İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye genelinde özellikle Bursa’nın Mudanya ilçesinde milyonlarca yapının imar planı eksikliği nedeniyle yıkım tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Hacıoğlu, “Yıkım ne hukuki ne vicdani ne de akılcı bir çözümdür” şeklinde konuştu.
BURSA (İGFA) – Başkan Hacıoğlu, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaşanan imar sorunlarına ve buna bağlı yıkım kararlarına karşı sert bir açıklama yaptı. Özellikle Bursa’nın Mudanya ilçesi ve büyükşehir statüsündeki illerde, yıllardır yapılamayan imar planları nedeniyle birçok yapının yıkım tehditleri altında bulunduğunun altını çizdi.
Ruhsatsız veya zorunlu ihtiyaçlar doğrultusunda inşa edilen ek yapıların yıkım yoluyla çözülmesinin eleştirildiği açıklamada, Hacıoğlu, “Sorun vatandaşın değil, yıllardır ihmal edilen imar planlarının sorunudur” ifadelerini kullandı.
BURSA HALKINA ÇAĞRI 4 OCAK’TA
Bu konuları 4 Ocak Pazar günü saat 13.30’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı (Fomara Meydanı)’nda dile getireceklerini belirten Hacıoğlu, Bursa halkına yönelik çağrısının siyasi olmadığını, hak, hukuk ve adalet vurgusu taşıdığını ifade etti.
Büyükşehir Yasası ile birlikte köylerin mahalleye dönüştüğünü hatırlatan Hacıoğlu, belediyelerin iki yıl içinde hazırlaması gereken imar planlarının henüz hazırlanmadığını belirtti. Bu durumun bedelinin köylüler ve dar gelirli vatandaşlar tarafından ödendiğini söyleyen Hacıoğlu, yaşanan mağduriyetlerin sistematik bir ihmalin ürünü olduğunu dile getirdi.
“YIKIM DEĞİL ÇÖZÜM, CEZA DEĞİL ADALET İSTİYORUZ”
2018 yılında çıkarılan İmar Barışı düzenlemesine de değinen Hacıoğlu, bu uygulamanın devletin sorunun varlığını kabul ettiğinin bir göstergesi olduğunu, ancak uygulamada yapılan hataların yeni mağduriyetlere yol açtığını aktardı. Vatandaşların yönlendirilerek başvuru yaptığını ve bedel ödediğini, buna rağmen yıkım tebligatlarıyla karşılaştıklarını belirten Hacıoğlu, dernek olarak taleplerinin net olduğunu, imar planlarının bir an önce yapılmasını, yıkımların durdurulmasını ve yapıların kayıt altına alınarak vatandaşların mülkiyet haklarının korunmasını istediklerini açıkladı.
