
Silivri Cezaevi’nde 21 Ocak 2025 tarihinden beri tutuklu bulunan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Twitter’da yaptığı paylaşımda Atatürk’ü ve Kurtuluş Savaşı’nı anlattığı bir televizyon konuşmasını sosyal medya üzerinden yayımladı. Özdağ, yaptığı konuşmanın içeriğinde, “Umutsuz durum yoktur, umusuz adam vardır” ifadesine yer verdi. Özdağ, geleceğe umutla bakmanın önemini vurgulayarak, “Bulunduğunuz her durumdan çıkmamak üzere değil, çıkmak üzere yol arayışında olmalıyız” şeklinde konuştu. Özdağ ayrıca, “Biz Mustafa Kemal’in verdiği mücadelenin mirasçılarıyız. Görev emriniz gençliğe hitabedir” diyerek Atatürk’ün gençliğe önem atfettiğini belirtti.
Özdağ, Kurtuluş Savaşı’nın başlama koşullarını anlatırken, “Umutsuzluktan bahsediyorsunuz. Hayır. Ben geleceğe umutla bakıyorum. Çünkü biz Mustafa Kemal’in vermiş olduğu mücadelenin mirasçılarıyız” diyerek Atatürk’ün mirasına olan bağlılığını tekrarladı. Özdağ, konuşmasının başında Türkiye’nin tarihsel süreci içerisinde yaşanan önemli olayları örnek vererek, bu olayların Türk milletinin direniş gücünü ortaya koyduğunu ifade etti.
Özdağ, 1911 yılında gerçekleşen Trablusgarp işgali ile ilgili olarak, “Devletin yollayacak askeri yok” ifadesini kullandı. %görüştüğü sırada, İstanbul’daki bir gazeteci olarak Trablusgarp’ta savaş örgütlemeye çalışırken, Balkan Savaşı’nın başlaması ile hem doğduğu toprakların hem de aile geçmişinin işgal altında kalmasının ardından 2. Balkan Savaşı’na katıldığını dile getirdi. Ardından Çanakkale Savaşı’nda yer alarak, birçok arkadaşının şehit olduğuna dikkat çekti. Sarıkamış ve Süveyş kanalları gibi cephelerde de yaşanan kayıplardan bahsetti.
İlk olarak Gazze’de İngiliz ordusunun taarruzlarıyla karşılaştıklarını ve Gazze savunmasının ardından geri çekilmek zorunda kaldıklarını belirten Özdağ, Kudüs ve Halep’teki durumun kötüleştiğini anlattı. Bu süreçte Kerkük ve Bağdat’ın düşüşüne tanıklık ettiğini vurgulayarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşta yaşadığı çöküşü ve Türk milletinin yaşadığı zorlukları dile getirdi.
Özdağ, İstanbul’un işgali dönemine geçerek, bu süreçte Sadrazama bir emir ile İngilizlerin karaya çıkartılmamasını vahim bir şekilde belirtti. Devletin savaştan yenik çıkması sonrası kendisinin “Ben tanımıyorum” diyerek komutalarını hayata geçirdiğini söyledi. İstanbul’a döndüklerinde İngilizlerin işgali altında olan bir şehre geri döndüklerini aktararak, “Haydarpaşa’da trenden iniyorsunuz. Bir çavuş sizi görünce ‘Mustafa Kemal peronda’ diye bağırıyor. Herkes saygı duruşuna geçiyor” dedi.
Bu sahnede, çavuşla tanıştıktan sonra, geçmişte Çanakkale Savaşı’nda dostluk kurduklarını belirtip, komutanlık sorumluluğunda “Kimse silahını ve cephanesini teslim etmesin. Herkes cephanesini, silahını alsın evine gitsin” emrini verdiğini aktardı. Ayrıca, çavuşa, “Geldikleri gibi giderler” diyerek, düşmanın ülke topraklarını terk ettirmeye yönelik ilk emrini vermiştir. Özdağ’ın bu konuşması, büyük bir cesaret ve kararlılıkla Kurtuluş Savaşı’na nasıl bir zemin hazırlandığını anlamak adına son derece önemlidir.
SONUÇ
Ü

Yorumlar kapalı.