Eğitim emekçilerinin ekonomik ve demokratik haklarının kısıtlanmasına karşı önemli mücadele deneyimleri bulunuyor. Bu mücadelelerin en etkili araçlarından biri grevlerdir. “Emeğimizi görmüyorsanız, sözümüzü duymuyorsanız ve hissettiklerimizi anlamıyorsanız, sahip olduğumuz insani güçlerimizi üretim sürecinde kullanmayı reddediyoruz!” cümlesi, bir grevin anlamını özetliyor. Beyoğlu’ndaki Özel İtalyan Lisesi önünde bir araya gelen grevdeki öğretmenler, okul yönetiminin ve kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla anlamlı dövizler taşıyorlar.
“Aynı okulda iki farklı dünya istemiyoruz!”
“Emeğimiz ve onurumuz için grevdeyiz!”
Kapitalizm, ayrımlar, hiyerarşiler ve eşitsizlikler yaratarak gelişimini sürdürüyor. Güç ilişkileri, hiyerarşik yapının altındakiler ve azınlıkta kalanlar aleyhine işliyor. Özel İtalyan Lisesi’nde bu ayrım, İtalya’dan gelen öğretmenler ile Türkiye’de yaşayan öğretmenler arasında belirginleşiyor. İtalyan ve Türk öğretmenlerin maaşlarının “eşit işe eşit ücret” ilkesine dayanarak birbirine yakın olması gerekiyor. Ancak grevdeki öğretmenler, bu iki grup arasındaki maaş farkının önceki dönemlere kıyasla çok daha fazla açıldığını belirtiyor. Bu durum, geçim sıkıntısı yaratmanın yanında, aynı emek sürecinde bulunan düşük maaşlı öğretmenlerin emeğini değersizleştiriyor ve onurlarını zedeliyor. Mevcut ücret yapısı, İstanbul’daki öğretmenler arasında iki ayrı dünya yaratmış durumda. Aynı okulda çalışan öğretmenler, ücret uçurumundan dolayı farklı mekanlara gidiyor, farklı giyiniyor ve farklı yaşam alanlarına sahip oluyorlar. Oysa eğitim sürecinde verilen zihinsel ve duygusal emek birbirine oldukça benziyor!
Bu durum, Türkiye genelinde öğretmenler arasında derinleşen ayrımların ve hiyerarşinin bir yansıması. Artık tek bir öğretmenlik deneyimi yok; devlet okullarında, özel okullarda, ücretli, aday, sözleşmeli, genç, uzman ve baş öğretmenlerden oluşan farklı statüler mevcut. Bu gruplar arasında eşitsiz bir ilişki tesis edilmiş durumda. Ücret farkları, işsizlik ve güvencesizlik gibi sorunları artırıyor. Yüksek enflasyon ve baskılanmış döviz kuru, özel okul öğretmenlerinin maaşlarını da olumsuz etkiliyor. Özel İtalyan Lisesi yönetimi de öğretmenleri ayrıştıran bir ücret politikası izlemekte.
Okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim okulları ve çeşitli kurslar gibi özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler ise farklı ayrımlara tabi tutuluyor. Yüzbinlerce öğretmenin işsiz olduğu işgücü piyasasında, özel okullarda çalışan yaklaşık 178 bin öğretmenin büyük sorunları var. İşsizlik korkusu, sendikasız olma durumu ve sendikaların toplu sözleşme yetkisinin azlığı, öğretmenlerin haklarını savunma noktasında büyük engeller oluşturuyor. Özel İtalyan Lisesi’ndeki yetkili sendika Tez-Koop-İş Sendikası ise hem grev sürecini sürdürüyor hem de toplu iş sözleşmesi görüşmelerini devam ettiriyor.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu Sözleşmesi Kanunu’nun 41’inci maddesi gereğince, sendikaların bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi olması şartı aranmaktadır. Ayrıca, işçi sendikası, toplu iş sözleşmesi kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarısından fazlasını, işletmede ise yüzde kırkını üye yapması durumunda o işyerinde toplu sözleşme yapma yetkisine sahip olmaktadır. Tez-Koop-İş Sendikası, 10 no.lu işkolunda örgütlenerek bu koşulları sağladığı için özel okullar ve vakıf üniversitelerinde toplu sözleşme yapabilmektedir. Özel okullarda çalışan öğretmenlerin ekonomik ve sosyal haklarını geliştirebilmeleri için 178 binden fazla öğretmenin sendikalarda örgütlenmesi ve bir araya gelmesi şarttır. Bu süreç oldukça zorlu ve yaşamsal bir öneme sahiptir!
