1. Haberler
  2. Siyaset Haberleri
  3. Şimşek’e Yalçın Karatepe’den Sert Eleştiri!

Şimşek’e Yalçın Karatepe’den Sert Eleştiri!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhuriyet Halk Partisi Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek‘in kamuoyuna yansıyan şirket ortaklıkları ve milyarlık ihale bağlantılı şahıslarla olan ilişkileri ile eski fotoğrafları hakkında açıklama yaptı. Karatepe, “Kamu ihaleleriyle servet kazanan kişilerle, bakanlık görevinden önce veya sonra aynı masaya nasıl oturdunuz? “ diyerek sorduğu sorunun basit ama keskin olduğunu belirtti. “Eğer ekonomide hesap tutuyorsanız, öncelikle kendinizin hesap vereceği yer burasıdır. Aksi takdirde o koltuk, sıradan bir karar yeri olmaktan öteye geçemez ve güvenin zedelendiği bir alan olur. Bu durum, birkaç fotoğraf karesiyle sınırlı değil; asıl önemli olan, bu fotoğrafların ne tür bir yönetim anlayışına işaret ettiğidir.” ifadelerini kullandı.

Sözcü gazetesi, Bakan Şimşek’in Ulaştırma Bakanlığı’ndan milyarlık bir yol ihalesini alan Ek-Pet şirketinin sahibi Selman Reşitoğlu ile İstanbul’daki Belediye operasyonlarında suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla tutuklanan Aziz İhsan Aktaş‘ın ortağı Gürkan Dölekli ile İngiltere’de çekilmiş bir fotoğrafını gündeme taşımıştı. Şimşek, sosyal medya hesabında bu fotoğraftan bahsederek, “Şimşek’in masasındaki kişi suç örgütü liderinin ortağı çıktı” başlıklı habere tepki gösterdi. Bakan, “Daha önce de söylediğim gibi, Batmanlı hemşerimle Londra’da ziyaretime gelen kişiyi tanımıyorum. Tanımadığım kişilerin geçmişi ve geleceği hakkında bilgi sahibi olmam imkânsız. Masama oturan veya fotoğraf çektirdiğimiz kişilerle ilişkim olduğu iddiası ise mantıksızdır.” şeklinde yanıt verdi.

Cumhuriyet Halk Partisi Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, Bakan Şimşek’in kamuoyuna yansıyan şirket ortaklıkları ve milyarlık ihale bağlantılı kişilerle olan ilişkileri hakkında yazılı bir açıklamada bulundu.

Karatepe’nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in şirket ortaklıkları ve milyarlık ihale bağlantılı isimlerle olan ilişkileri ile ilgili yaptığı açıklamalar, Türkiye’deki ekonomik yönetimde yaşanan kurumsal çöküşün sadece yüzeysel bir göstergesidir. ‘Ekonomi programı her zorluğun üstesinden geliyor’ diyerek bu tabloyu savunmak, kamuya karşı sorumluluğu inkâr etmenin başka bir yoludur. Gerçek şu ki, Türkiye’deki ekonomik coğrafya artık yalnızca enflasyon, faiz ya da rezerv verileriyle tartışılacak bir teknik mesele olmaktan çıkmıştır. Bugün yaşanan finansal çöküş, siyasi tercihlerle meşrulaştırılmakta ve etik ilkelere açıkça meydan okunmaktadır. Hesap verilmeyen bir ortamda, güven tesis edilemez; güven olmazsa ekonomi yönetilemez.

“Sadece 163 metrekarelik bir ev için ortaklık kurduk”

Bu noktada sorulması gereken soruların başında şunlar geliyor: Kamu ihaleleriyle servet kazanan kişilerle, bakanlık göreviniz öncesinde veya sonrasında neden aynı masada oturdunuz? ‘Sadece 163 metrekarelik bir ev için ortaklık kurduk’ demek, bu durumu açıklamak yerine küçümsemektir. Türkiye’de milyonlarca insan barınma krizinin eşiğindeyken, ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı’nın, kamuya iş yapan bir kişiyle yurtdışında ortaklık kurup mülk edinmesi ciddi bir konudur ve bu durumu savunmak yerine açıklama gerektirir.

Bu durum, birkaç metrekarelik bir daire ile sınırlı kalmayıp, metrekare metrekare büyüyen bir güven krizi haline gelmiştir. Ekonomide güven, yalnızca faiz oranlarıyla değil, masada kimlerle oturulduğuyla ve o masadan neyle kalkıldığıyla ölçülür.

“Ekonomide hesap tutuyorsanız, önce kendiniz hesap vereceksiniz”

‘Tanımıyorum’ diyerek geçiştirilen her kare, kamu vicdanında genişleyen bir çerçevenin parçasıdır. Artık kimse bu durumu “kişisel mesele” olarak değerlendiremez. Bu, görevde olan bir bakanın kamusal sorumluluklarıyla doğrudan ilgilidir. Soru basit ancak keskindir: Ekonomide hesap tutuyorsanız, önce kendiniz hesap vereceksiniz. Aksi takdirde o koltuk sadece karar yeri olmaktan öteye geçemez; güvenin yok olduğu bir yer haline gelir.

