Bu tutum, sadece güncel bir tepki değil, bir asırdan fazla süren kurumsal hafızanın bir devamı niteliğindedir. 14 Mart 1919 tarihinde İstanbul’un işgali sırasında Tıbbiyeliler, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin iki saat kulesi arasına dev bir Türk bayrağı asarak işgale karşı milli mücadelenin ateşini yakmışlardı. Bu cesur eylem, Kurtuluş Savaşı’nın İstanbul’daki ilk sembollerinden biri olarak tarihe kazındı. Yıllar geçse de anlamını koruyan bu tarihi duruş, günümüzde 14 Mart Tıp Bayramı olarak anılan güçlü bir milli hafızaya dönüşmüştür.
Aynı mekân, 15 Temmuz 2016 gecesi de milletin iradesini savunan bir sembol olarak Türk bayrağıyla yeniden buluştu. Darbe girişimine karşı gösterilen bu tutum, Tıbbiye geleneğinin geçmişte olduğu gibi bugün de milli iradenin yanında yer aldığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Nusaybin’de yaşanan olay sonrası sergilenen duruş hakkında açıklama yapan Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin tarihsel konumunun değişmediğini ifade etti. Aydın, şu şekilde konuştu:
“Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, 14 Mart 1919’da işgale karşı bayrak asarak susmayacağını göstermiştir. 15 Temmuz’da aynı yere bayrak çekerek milli iradenin yanında durmuştur. Bugün Nusaybin’de bayrağımıza yönelik girişim karşısında sergilediğimiz tutum da bu tarihi çizginin bir devamıdır. Bu üniversitenin özünde bu duruş mevcuttur.”
Rektör Aydın, Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin yalnızca bilim üreten bir kurum değil, tarihinden aldığı sorumlulukla hareket eden bir devlet üniversitesi olduğunu vurgulayarak, “Bayrağa sahip çıkmak bizim için bir tercih değil, kurumsal hafızamızın doğal bir gereğidir,” ifadelerini kullandı.
Nusaybin’deki olayla başlayan süreç, iki saat kulesi arasına asılan bayraktan dünyanın 9 ülkesindeki eğitim birimlerine uzanan güçlü bir mesajla son buldu:
Bu topraklarda üniversiteler, hekimler ve bilim, daima milli iradenin ve bağımsızlığın yanında yer alacaktır.
