Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Yakın çevremizdeki jeopolitik gerginlikler, özellikle 28 Şubat’tan sonra İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan çatışmalar, hem yakın coğrafyamızın hem de tüm dünyanın güvenliğini tehdit eden bir durumdadır. Bu kritik ortamda, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ülkemizin güvenliğini sağlamak amacıyla hiçbir olasılığı göz ardı etmeden sınır hattında, karada, denizde ve havada müttefiklerimizle sıkı bir koordinasyon içinde gerekli tüm tedbirleri almaktadır. Şunu belirtmek gerekir ki, şanlı ordumuz, sahip olduğu caydırıcı güç ve çok yönlü operasyonel yetenekleri ile ülkemizi ve asil milletimizi her koşulda korumaya hazırdır” ifadelerini kullandı.
Bakan Güler, bayram namazını Hatay’daki Habib-i Neccar Camisi’nde kıldıktan sonra, komuta kademesi ile birlikte İskenderun’a geçti. Burada Deniz Er Eğitim Alayı’nda Bahriyelilerle bayramlaşma gerçekleştirdi. Bayramlaşma etkinliğine 2’nci Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığı, İskenderun Deniz Üs Komutanlığı ve 39’uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı personeli de katıldı.
Bayramlaşmanın ardından kürsüye çıkarak konuşma yapan Güler, öncelikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak, Mehmetçiklerin bayramını kutladı. Erdoğan, “Ben de şu anda görevleri başında bulunan subay, er ve erbaş tüm kahraman ordumuzun mensuplarını en kalbi duygularla selamlıyorum. Ramazan Bayramı’nın ordumuza ayrı bir güç katmasını diliyorum. Tüm ordu mensuplarımızı gözlerinden öpüyor, Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum” şeklinde konuştu.
“Ülkemiz bir istikrar adası ve güven merkezi olma vasfını korumakta”
Daha sonra Bahriyelilere hitap eden Bakan Güler, şunları ifade etti:
“Mübarek Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, bu güzel günlerin sizler ve değerli aileleriniz başta olmak üzere aziz milletimize sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum. Bayramlar, köklü tarihimizden gelen, milli ve manevi değerlerimizin hatırlandığı, kardeşliğimizin güçlendiği özel zamanlardır. Milli kimliğimizi ve karakterimizi oluşturan bu değerleri korumak ve gelecek nesillere aktarmak, her birimizin önemli bir sorumluluğudur. İşte bu değerler sayesinde milletimiz, en zor zamanlarda bile bir arada durmayı başarabilen güçlü bir birlik ruhuna sahiptir.
Aziz vatanımızın bekası ve güvenliğinin en güçlü teminatı olan sizler, vatandaşlarımızın bayramlarını huzur içinde geçirebilmeleri için sevdiklerinizden uzakta, fedakarlıkla görev yapmaktasınız. Gösterdiğiniz yüksek görev bilinci ve üstün gayretleriniz her türlü takdiri hak etmektedir. Şu anda yurt içinde ve sınır ötesinde özveriyle görev yapan tüm kahraman silah ve mesai arkadaşlarımı canıgönülden tebrik ediyor, her birinin gözlerinden öpüyorum.
Küresel güvenliği etkileyen jeopolitik gelişmelerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Ülkemiz, bu gelişmeler karşısında sorunların çözümünde yapıcı ve barıştan yana tutumuyla müzakere masalarının vazgeçilmez bir üyesi olarak öne çıkmakta, istikrar adası ve güven merkezi olma niteliğini korumaktadır.
“Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yüksek hazırlık seviyesi, ülkemizin en büyük teminatı olmaya devam etmekte”
Türkiye’nin etkili olduğu bu ortamda, kahraman ordumuz hudut güvenliğinden terörle mücadeleye kadar pek çok alanda en yoğun ve etkili faaliyetlerini sürdürmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gerçekleştirdiği bu çok yönlü faaliyetler ve yüksek hazırlık seviyesi, giderek sertleşen güvenlik ortamında ülkemizin en büyük güvencesi olmaya devam etmektedir.
Yakın çevremizdeki jeopolitik gerginlikler, özellikle 28 Şubat’tan sonra İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan çatışmalar, tüm dünyanın güvenliğini tehdit eden bir durumdadır. Bu hassas dönemde kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin güvenliğini sağlamak amacıyla her türlü önlemi alarak müttefikleriyle koordineli bir şekilde çalışmaktadır. Şanlı ordumuz, sahip olduğu caydırıcı güç ve çok yönlü operasyonel kabiliyetiyle, ülkemizi ve asil milletimizi her koşulda koruma kapasitesine sahiptir. Güçlü bir savunma kapasitesinin yanında, iç cephemizin sağlamlığı ve milletçe gösterdiğimiz birlik ve beraberlik de güvenliğimizin temel dayanaklarıdır.
Türkiye, köklü devlet aklıyla, yakın coğrafyamızda kurgulanan senaryoları öngörmüş ve kriz ortamı bu seviyeye gelmeden gerekli adımları atmıştır. Bu stratejik yaklaşım, güvenlik alanındaki somut başarılarla belirginleşmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, güvenlik güçlerimizin ve güvenlik korucularımızın yürüttüğü mücadeleler sonucunda terör örgütlerinin hareket alanı büyük ölçüde kısıtlanmıştır.
“Nihai hedefimiz terörün her tür ve tezahüründen tamamen arındırılmış bir Türkiye’ye ulaşmak”
Elde edilen bu kazanımlar, ülkemizin geleceğine dair hedeflerimizi daha güçlü bir biçimde belirlememize olanak tanımıştır. Nihai hedefimiz, terörün her tür ve tezahüründen tamamen arındırılmış, birliği ve huzuru daim kılınmış güçlü bir Türkiye’ye ulaşmaktır. Son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, bu hedefin ne denli isabetli ve gerekli olduğunu açıkça göstermektedir.
Ülkeler arasındaki krizlerin çözümü için uluslararası hukuku ve barışı esas aldığımızı her fırsatta vurguluyoruz. Bu bağlamda Ege ve Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve hakkaniyet temelinde bir düzen tesis etmeyi amaçlıyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarının korunması Türkiye için vazgeçilmez bir sorumluluktur. Ancak Yunanistan’ın bölgedeki hassas ortamdan faydalanarak Kıbrıs meselesinde oldubittiler oluşturma ve Ege’deki adaları silahlandırma girişimlerine tanık olmaktayız. Bu tür adımların bölgesel barışa katkı sağlamadığı açıktır. Provokatif açıklamaların dikkate alınmadığına özellikle dikkat çekmek isterim.
Türkiye, uluslararası hukuka dayalı meşru haklarını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini koruma konusundaki irade ve güce sahiptir. Son çatışmalar sonrası oluşan füze ve drone tehditlerine karşı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne hava ve hava savunma unsurları sevk edilmiştir. Herkes bilmelidir ki, Türkiye Ege ve Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumaya devam edecektir.
“Caydırıcılığımızı artırmak maksadıyla çalışmalarımızı artan bir gayretle sürdürüyoruz”
Son gelişmeler, yerli ve milli savunma sanayimizin ülkemizin bekası açısından hayati öneme sahip olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Milli Savunma Bakanlığı olarak, Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda imkan ve kabiliyetlerimizi sürekli geliştirmekte ve caydırıcılı