Bu sorun birkaç kareye sıkıştırılmış fotoğraflardan ibaret değildir; asıl mesele, o fotoğrafların temsil ettiği yönetim tarzının nasıl bir ekonomik anlayışa karşılık geldiğidir. Bakan Şimşek’in ‘program başarıyla sürüyor’ ifadesi, o karelerde kimlerin yer aldığı sorusundan çok daha ağır bir sorundur. Çünkü giderek daha belirgin hale gelen bir ekonomik başarısızlığın, kişisel ilişkilerle örülü bir iktidar pratiğiyle birleştiğinde nasıl bir bozulma tablosu ürrettiği artık göz ardı edilemez bir gerçektir.

“Ekonomik göstergeler değil, market rafları, boş kasalar ve eriyen maaşlar konuşmaktadır”

Ekonomide durum itibarıyla tüm veriler sıfır durumunda: Finansman kanalları kapanmış, üreticiler artan maliyetlerle başa çıkamaz hale gelmiş, nakit akışı durma noktasına gelmiş, hanehalkları ise temel ihtiyaçları karşılayamaz hâle gelmiştir. Bankalar kredi verme konusunda isteksiz davranmakta, yatırımcılar yönünü kaybetmiş, tüketici ise harcama gücünü giderek yitirmektedir. Burada konuşan ekonomik göstergeler değil, market rafları, boş kasalar ve eriyen maaşlardır. Bu tablo, yalnızca bir daralma değil; sistematik bir çözülmenin belirtisidir. Eğer bu bağlamda hâlâ ‘başarıdan’ söz ediliyorsa, aslında yalnızca ekonomiyle değil, halkla kurulan bağın tamamen kopmuş olduğunu göstermektedir.

Öte yandan, bu tablo yeni bir durum da değildir. 19 Mart 2023 tarihi, zaten sürdürülemez olan ekonomi modelinin çöküşünü hızlandırmıştır. O günden beri uygulanan ekonomi programı, bir toparlanma çabası değil; sorunu yönetme görüntüsü altında halktan alınanlarla belli çevrelere güvence sunma dönemi olmuştur. Şimşek’in açıklamalarında sıkça tekrarlanan ‘algı operasyonu’, ‘program işliyor’ ve ‘hukuki haklarım’ gibi ifadeler, teknik değil; tamamen siyasi bir savunma mekanizmasıdır. Ekonomi programı, her açıklamada aynı cümlelerle destek arayışı içindeyse, bu durum, sürdürülemeyen bir iktidar anlayışını işaret eder. Bu problem, ne ekonomiyle ne güvenle ne de kalkınmayla açıklanabilir; bu, yönetememe hâlinin bir belgesidir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak belirtmek isteriz ki, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik çöküşün arka planında yalnızca yanlış tercihler değil; bu tercihlerden kaynaklanan çıkar ilişkilerinin denetimsizliği yatmaktadır. Eğer ekonomi programı gerçekten başarılıysa, bu ilişkilere dair açıklamalar niçin bu denli telaşlı, ardı ardına ve savunma diliyle yapılmaktadır? Bu soruya dürüst ve kurumsal bir şeffaflıkla verilecek bir cevap yoksa, sorun yalnızca etik bir sorun değil; yapısal bir kriz haline gelmektedir.

“Türkiye’yi yönetenlerin, alın teriyle ayakta duran her bir yurttaşına karşı hesabı vardır”

Türkiye’yi yönetenlerin, bu ülkenin emekçilerine, alın teriyle ayakta duran her yurttaşına karşı bir hesabı bulunmaktadır. Bu hesap, basit açıklamalarla değil; adalet duygusunu zedelemeyen ve topluma örnek olan bir yönetim anlayışıyla sağlanır. Günümüzde ise, ortada hesap veren bir irade de yok, sorumluluk taşıyan bir yönetim anlayışı da mevcut değildir. Kamu görevi, artık sıradan bir kişisel savunmaya indirgenmiştir. Ortaklık hikâyeleriyle sınırlı görünen bu durum, aslında bir yönetememe hâlinin güncel görünümüdür. Toplum ise yalnızca açıklama değil; bu düzenden çıkışı mümkün kılacak bir irade beklemektedir.

Bu tablo değişecekse, o değişimin adresi belli: Sandık. Çünkü bu ülkenin halkı, gerçeklerin üzeri örtüldükçe değil; sandıkta sorulan hesapla ilerler.


 
 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Şimşek’e Yalçın Karatepe’den Sert Eleştiri!
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.