1. Haberler
  2. Siyaset Haberleri
  3. Türkiye’de Tarihi Barış Fırsatı: Bakırhan’ın Açıklamaları

Türkiye’de Tarihi Barış Fırsatı: Bakırhan’ın Açıklamaları

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu.

Bakırhan’ın değerlendirmeleri şöyle oldu:

“Tarihi bir dönemden geçiyoruz ve geleceğe umutla bakıyoruz. Toplumun yıllardır hayalini kurduğu günler artık görülmeye başlıyor. 86 milyon insanın kalbi barış için atıyor. Tarihimiz acılarla şekillendi; ancak şimdi umut dolu bir gelecek için yol alıyoruz. Kürt şair Pîremêrd’in sözlerinde ifade ettiği gibi, “Diyorlar ki bir yıl on iki aydır; ben ay gördüm, ömrü on dört yıl olan” der. İşte biz, barışın her gününü neredeyse bir yıl gibi yaşadık.

PKK tarafından 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde gerçekleştirilen kongre ve 12 Mayıs’ta açıklanan kararlar, demokratik bir çözüm için önemli bir fırsatı beraberinde getirmiştir. 12 Mayıs, Türkiye’de yalnızca bir tarih değil; geçmişin yükünü hafifletmenin başlangıcı demektir.

Bu noktaya gelmemiz; mücadele edenlerin, bedel ödeyenlerin ve kaybettiklerimizin anne babalarının duaları sayesinde olmuştur. Barış ve demokrasi mücadelesinde hayatını kaybeden tüm canları minnetle anıyor ve saygıyla eğiliyorum.

Dün, Türkiye ve Ortadoğu tarihinin en önemli günlerinden biri yaşandı. 27 Şubat’tan 12 Mayıs’a kadar geçen süreç, bir dönemin kapanışına ve yeni bir dönemin başlamasına işaret ediyor. Sayın Abdullah Öcalan’ın öncülüğünde gerçekleşen bu dönüşüm, hem Kürt siyasal tarihi hem de Türkiye tarihinin en çarpıcı olaylarından biri olmuştur.

Yaşanan süreç, barış için yürütülen mücadelenin çözüm odaklı bir yaklaşıma evrildiğini gösteriyor. Alınan karar; Kürt-Türk ilişkilerinde demokratik bir zemin oluşturmayı, ortak vatan anlayışını geliştirip barışçıl bir çıkış için güçlü bir çağrıyı ifade etmektedir. Bu mesaj, yalnızca Kürtlere değil tüm Türkiye toplumuna ve uluslararası kamuoyuna da yöneltilmiştir.

86 milyonun beklentisi, geleceğine sahip çıkmak, sözünü büyüterek demokratik siyaseti dönüştürmektir. Siyasetin yükümlülüğü de, barış sürecini kalıcı hale getirecek hukuki ve siyasi yapıları inşa etme sorumluluğunu taşımaktır. Uluslararası kamuoyuna düşense, bu sürece gerçek anlamda destek vermek için dayanışma içinde olmaktır.

Başta TBMM olmak üzere, tüm siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ve aydınlar, bu sürecin asli sahipleridir. Bu sürecin başarıya ulaşması için gereken çabayı göstereceklerinden hiç şüphemiz yoktur.

Sayın Devlet Bahçeli’nin “Barış havası kalıcı ve gerçekçi olmalıdır” ifadesinin yanı sıra, Sayın Özgür Özel’in “Kalıcı toplumsal barış için atılacak adımların samimiyetine ve hukukiliğine bağlıdır” açıklaması da büyük önem taşımaktadır. Yürütme erkinin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesini bekliyoruz.

Bu kararın Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir önemi var. Düşünün ki bir köydeyiz ve ortak yaşam alanı olan bir su kuyusu var. Ancak yıllardır bu kuyu için çatışıyoruz. Ya bu çatışmalara devam edeceğiz ve yok olacağız ya da elimizi birleştirip birlikte yaşam suyuna ulaşacağız. Su, kuyu ve hayat hepimizin ortak kaderidir.

Şu an biz de o kuyunun başında duruyoruz. Susuz topraklarımız ve yanık yüreklerimizle birbirimize bakıyoruz. Bugün, bu kuruyan suyu canlandırmak ve yeni yaşam kuyuları açmak için tarihi bir fırsattayız.

