Eski AKP Milletvekili Mehmet Metiner, yeni çözüm sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmelerinde, “Asıl hedefimiz, PKK’yı bağlı olduğu geniş toplumsal destek ile birlikte, Türkiye’nin gücüne dönüştürecek büyük bir demokratik entegrasyon projesini hayata geçirmektir. Türkiye Yüzyılı’nın inşa sürecinin anlamı budur.” ifadelerini kullandı.
Metiner, “PKK’yı Türkiye’nin gücüne dönüştürmek…” başlıklı yazısında şu şekilde sözlerine devam etti:
“Türkiye Yüzyılı, Türk Yüzyılı olduğu kadar, Kürt Yüzyılı da olacaktır.
Türk ve Kürt, farklı kavim ötesinde aynı kanın döküldüğü, bir bütünün parçaları olacaktır.
Türk ve Kürt tanımları, ortak millet tanımını kapsayacak şekilde evrilecektir.
Türk, Kürt olarak; Kürt de Türk olarak kabul görmekten gurur duyacak.
Her ikisi de, aziz Peygamberimizin ifadesiyle, bir tarağın dişleri gibi eşit durumda olacak.
Türk milleti ve Türk vatandaşlığı tanımları, etnik ya da ırkçı bir anlam taşıdığı takdirde değil, aksine kapsayıcı ve eşitlikçi bir kardeşlik ve vatandaşlık anlayışı benimsendiğinde sorun yaratmayacaktır.
Konuya zarf açısından yaklaşılmadığı sürece, herkes mazruf üzerinde yoğunlaşacaktır.
PKK’nın kendini Türkiye’nin gücüne dönüştürmesi, bu anlayış çerçevesinde inşa edilecek Türkiye Yüzyılı’nın hayati bir meselesidir.
xxxxx
PKK yalnızca silahlı unsurlardan oluşan bir grup değildir.
Bu, milyonlarca taraftarı olan bir siyasi ve toplumsal harekettir.
Sadece Türkiye’de değil, Irak, İran ve Suriye’de sıkı bir bağlılık gösteren, ayrıca Avrupa ülkelerinde de önemli bir destek bulmuş bir harekettir.
Suriye’deki toplumsal destek ve silahlı güçler bilinmektedir.
Avrupa’daki militanların Türkiye karşıtlığı etrafında nasıl organize olunduğu da artık gizli değildir.
Bu nedenle, sorunun çözümünü sadece fesih ve silah bırakma perspektifinden değerlendirenler, yanlış bir bakış açısına sahiptir.
Önemli olan, gönüllü bir birliktelik ve entegrasyonu sağlamaktır.
Bu, kapsamlı bir entegrasyon çabasıdır.
‘PKK Türkiye’nin gücüne dönüştürülmelidir’ derken, kastettiğim tam olarak budur.
Karşılaşacağımız sorunları gelecekte başka güçlerin istismar etmesini istemiyorsak, PKK’yı geniş toplumsal tabanıyla birlikte Türkiye gücüne dönüştürecek büyük demokratik entegrasyon projesini hayata geçirmeliyiz.
Türkiye Yüzyılı’nın inşa sürecinin anlamı budur.
Geçici çözümler, yalnızca günü kurtarır.
Fesih ve silah bırakma gerçekleşse bile, bu gönüllü entegrasyonu sağlayacak yeni bir Türkiye’nin ya da Türkiye Yüzyılı’nın inşasında tereddüt edilirse, mevcut sorunlardan beslenen farklı PKK yapılarıyla gelecekte tekrar karşılaşmak kaçınılmaz hale gelir.
Bu tarihi fırsatı kalıcı bir kazanca dönüştürüp sağlam bir temel oluşturma süreci büyük cesaret gerektirir.
Erdoğan ve Bahçeli’de bu cesareti görmekteyim.
Bilinmelidir ki, Türkiye’nin güçlü bir geleceğini gönüllü bir beraberlik ile inşa etme fırsatı sunan bu tarihi süreci, günü kurtarma anlayışıyla ya da politik çıkarlar için kullanmaya çalışanlar, ülkeye en büyük zararı vermiş olurlar.”



