1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Venedik Bienali’nde Suriye’yi Temsil Eden İlk Kadın

Venedik Bienali’nde Suriye’yi Temsil Eden İlk Kadın

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Venedik Bienali’nin 61. Uluslararası Sanat Sergisi, bu yıl sanat üretimlerinin yanı sıra küresel krizlerin, pavyon kapatma kararlarının, boykotların ve jürinin istifalarının gölgesinde gerçekleştirildi. Sanat dünyası, politikanın sanata olan etkisini ve sınırlarını tartışırken, Venedik Bienali’nde Suriye Pavyonu bu karmaşanın ortasında dikkat çekici bir adım atıyor. Suriyeli sanatçı Sara Shamma, savaştan sonra ülkesini bienalde temsil eden ilk kadın sanatçı olarak Venedik’te yer alıyor.

Shamma, Suriye Kültür Bakanlığı ve Venedik’teki IUAV Mimarlık Üniversitesi’nin desteğiyle, İstanbul Bienali’nde de tanınan Yuko Hasegawa’nın küratörlüğünde hayata geçirilen “Palmira Kule Mezarı” adlı yerleştirmesinde, Suriye İç Savaşı sırasında IŞİD tarafından yok edilen tarihî kule mezarlarını yeniden yorumluyor. Yağmalanan ve tahrif edilen kültürel mirası bellek ve yüzleşme kavramları üzerinden Venedik’e taşıyan Shamma, sergisinin arka planını, sanatın çalınan tarihî eserlerin iadesindeki rolünü ve bienalde yaşanan politik krizlere dair görüşlerini iahaber’e aktardı.

– Öncelikle savaştan sonra Venedik Bienali’nde Suriye’yi tek başına temsil eden ilk kadın sanatçı olmanın duygusunu nasıl tanımlarsınız?

Bu durum gerçekten çok güzel bir duygu; ülkemi temsil etmek benim için bir şeref. En çok mutlu olduğum nokta, Suriye’nin ilk kez uluslararası bir küratörle, güçlü bir organizasyon tarafından uygun bir şekilde temsil ediliyor olması. Bu yıl, Venedik IUAV Mimarlık Üniversitesi’nin desteğiyle, Suriye Pavyonu açısından bir ilk yaşandı. Bu hem bir gurur kaynağı hem de bir sorumluluk. Umarım gelecek yıllarda da Suriye Pavyonu’nun bu yılki gibi seçkin bir şekilde düzenlenmesine devam edilebilir.

IUAV Mimarlık Üniversitesi’nin bahçesindeki Palmira Kule Mezarı yerleştirmesi

– Serginiz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Sergim, Palmira mezarlarından ilham alıyor ve adını “Palmira Kule Mezarı” olarak belirledim. Venedik’te bir Palmira kulesini olduğu gibi yeniden inşa etmek istedim. Bu kuleler, 2014-2015 yıllarında savaş sırasında yok edildi. Bu kuleler benim için basit ama güzel, gizemli bir mimari anıt. Ölülerin gömüldüğü bir mezar olarak düşündüğüm için bu konu benim için ilham verici. Gerçek kulelerin içine girdiğinizde, duvara gömülü olan kabartma heykellerle karşılaşırsınız. Bu heykeller, ölen kişiyi temsil etmek için duvarın içinde bir boşluk oluşturarak kapatılır. Eğer ölen kişi bir yazar ise elinde bir kalem taşır, çocuksa çocuk, kadınsa kadın olarak temsil edilir.

IŞİD’in Ağustos 2015’te havaya uçurduğu Elahbel Kulesi | Palmira (2010)

Bu konu benim için uzun zamandır üzerinde düşündüğüm bir projeydi. 2019 yılında Cambridge’deki “The Fitzwilliam Museum” ile iş birliği yapmayı planlıyordum; ancak koronavirüs nedeniyle proje ertelendi. Bu durum benim için bir fırsat oldu çünkü Suriye Kültür Bakanlığı bana “Bu yıl Suriye’yi temsil etmek ister misin?” diye sordu. Projem hazırdı ve üzerinde çalışmaya başladık. Tabloları Ocak veya Şubat 2026’ya kadar hazırladım ve sonunda proje hayata geçti.

Palmira Kule Mezarı yerleştirmesinin içindeki resimler

– Ziyaretçilerin bu yerleştirmeyi gezdikten sonra hangi duygularla ayrılmasını istersiniz?

Ziyaretçilerin bu sanat eserinin içine girdiklerinde, çıktıklarında kendilerini farklı bir insan gibi hissetmelerini istiyorum. Tablolarımın izleyicinin bilinçaltına sızmasını ve onlarda bazı duyguları harekete geçirmesini bekliyorum. İzleyicinin kendi korkularıyla ve gerçekleriyle yüzleşmesini sağlamak istiyorum. Onu sarsarak, içindeki en iyi yönlerini ortaya çıkarmasını umuyorum.

Ayrıca uluslararası sanat camiasının Suriye’nin gerçek yüzünü, eğitimli insanlarını ve açık görüşlü halkını anlamasını istiyorum. Başkalarının Suriye’nin gerçek ve güzel yönlerini keşfetmesini arzuluyorum; çünkü orası dünyanın en güzel ülkelerinden biri. Ne yazık ki harap oldu; bu kulelerin yıkılması bir sembol, ama aynı zamanda ülkeyi yeniden inşa etme arzumuzun bir sembolü.

– Sanat, savaşta yağmalanan tarihî eserlerin ülkeye geri kazandırılması mücadelesinde somut bir güç oluşturabilir mi?

Sanat her şeyi etkileyebilir. Sanat, savaşı durduramaz ancak zihinleri ve duyguları harekete geçirebilir. Bu proje, ülkeden yağmalanan eserlerle sıkı bir bağa sahip; bu eserler ya Suriyeliler tarafından ya da yabancılar tarafından yağmalandı. Dolayısıyla, bu proje kesinlikle yağmalanan eserler konusuna dikkat çekiyor. Bir konuya ışık tutulduğunda, başka insanlar o eserlerin iade edilmesi için çalışmaya başlar. Sanatın bu konuda etkisi var; belki muazzam bir etki değil ama küçük ve mevcut bir etki kesinlikle var.

– Son olarak, Venedik Bienali hakkında ne düşünüyorsunuz? Boykotlar ve jürinin istifası hakkında görüşleriniz neler? Rusya kararının İsrail’e uygulanmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün önemli bir sanat festivalindeyiz ve siyasetin bu sürece müdahale ederek etkinliği sığlaştırdığını düşünüyorum. Bienal’in değerini düşürmeye çalışıyorlar çünkü Bienal, sanatsal bir projedir; Rusya, İsrail ya da başka bir ülke ile ilgili değil.

Rusya Pavyonu’nda eser sergileyen bir sanatçı, mutlaka Rus hükümetini temsil ediyor demek değildir. O bir sanatçı olarak oradadır ve Rus halkını veya bir bölgeyi temsil ediyor olabilir ama hükümeti temsil etmiyor. Sanatın bu şekilde siyasete dâhil edilmesi ve bir propaganda aracı olarak kullanılması doğru değil. Sanat, çok daha güçlü

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Venedik Bienali’nde Suriye’yi Temsil Eden İlk Kadın
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.