Son yılların en uzun süreli öğretmen grevi!
Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevi, son yılların en uzun süren grevlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Grev yasağına rağmen, 100 bini aşkın öğretmenin verdiği destek, 1969 Büyük Öğretmen Boykotu’nu hatırlatıyor. O dönem, öğretmenler sadece kendi ekonomik ve sosyal haklarını değil, aynı zamanda eğitim sisteminin iyileştirilmesini, demokratik ve laik bir devlet yapısını savunmuşlardı. Kamu görevlileri için grev yasağı halen devam ediyor. Anayasanın 54. maddesi, grev hakkını işçilere tanırken, kamu görevlilerini kapsam dışı bırakmıştır. Ancak dışarıdaki yaşam, bu tür sınırlamaları aşma potansiyeline sahip. Son yıllarda, öğretmenler ve kamu görevlileri, sembolik grev kararları alabilmişlerdir. Ancak özel öğretim kurumlarındaki öğretmenlerin sendikalaşma oranı oldukça düşük ve toplu sözleşme hakkı neredeyse imkansız hale gelmiştir. Özel İtalyan Lisesindeki grevin tarihsel ve sembolik anlamı bu bağlamda büyük bir önem taşımaktadır.
Özel sektör öğretmenlerinin büyük bir kısmı, kamu okullarında çalışan meslektaşlarının aldığı maaşların çok altında ücretler almaktadır. Ayrıca, hafta sonu çalıştırılma, uzun çalışma saatleri ve güvencesiz istihdam gibi sorunlarla karşı karşıyadırlar. Tez-Koop-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu ve toplu görüşme sürecinin devam ettiği Özel İtalyan Lisesinde grev 22. gününe ulaşmış durumda. Öğretmenlerin kararlılıkları oldukça etkileyici! Çünkü eşit işe eşit ücret ilkesini zedeleyen uygulamalar hala devam ediyor.
İtalyan Büyükelçiliği önünde eylem!
Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin, okul yönetiminin dayattığı sömürü düzenine ve adaletsiz ücret politikalarına karşı başlattığı grev, bugün itibarıyla 22. gününde. Ankara’da gerçekleştirilen kitlesel basın açıklaması, eğitim emekçilerinin dayanışmasını ve işçi sınıfının bir araya geldiği mücadeleyi sergiledi.
Tez-Koop-İş Sendikası Ankara 3 No.lu Şube Başkanı Cemal Yarga, yaptığı konuşmada “Hak Verilmez Alınır” diyerek taleplerinin karşılanana kadar grevin süreceğini belirtti. Yarga, İtalya makamlarını kendi mevzuatlarına ve evrensel işçi haklarına uymaya davet ederken, Milli Eğitim ve Dışişleri Bakanlıkları’nı da kendi ülkesinin eğitim emekçilerinin yanında durmaya çağırdı. Ayrıca toplu sözleşme sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Okul yönetiminin sıfır zam dayatmasına, kast sistemini andıran ücret eşitsizliğine ve sefalet ücretlerine karşı, sendikamız çatısı altında birleşen eğitim emekçileri, 2025-2026 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin ilk günü olan 2 Şubat 2026 Pazartesi günü ‘Dersimiz: Direniş!’ diyerek greve çıkmıştır. İtalyan meslektaşlarından 6 kat daha
