1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. VDK’dan Yüksek Gelir Gruplarına Yeni Gözetim Uygulaması

VDK’dan Yüksek Gelir Gruplarına Yeni Gözetim Uygulaması

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Değerli okurlar, Vergi Denetim Kurulu (VDK) geçtiğimiz yıl başlattığı gözetim programlarına bu yıl da devam etmektedir.

Bu programlardan biri olan “Yüksek Gelir Grupları Gözetim ve Uyum Programı” çerçevesinde saha çalışmaları bu dönem itibarıyla başladı ve bu yıl 16 binden fazla şirket ortağına standart yazılar gönderildi.

Gönderilen yazılarda, belirlenen riskli durumlar ve uyumsuzluklar paylaşılarak, gerçek kişi ortaklar görüşmeye ve bilgi sunmaya davet edilmektedir.

2025 Yılı Çalışmalarının Sonuçları

VDK’nın 2025 yılı Faaliyet Raporuna göre, 2023 ve 2024 vergilendirme dönemlerinde büyük ölçekli şirketlere ortak olan ve gelir vergisi beyannamesi vermeyen, aynı zamanda ücret, irat, kazanç ve hasılatlarıyla ilgili herhangi bir vergi kesintisi bildirilmemiş gerçek kişilere yönelik “Yüksek Gelir Grupları Gözetim ve Uyum Programı” kapsamında 10 bin şirket ortağı üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde, bu mükelleflerin matrahlarının yaklaşık 14 milyar 700 milyon TL artırıldığı tespit edilmiştir.

2026 yılında bu program çerçevesinde incelenen kişi sayısının yüzde 60 arttığı gözlemlenmektedir. Bu durum, VDK’nın uygulama sonuçlarından memnun kaldığını göstermektedir. Eğer bu yılki sonuçlar da tatmin edici olursa, ilerleyen yıllarda uygulamanın devam etmesi söz konusu olabilir.

2026 Çalışmaları Nasıl Gerçekleşiyor?

2026 yılı çalışmalarına, geçtiğimiz yıl olduğu gibi devam edilmektedir. Öncelikle mükellefler görüşmelere çağrılmaktadır.

Kişisel gözlemlerime göre, görüşmelerin bayram sonrasına planlandığı ve Nisan ayında randevuların bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, bilgi talep edilen kişilerin hazırlık yapmaları için süre tanınmasının etkisiyle de ilişkilidir.

Gönderilen yazılarda şirket ortaklık durumlarına dair bilgiler verildikten sonra;

Kişilerin ortak olduğu şirketlerin 2025 yılında kâr dağıtımı kapsamında, bu ortaklar adına vergi kesintisi yapılmadığı,

Yine 2025 yılında elde edilen gelirlerin ortakların beyanları ile uyumlu olmadığı veya 2025 yılında beyan edilen herhangi bir gelir/kazanç unsurunun bulunmadığı,

2025 yılında taşınmaz alım ve/veya satışlarının olduğu (bazı yazılarda taşınmaz alış/satış bilgilerine de yer verilmiştir),

Banka hareketlerinin incelenmesi sonucunda, potansiyel gelir ve harcama düzeyi ile vergi beyanları arasında uyumsuzluklar tespit edildiği (yazılarda banka hesaplarından çıkan paralar, nakit çekimler, kredi kartı harcamaları, toplam çıkışlar, hesaba gelen para, nakit yatırmalar, hesap faizleri gibi açıklamalarla birlikte bir özet tablo sunulmaktadır),

belirtilmektedir.

Bayram dolayısıyla gelir vergisi beyannamesi süresinin uzatılacağına dair bir beklenti mevcuttu, şimdi bu yazılarla birlikte beyan süresinin kesin olarak uzatılacağını öngörmekteyim.

Şimdi yukarıda belirtilen konularla ilgili görüş ve önerilerimi paylaşmak istiyorum.

Madde: Ortak adına 2025 yılında vergi kesintisi yapılmamasının nedeni, bu yıl kâr dağıtımının olmaması olabilir. Alternatif olarak, 2024 yılında avans kâr dağıtımı yapıldığı için vergi kesintileri 2024 yılında gerçekleştirilmiş olabilir. Avans kâr dağıtımı ile ilgili bu sıkıntı sürekli yaşanmaktadır. Bu durumu yaşamamak için ya da kâr payını bir yıl geriden beyan edenlere rastlamak mümkündür. Halka açık şirketlerde ayrıca küçük paylı ortakların kesinti beyanlarında da hatalar yaşanabilir.

