Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) tarafından kurulan yeni anayasa çalışmaları komisyonu, yapısı ve üyeleri itibarıyla oldukça tartışmalı bir şekilde gündeme geldi.
Bu tartışmalara özellikle hukuk alanında uzman olan Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun’un komisyondaki durumu damgasını vurdu.
İktidara yakın medya kuruluşlarında adı geçmesine rağmen, daha sonra bu ismin listeden çıkarılması kamuoyunda belirsizlik yarattı.
Sözcü gazetesi ilk olarak Özbudun’un komisyonda yer alacağını bildirdi, ancak ardından gelen haberlerde bu isme rastlanmadı. Anadolu Ajansı’nın (AA) konuya dair yayınlarında da Özbudun’a dair bir bilgi verilmedi.
Merhum anayasa hukukçusu Ergun Özbudun’un eşi olan Serap Yazıcı Özbudun’un komisyondan çıkarılmasının ardında yatan sebepler, kulislerde merak konusu oldu.
ÖZBUDUN DA VAR
Tartışmalara son noktayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan koydu.
Azerbaycan’dan dönüşte gazetecilere açıklama yapan Erdoğan, 11 kişilik komisyonda Serap Yazıcı Özbudun’un da bulunduğunu resmi olarak duyurdu.
Erdoğan, şunları ifade etti:
– Yeni ve sivil bir anayasa, milletimize verdiğimiz bir vaad. Bu konuda geri adım atmayacağız. Bu sözü sadece biz vermedik.
– Sayısız kişi bu konuda konuştu ve hepsi “sivil anayasa” dedi. Seçim meydanlarında hemen hemen tüm partiler ve liderler millete yeni anayasa sözleri verdi.
– Peki şu an nerede duruyoruz? Nihayetinde hiçbir somut adım atılmış değil. Biz bu konudaki hazırlıklarımızı yaptık. Ülkemizi Türkiye Yüzyılına taşıyacak uzun soluklu bir anayasa oluşturmayı hedefliyoruz.
– Görevlendirdiğimiz ekip, titiz bir çalışma gerçekleştirecek. Bayramdan sonra bu çalışmaların startını verecekler.
– Vesayetçi kalıntılardan arınmış, demokratik meşruiyeti güçlendirecek, hak ve özgürlükleri güvence altına alacak bir metin oluşturmayı arzuluyoruz.
– Mevcut anayasa dili bile sorunlu. Biz, sorunları olmayan, sade ve anlaşılır bir metin oluşturmalıyız. Bu bağlamda, Serap Yazıcı Özbudun gibi isimler zaten anayasa üzerinde çalışan hukukçular olarak ekibimizde yer alacak.
– Biz iyi niyetli bir yaklaşım sergiliyoruz ve partilerin de bu süreçte samimi bir tavır göstermesini bekliyoruz. Dediğimiz gibi, “gelin millete verdiğimiz sözü beraberce yerine getirelim.”
– Anayasa, bir partinin değil; milletin tamamını kapsayan bir toplumsal sözleşme özelliği taşır. Bu nedenle en geniş mutabakatı burada arıyoruz. Ancak ne yazık ki CHP’nin sürekli “istemezük” tavrı bu süreçte kendini gösterdi.
– Siyaset, toplumun tamamı etrafında şekillenmelidir. Eğer CHP uzlaşmacı bir yaklaşım sergileyebilirse, onlarla çalışmaktan niçin çekinelim? Ancak maalesef böyle bir yaklaşım ortaya konmuş değil.