22 Ekim’de Sayın Bahçeli’nin cesur çıkışı, 27 Şubat’ta Sayın Abdullah Öcalan’ın tarihi çağrısı, 10 Nisan’da Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürece sahip çıkması, barışı limana ulaştıracak bir rehber olmuştur. 12 Mayıs’ta PKK’nin yeni bir dönem için aldığı karar, eşit ve demokratik bir geleceği müjdeliyor.

Unutmayın; zor ve çetin bir yolculuktayız. Ancak siyasetin iradesi, gençlerin umudu, kadınların gücü ve ortak dualarımız ile bir gün bu topraklarda barışı sağlayacağımıza tüm kalbimle inanıyorum.

Bir anne düşünün; her kapı çaldığında yüreği ağızına gelen, her telefon sesiyle dizlerinin bağı çözülen.
Bir baba düşünün; oğlunun cenazesini almak için günlerce bekleyen ve sonunda eline oğlunun kemikleri bir torbada verilen.
Bir çocuk düşünün; arkadaşlarına babasının nerede olduğunu anlatamadığı, geceleri yıldızlara bakıp “Babam hangi yıldızın altında?” diye düşünen.

Dilimizin sustuğu, kelimelerin anlamsızlaştığı bir tarih yaşadık. Bu acı dolu deneyimler, yıllarca bu toprakların sessiz tanıklığına dönüştü.
Allah, bu ülke insanlarına bir daha böyle katlanılmaz acılar yaşatmasın.

Bugün, Türkiye’nin yaraları sarma, acılarını dindirme ve dağlanmış kalplerine merhem olma günüdür.
Kederlerimizi paylaştık; şimdi ortak kaderi ve kardeşliği büyütme zamanı gelmiştir.

Mezopotamya’nın bereketli ovalarından Karadeniz’in yemyeşil yaylalarına, Ege’nin zeytin kokulu kıyılarından Zagros’un karlı zirvelerine kadar hep birlikte aynı gökyüzünü paylaştık, aynı toprağın kokusunu içimize çektik.

Kars’ta bilinen bir söz vardır: “Türk ile Kürdün anaları aynı güneşin altında paltar guruttu.”
Artık ölümden değil, yaşamdan, çatışma ve şiddetten değil, barıştan yana olma zamanıdır.

Afyon’un Çobanözü Köyü’ne, Trabzon’un Barışlı Köyü’ne, Cizre’nin Hebler Köyü’ne, Muş’un Betuli Köyü’ne gençlerin cenazeleri gitmesin artık.
Geçmişten taşıdığımız yükler, geleceğinizin üzerinde bir karabasan gibi çökmesin.

Gotin rehet e, lê kirin zehmet e… Werin em bikin. (Söylemesi kolay, yapması zor… Gelin birlikte yapalım.)

Nelson Mandela, yıllar sonra işkence gördüğü gardiyanla bir restoranda karşılaştığında ona şöyle söylemiştir: “Ben bu masaya geçmişin yüküyle gelmedim.”
O, tarihin tekrarını istemiyor; yeni bir başlangıçtan bahsediyordu.

Elbette biz de geçmişle yüzleşeceğiz. Fakat ona takılıp kalmadan, birlikte barışı inşa edeceğiz.
Yeter ki cesur ve kararlı olalım. Yeter ki siyasi çıkarlarımızı barışın önüne koymayalım.

Alevilerin semahında, Sünnilerin duasında, Türklerin türküsünde, Kürtlerin dengbêjinde, Ermenilerin ağıtında, Çerkeslerin dansında ve Lazların horonunda barışı bulalım.

Bir Kürt deyişi der ki: “Eğer kapına bir fırsat gelmişse, onu ertelemek haramdır.”
Bugün barışı ertelemek haramdır. Çünkü barış helaldir, hoştur ve bu topraklara çok yakışır.”

Sırrı Süreyya Önder’in fotoğrafı, toplantıya katılan gruba Ahmet Türk de eşlik etti

DEM Parti Grup toplantısında, Ahmet Türk de yer aldı. Sırrı Süreyya Önder’in fotoğrafı kürsüye konuldu. Sıralarda 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nı temsil eden dövizler yer aldı.

Ayrıntılar daha sonra paylaşılacaktır…

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Türkiye’de Tarihi Barış Fırsatı: Bakırhan’ın Açıklamaları
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.