Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, DEVA Partisi’nin Kürtçenin kamusal alanda kullanımına ilişkin engellerin tespitine yönelik verdiği araştırma önergesi, AK Parti, MHP ve İYİ Parti’nin oylarıyla reddedildi.
Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu’nda, “varlık barışı” ile ilgili düzenlemeler ve İstanbul Finans Merkezi bünyesindeki firmalara sağlanacak vergi avantajları ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçların taksit sürelerinin artırılmasını öngören Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşülecek.
Teklifin görüşmeleri öncesinde partilerin grup önerileri üzerinde tartışmalar yapıldı. DEVA Partisi’nin sunduğu araştırma önergesi, AK Parti, MHP ve İYİ Parti’nin oylarıyla kabul edilmedi.
Öneri üzerine söz alan DEVA Partisi Van Milletvekili Gülderen Varlı, Kürt sorununun çözümüne yönelik atılacak adımların, uzun yıllardır Kürt halkının karşılaştığı engellerin ortadan kaldırılması anlamına geleceğini belirtti. Varlı, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Kürt sorununun demokratik çözümünde tarihi bir eşik aşmaktayız. Abdullah Öcalan’ın barış ve demokratik toplum çağrısı, elli yıllık çatışma sürecini sonlandırma fırsatının yanı sıra, bu toprakların farklılıklarını zenginlik olarak benimsemek için de bir kapı açmaktadır. Bu aşamada gerekli adımların atılması, Kürt halkının önündeki engellerin kaldırılmasına katkı sağlayacaktır. Demokratik entegrasyon, aynı zamanda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan diğer dillerin de geleceğini güvence altına alır. Bu nedenle, Kürtçenin korunması ve geliştirilmesi, demokratik toplum ilkeleri ve kültürel çeşitliliğin yaşatılması açısından kritik bir önem taşımaktadır.”
“Komisyonun kurulması toplumsal barışa katkı sağlayacaktır”
Kürtçenin korunması ve geliştirilmesinin, demokratik toplum ilkeleri ve kültürel çeşitliliğin yaşatılması adına önemli bir adım olduğunu vurgulayan Varlı, “Bu nedenle, komisyonun kurulması aynı zamanda toplumsal barışın güçlenmesine katkı sağlayacaktır” dedi.
Varlı, dillerin ve kültürlerin eşitliği ilkesini savunduklarını belirterek, “Bizler yıllardır sokakta, okulda, fabrikalarda ve bu kürsüde dillerin, kültürlerin eşitliğini destekledik. Hiçbir dilin diğerinden üstün olmadığını, hiçbir çocuğun ana dilinden koparılmadığı bir demokratik cumhuriyeti desteklemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
CHP’li Konuralp: Ana dili hak olarak görüyoruz
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Okan Konuralp, partilerinin programındaki ilkelere değinerek, toplumsal sorunların çözümünün eşit yurttaşlık temeli üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade etti. Konuralp, “Parti programımızda vurgulandığı gibi, demokratikleşme, toplumsal sorunların eşit yurttaşlık temelinde çözümü için elzemdir. Ana dilimizi bir hak olarak görüyor, tüm yurttaşlarımızın ana dilini öğrenme, kullanma ve geliştirme hakkını savunuyoruz” dedi.
“Annelerimizin dillerini ötekileşmeden korumalıyız”
Bu kapsamda, Türkçe, Kürtçe, Abhazca, Çerkezce, Gürcüce, Lazca, Ermenice, Rumca, Süryanice, Arapça, Boşnakça gibi tüm dillerin korunması gerektiğini belirten Konuralp, “Annelerimiz rüyalarını hangi dilde görüyorsa, o dilin ve diğer dillerin varlığını sürdürmesi bir zorunluluktur. Dillerin kaybı, yalnızca sosyokültürel bir sorun değil, toplumsal mesafeleri de artıran bir sorundur. Ana dil hakkının güvence altında olduğu toplumlarda bireyler, ülkelerine daha güçlü bağlarla bağlanır” diye konuştu.
Çalışkan: AKP iktidarına kadar barış ve huzur içerisindeydik
Yeni Yol Grubu Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, Türkiye’nin geçmişten bu yana farklı medeniyetlerin bir arada yaşama kültürünü barındırdığını belirterek, “Ülkemiz, AK Parti iktidarına kadar Arap, Kürt, Türk, Laz, Çerkez gibi her milletten insanların barış, huzur ve kardeşlik içerisinde yaşadığı bir yerdi” dedi.
Son dönemde izlenen politikaların toplumsal ayrışma noktalarını ve kimliksel farklılıkları siyasi birer araç olarak kullandığını savunan Çalışkan, “Ne yazık ki ayrımcı politikalar, seçim dönemlerinde oy kazanma amaçlı olarak kaşınabiliyor. Ancak bu ülkenin geleceğini düşünmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
Çalışkan, siyasetçilerin ve devlet yönetiminin, günübirlik çıkarlar yerine ülkenin geleceğini planlaması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer bu ülkede yapacağınız politikalar, bu milletin tarihi bağlarını korumayı sağlamıyorsa, barış ve huzur içinde yaşama ortamını oluşturamıyorsanız, bunun hiçbir anlamı yok” şeklinde sözlerini tamamladı. (ANKA)

Yorumlar kapalı.