiş!”

Kongre’den bakanlık onayını zorla alan Hegseth, kısa görev süresinde birçok skandal yaşadı. Birkaç kez önemli askeri istihbarat sızıntılarıyla suçlandı. Venezuela operasyonu sırasında, ABD askerlerinin teslim alabileceği bazı yerel güçleri Hegseth’in emriyle sorgusuz sualsiz öldürmesi de ayrı bir kriz kaynağı oldu.

Mart ayı başında düzenlediği basın toplantısında, askerlerin silahlı çatışmalarda sivillerin korunmasıyla ilgili kuralları “saçma” bulduğunu ifade eden Hegseth, bazı uluslararası prensiplerin “savaşın doğasına aykırı olduğunu” savundu.

Kendisi, “Düşmanlarımıza merhamet yok, acımak yok!” diyerek bir kez daha tepki çekti. Hukukçular, bu tür açıklamaların yargısız infazlar da dahil olmak üzere çeşitli savaş suçlarına zemin hazırladığına dikkat çekiyor.

Kendini “Hristiyan vatansever” olarak tanımlayan Hegseth’in dindarlığı ve vatanseverliği, oldukça tartışmalı bir yapıda. Dünyanın en güçlü ordusunun başında böyle biri bulunması ve Trump’ın ona güven duyması, düşündürücü bir durum.

Bir Başkomutan’a, bu şekilde bir Savaş Bakanı çok şey ifade ediyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Trump’ın Dini Manipülasyonları ve Savaş Stratejisi
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.