1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Su Krizi: Hayat, Savaş ve Eşitsizlik Üzerine

Su Krizi: Hayat, Savaş ve Eşitsizlik Üzerine

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Su, insanlık tarihinin en önemli unsurlarından biri…

Tarih boyunca savaşa neden olan, medeniyetlerin temellerinin atıldığı ve yaşamın sürdürülebilirliğini sağlayan su, sadece yaşam kaynağı değil aynı zamanda iktidarın ve hayatta kalmanın da sembolüdür.

Günümüzde dünya genelinde 2,2 milyar insan temiz içme suyuna ulaşamamakta ve dünya nüfusunun yarısı ciddi su sıkıntısı çekmektedir. Ancak 22 Mart Dünya Su Günü, suyun bize her gün hatırlattığı önemli bir gerçeği de gözler önüne seriyor: Su olmadan dünyada barış sağlanamaz.

Su, bazen çatışmaların merkezinde yer alırken bazen de aracı rolü üstleniyor. Artık salt çevresel bir sorun olmanın ötesine geçen su, toplumsal eşitsizliklerin ve jeopolitik çatışmaların da temel kaynağı haline gelmiştir. Özellikle Ortadoğu, Afrika ve Güney Asya’da tarım ve gıda üretimini olumsuz etkileyen su kıtlığı, devletler arası ve iç çatışmaların tetikleyicisi olduğu gibi zorunlu göçlerin artmasına da neden olmaktadır.

Su, yalnızca bir ihtiyaç olmaktan çıkarak baskı ve savaş aracı haline dönüştürülmektedir. Bu durum, akademik literatürde giderek daha fazla “su savaşları” başlığı altında ele alınmaktadır. (Gleick, 2014; Selby, 2017)

Son yıllarda su altyapısının hedef alındığı saldırılarda ciddi bir artış gözlemlenmiştir. 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde 420’den fazla suyla ilişkilendirilen şiddet olayı kaydedilmiştir. Bu durum, günümüzde suyun bir “silah” olarak kullanılabildiğini açıkça göstermektedir. Barajlar ve diğer su kaynaklarına yönelik saldırılar, milyonlarca insanı doğrudan etkileyerek 2030’a kadar toplam su talebinin arzı yüzde 40 aşacağı öngörülmektedir.

Bu çerçevede, “su krizi”, kaynak rekabetinin savaşa neden olduğu ve altyapıların hedef alınmasıyla insani bir kriz haline geldiği bir durumdur.

Suyun kırılgan yüzü: Kadınlar ve çocuklar

Su eksikliği herkes üzerinde etkili olmakla birlikte, bu etki eşit bir şekilde dağılmamaktadır. Dünya genelinde her gün 250 milyon saat, su taşımaya harcanmakta ve bu işin %70’ten fazlası kadınların omuzlarına yüklenmektedir. Bu durum, kadınların eğitim ve ekonomik hayata katılımlarının azalmasına yol açmaktadır.

Su taşınan her saat, okula gidemeyen bir kız çocuğu ve bir kadının kayıpları anlamına gelmektedir. Bu durum, su politikalarının belirlenmesinde kadınların karar alma süreçlerindeki önemini de vurgulamaktadır.

Temiz suya erişimi olmayan kadınlar, kovalarını kirli suyla doldururken -Tanzanya İsari Köyü

Su krizi sadece erişimle ilgili değil, yaşam ve ölüm arasındaki ince bir çizgide yer almaktadır. UNICEF verilerine göre, Afrika’da her gün beş yaşın altındaki yaklaşık 500 çocuk yetersiz su, sanitasyon ve hijyen nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu durumu, her gün içinde küçük çocuklar olan dev bir uçağın düşmesiyle karşılaştırmak mümkündür. Bu, Afrika’daki güvensiz su kaynaklarının neden olduğu çocuk ölüm oranına eşdeğerdir.

Dünya genelinde su krizi, sağlık, eğitim ve toplumsal eşitlik sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Her üç çocuktan biri (739 milyon) aşırı su kıtlığı yaşamaktadır. Beş yaş altındaki çocuk ölümlerinin başlıca nedenleri arasında kirli suya bağlı ishal ve enfeksiyonlar bulunmaktadır. Okula gidememe durumu ise kız çocukları arasında daha yaygındır ve savaş bölgelerinde bu durum daha da vahim hale gelmektedir.

İhtimaller denizinde yüksek su stresi

Birleşmiş Milletler verilerine göre Türkiye, “yüksek su stresi” yaşayan ülkeler arasında yer almaktadır. Su zengini olduğu düşünülen Türkiye’de, kullanılan su kaynaklarının oranı %40 ila %80 arasında değişmektedir. Son yıllarda yaşanan ağır kuraklık, 2025’te son 50 yılın en büyük kuraklıklarından birinin yaşanacağına işaret ederken, 2030’a kadar Türkiye’nin %88’inin çölleşme riski taşıdığı öngörülmektedir.

Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar, özellikle kırsalda su taşıma yükü ile karşı karşıyadır. Tarımdaki su kıtlığı, ekonomik kırılganlığı artırırken, Suriye ve Irak gibi komşu bölgelerdeki politik gerilim ve savaş, su krizinin büyüme potansiyelini yükseltmektedir.

Su, yalnızca hayati bir ihtiyacın ötesinde, milyonlarca çocuğun hayatta kalma ihtimalinin yanı sıra kadınların özgürleşmesi ve barışın sağlanması açısından da kritik bir öneme sahiptir. Suya erişim temel insan hakkı olarak kabul edilmediği sürece, su altyapısına yönelik saldırılar savaş suçu olarak tanınmadığı müddetçe, kadınların karar verme süreçlerindeki rolü artırılmadığı takdirde ve Türkiye dahil tüm ülkeler sürdürülebilir su politikalarına geçmedikçe, “su krizi”nin çözümü uzak bir hedef olmaya devam edecektir.

Su yönetim şeklimiz, gelecekteki dünyayı şekillendirmektedir. Eğer yarının dünyasından söz edebilmek istiyorsak, dünya bize erişim eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve adalet ilkeleri ile su adaletine öncelik vermemizi zorunlu kılmaktadır.

Kaynakça

Gleick, P. H. (2014). Water, Drought, Climate Change, and Conflict in Syria. Weather, Climate, and Society.

Selby, J. (2017). Water, Power and Politics in the Middle East. I.B. Tauris.

United Nations (2023). World Water Development Report.

UNICEF (2023). Water Scarcity and Children Report.

World Health Organization (2022). Drinking Water Fact Sheet.

FAO (2021). Water and Agriculture Report.

UN Water (2024). Global Water Security Overview.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Su Krizi: Hayat, Savaş ve Eşitsizlik Üzerine
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.