CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sayımlarının düzenli bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Verilerin planlama açısından önemine dikkat çeken Gürer, şu açıklamalarda bulundu:
“1927 yılında başlayan tarım sayımı süreci, 1950 yılından sonra belirli yıllarda yapılma kararıyla devam etti. 1960 yılında yaşanan aksaklıklara rağmen, 1970, 1980, 1991 ve 2001 yıllarında toplam yedi ayrı sayım gerçekleştirildi. Bu dönemler, tarım alanındaki faaliyetlerin önemli verilerle desteklenmesine katkı sağladı. Ancak, AKP iktidarının 22 yıl süresince bu önemli sayımın yapılmamış olması dikkat çekici.”
“SİSTEMATİK TARIM SAYIMINA İHTİYAÇ VAR”
Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) arasında 2023 Eylül ayında yapılan ‘Genel Tarım Sayımı Yapılmasına İlişkin Protokol’ ile 2026 yılına kadar tamamlanması beklenen bir sayım süreci başlatılmıştır. Ayrıca, 10 Mayıs tarihli Cumhurbaşkanı Genelgesi ile bu süreç yeni bir aşamaya geçmiştir.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile TÜİK arasındaki bu protokol, 2001 yılında gerçekleştirilen tarım sayımının ardından planlı üretim modeline geçişin önemli bir adımı olarak değerlendirilmektedir. Ancak, sürecin zaman alması ve gecikmeler, kamuoyunun güvenini zedeleyen bir durum oluşturmuştur. Tarım sayımının acilen yapılması ve verilerin doğru bir şekilde kamuoyuna sunulması gerekmektedir.
“PLANLAMA İHTİYACIMIZ VAR”
Cumhuriyet döneminde tarıma verilen önemin, tarımsal verilerin politika belirleyici olduğunu aktaran Gürer, şu ifadeleri kullandı:
“Son 22 yılda tarımda yapılan planlamaların yokluğu, piyasa koşullarına bırakılan bir ticaret alanına dönüşmesine neden oldu. Küresel iklim değişikliği, pandemiler ve savaşlar, ülkelerin tarımsal kendi kendine yeterlilik arayışına girmesine neden oldu. Nihayetinde, AKP iktidarı da tarımda planlamadan bahsetmeye başladı. Ancak bu sürecin kaynağı, doğru tarım verilerinin elde edilmesiydi.”
CHP’li Gürer, tarım sayımının iki yıl içinde imzalanan protokollerle gündeme geldiğini ifade ederek, bu durumun ilginç olduğunu belirtti. 2026 yılına kadar tamamlanması planlanan süreci yakından takip edeceklerini söyledi.
Gürer, AKP döneminde tarım politikalarının sekteye uğramasının, farklı Tarım ve Orman Bakanları’nın farklı stratejileri takip etmesi nedeniyle tarımın yaşadığı sorunların derinleştiğini aktardı. Tüm bu sorunların kaynağının ise siyasi iktidarın beceriksizliği olduğuna dikkat çekti.
“ÇALIŞMALAR PROTOKOLLE SINIRLI KALMAMALI”
Gürer, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nde yer alan ifadelere de dikkat çekerek, tarımsal üretimden nihai tüketiciye kadar olan gıda arz zincirinin doğru ve güncel verilerle yönetilmesi gerektiğini belirtti.
Ayrıca, Genel Tarım Sayımı’nın, Bakanlık ve TÜİK iş birliğiyle iki aşamalı olarak gerçekleştirileceğini vurguladı; bunun ilki mevcut kayıtlarda yer almayan tarım arazilerinin belirlenmesi, ardından da güncel saha verilerinin toplanması üzerinde yoğunlaşacaktır.
Gürer, geçmişte iki yıldır sürdürülen çalışmaların yalnızca protokol ile sınırlı kalmasının endişe verici olduğunu ifade ederek, sahada hızlıca tespitlerin yapılması gerektiğini belirtti. Tarımda yaşanan gerçeklerin, sayısal verilerle değil, yerinde keşifler ile tespit edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Boşalan ahırlarda hayvan yokluğu gibi somut verilerin doğru şekilde değerlendirilmesi gerektiği, aksi takdirde sağlıklı bir istatistik elde edilemeyecektir.
