Uyuşturucu soruşturması çerçevesinde tutuklanan Mehmet Akif Ersoy ve yedi kişi hakkında iddianame hazırlandı. Ersoy, “suç örgütü kurma ve yönetme”, “nitelikli cinsel saldırı (11 kez)”, “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” ile “uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma” suçlamalarıyla 11 yıl 3 aydan 286 yıl 2 aya kadar hapis cezası talebiyle yargılanacak.
Mehmet Akif Ersoy, ‘etkin pişmanlık’ kapsamında yaklaşık üç saat ifade vererek “Uyuşturucu kullanıyorum” itirafında bulundu, ancak bu ifadesinin soruşturmaya katkı sağlamadığı belirtildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturmasında tutuklanan Habertürk TV eski Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy, 31 Aralık’ta savcılığa etkin pişmanlıktan faydalanma talebiyle ek ifade vermişti.
Ersoy’un ifadesinde uyuşturucu madde kullandığını ve kiraladığı evde düzenlenen uyuşturucu partileriyle ilgili bilgiler sunduğu öne sürüldü. Fakat, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumu raporu ile uyuşturucu kullanımını doğruladı ve bu nedenle ifadenin soruşturmaya katkı sağlamadığını ifade etti.
Ersoy hakkında dört ayrı suçtan iddianame düzenlendi. 11 kez nitelikli cinsel saldırıdan yargılanacak olan Ersoy’un ceza talebi 11 yıl 3 aydan 286 yıl 2 aya kadar hapisle sınırlı tutuldu.
Hazırlanan iddianame, incelenmek üzere İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi.
Ersoy, iddianamede “örgüt lideri” olarak tanımlandı
İddianamede, “şüphelilerin savunmalarının aksine, Mehmet Akif Ersoy liderliğinde organize bir yapı kurarak hareket ettikleri” ileri sürüldü. “Suç örgütü lideri” olarak tanımlanan Ersoy ve beraberindeki “örgüt üyeleri”, mağdurlara uyuşturucu vererek ‘örgüt liderinin cinsel ihtiyaçlarını karşılamak’ amacıyla hareket ettikleri iddialarıyla karşı karşıya kaldı.
Ersoy’un Habertürk Televizyonu’ndaki etkisi sayesinde örgüt üyelerini televizyona çıkararak menfaat sağladığı da iddia edildi.
Savcılık, şüphelilerin mağdurlara kokain temin ederek karar alma süreçlerini etkilediğini ve ardından çoklu cinsel ilişkiler yaşandığını belirtti. Uyuşturucu maddelerin çoğunlukla Ersoy’un Ulus ve Seba Flats’teki evlerinde sağlandığı, diğer şüphelilerin ise Ersoy’un nüfuzu nedeniyle onun yönlendirmesiyle hareket ettikleri öne sürüldü.
Kanarya, Atak, Menekşe, Tanca ve Pembe kod isimli beş gizli tanığın ifadeleri de dosyaya dahil edildi. İlk gizli tanık ifadesinin 3 Aralık’ta alındığı tespit edildi.
İddianamede, Mehmet Akif Ersoy’un “suç örgütü kurmak ve yönetmek”, “uyuşturucu ticareti”, “uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma” ve 11 mağdura yönelik “nitelikli cinsel saldırı” suçlarından cezalandırılması talep edildi. Savcılık, suçların farklı tarihlerde tekrarlandığını belirterek zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını da istedi.
“Örgüt üyesi” olduğu öne sürülen Ahmet Göçmez hakkında, “çeşitli olaylarda mağdurlara uyuşturucu temin ettiği ve sekiz mağdura yönelik nitelikli cinsel saldırı suçuna karıştığı” iddiasıyla ceza talep edildi. Bunun yanı sıra, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına mahkemenin karar vermesi istendi.
Mustafa Manaz’ın iki ayrı olayda mağdurlara uyuşturucu sağladığı, kullanım için ortam oluşturduğu ve iki mağdura yönelik nitelikli cinsel saldırıya karıştığı öne sürüldü. Nurullah Mahmut Dündar’ın ise iki olayda uyuşturucu kullanımına imkan sağladığı ve iki mağdura yönelik cinsel saldırıya iştirak ettiği iddia edildi. Taner Çağlı’nın bir olayda iki mağdura yönelik nitelikli cinsel saldırıya karıştığı, Tolga Aykut’un ise bir mağdura uyuşturucu temin ederek çoklu cinsel ilişkiye katıldığı ileri sürüldü.
İddianamede, “bazı mağdurların yaşadıkları olayların ardından psikolojik destek aldıkları” bilgisi de yer aldı. Soruşturmada doğrudan uyuşturucu madde ele geçirilememiş olsa da gizli tanık ifadeleri, HTS kayıtları, iletişim tespit tutanakları ile yapılan kan, saç ve idrar analizlerinde uyuşturucu kullanımına dair bulgular elde edildiği kaydedildi.
Savcılık, tüm şüphelilerin örgütlü bir şekilde hareket ettiğini tanık beyanları, mağdur ifadeleri ve teknik incelemelerle ortaya koyarak sanıkların ilgili suçlardan cezalandırılmasını talep etti.
Torlak hakkında iddia
İddianamede E.A. isimli kişinin, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin eski koordinatörü Furkan Torlak hakkında “Furkan Ankara’dan geldiğini, MİT’te çalıştığını, burada gizli işleri olduğunu ve devletin adamı olduğunu söyledi” şeklinde bir iddiada bulunduğu belirtildi.
İddianamede uyuşturucu altında verilen rızanın geçerli olmadığı vurgulandı
İddianamede, 2024 yılında Mehmet Akif Ersoy’a ait Etiler’deki bir evde D.O., Mehmet Akif Ersoy ve Mustafa Manaz’ın birlikte bulunduğu bir olayda, mağdura uyuşturucu madde verildikten sonra iradesinin zayıflatıldığı ve çoklu cinsel birlikteliğe bu etkinin altında rıza gösterdiği öne sürüldü.
Gizli tanık Tanca’nın, D.O.’nun Göçmez’in telefonunda “Ünlü olmaya çalışan kız” olarak kayıtlı olduğunu beyan ettiği ifade edildi.
İddianamede, konu olan istismar iddiası taşıyan olaylardan birinde, Ersoy ve Manaz’ın mağdur D.O.’ya uyuşturucu madde temin ederek mağdur kadının iradesini zayıflattıkları ve ilişkiye girmeye yönlendirdikleri iddiaları yer aldı. D.O.’nun kendisine verilen uyuşturucu maddenin etkisi altında rıza gösterdiği belirtildi. Ancak, “bu rızanın uyuşturucu maddenin bünyede yarattığı irade zayıflığı nedeniyle geçerli bir rıza olarak kabul edilemeyeceği” vurgusu yapıldı.
HTS kayıtlarına göre, tarafların 2024 yılı içinde dört farklı tarihte aynı konumda bulunduğu tespit edildi.
Savcılık, Mehmet Akif Ersoy ve Mustafa Manaz’ın “uyuşturucu ticareti”, “uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma” ve “nitelikli cinsel saldırı” suçlarını işlediklerini değerlendirerek cezalandırılmalarını talep etti.


Yorumlar kapalı.