Madde: Henüz beyan süresi sona ermemişken ve 2025 yılında elde edilen gelirlere ilişkin beyannamelerin büyük bir kısmı verilmemişken, beyanların yapılmadığı ve uyumsuzluk olduğu nasıl tespit edilmiştir, anlamakta güçlük çekiyorum!

Madde: Taşınmaz satışlarının “değer artış kazancı” veya “ticari kazanç” açısından sorgulanmasını anlayabiliyorum; ancak yalnızca taşınmaz alımlarının sorgulanmasının nedenini kavrayamıyorum.

Madde: Banka hareketlerinin analizi, oldukça zaman alan bir süreçtir. Bu süreçte, tarafları en çok zorlayacak unsurun bu madde olduğunu öngörüyorum. Özellikle banka hesaplarına nakit giriş çıkışlarının yüksek olduğu durumlarda mükellefler, gönüllü uyum kapsamında matraha ilavede bulunmaya veya eğer beyanlar verilmişse bunların düzeltilmesine yönlendirilebilir.

Bu analiz yapılırken, harcamanın mutlaka 2025 yılında elde edilen gelirlerle karşılanmış olmasının zorunlu olmadığı açıktır. Kredi kartı harcamaları veya taşınmaz alımları mevcut birikimler, bankalardan alınan krediler ya da gelir vergisine tabi olmayan para girişleri ile finanse edilmiş olabilir. Ayrıca, aile içinde bu satın alımlar eşlere ait kaynaklardan da karşılanmış olabilir.

Zaten bunlar düşünülmüş olmalı ki, yazılarda, görüşmeye gelirken gelir kaynaklarına ilişkin belgeler (kira, faiz, hisse gelirleri, aile desteği vs.) ve büyük tutarlı harcamaların kaynağına dair açıklayıcı belgeler (satış, miras, tasarruf bozumları vs.) ile banka hesap özetlerinin ve nakit giriş çıkış dökümlerinin getirilmesi talep edilmiştir.

Bu konuda uyarım, “aile desteği” açıklamasına ilişkindir, çünkü bu açıklama veraset ve intikal vergisi açısından sorgulanabilir. Eğer tutar geri alınmamak üzere verilmişse ve bu döneme ait istisna tutarını (2025 yılı için işlem başına 53.339 TL’yi) aşarsa, “ivazsız intikal” kapsamında veraset ve intikal vergisi ödenmesi gerekecektir.

Yasal Düzenleme Olmadan Harcama Sorgulaması Yapılabilir mi?

Yaşı 50’nin üzerinde olanlar hatırlayacaktır; Ecevit’in başbakanlığı döneminde Zekeriya Yıldırım Maliye Bakanı iken 4369 sayılı Kanunla getirilen “Nereden Buldun?” düzenlemesi büyük tartışmalara yol açmış, bu nedenle önce ertelenmiş, ardından AK Parti iktidarının ilk uygulaması olarak kaldırılmıştı.

Bu uygulama ile gelirin tanımı değiştirilmiş ve yedinci gelir unsuru “kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar” biçiminde genişletilmiştir.

Yapılan bu yeni tanımlama ile, bir gelirin vergilendirilebilmesi için yasada açıkça belirtilmiş olması gerektiği anlayışı terkedilmiş ve bir gelirin vergilendirilmemesi için yasada açıkça vergiden ayrık tutulduğuna dair bir kural bulunması gerektiği anlayışına geçilmiştir. Ayrıca ekonomik gelişmelere bağlı olarak yeni gelir öğelerinin ortaya çıkması durumunda bunların kendiliğinden verginin konusuna alınması sağlanmış, böylece Gelir Vergisi Kanunu’nun ekonomik gelişmelere uyumu hızlandırılmıştır.

4369 sayılı Kanun ile gerçekleştirilen değişiklikle, ödeme gücüne göre vergilendirme ilkesinden hareketle vergi adaleti sağlanmış ve herhangi bir gelirin vergiye tabi olup olmadığı konusunda vergi idaresi ile mükellefler arasında uyuşmazlık olasılığı azaltılmıştır.

Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinin ikinci fıkrasına 4008 sayılı

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
VDK’dan Yüksek Gelir Gruplarına Yeni Gözetim Uygulaması
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.