Diyarbakır
Uzun bir süredir yollardayım.
Newroz kutlamalarına katılmak amacıyla Diyarbakır, Şırnak ve Cizre’yi ziyaret ettikten sonra yeniden Diyarbakır’a döndüm.
Newroz’un oluşturduğu kitlesel atmosferi fırsat bilerek Kürt siyasetini, şehirleri, insanları ve mevcut durumu anlamaya çalışıyorum.
Başlangıçta bir Newroz gözlem dizisi oluşturmak için çıktığım bu yolculuk, gördüklerim, dinlediklerim ve tanık olduklarım sayesinde beni farklı bir yazıya yönlendirdi.
Her bir Newroz kutlamasının beklenenden daha kalabalık geçmesinin nedenlerini, gözden kaçan değişimleri anlamaya çalışıyorum.
Kürt meselesi ve Kürt siyasetini yakından takip eden biri olarak, daha önce yazmak istediğim ancak kafamda tam olarak şekillendiremediğim bir konu var; bu da Kürt siyasetindeki ‘30 yıllıklar’ meselesi.
Kürt siyaseti, kurumları ve aktörleri ile tanıdığımız bir yapıdır. Ancak geçtiğimiz yıl yeni bir denklemin eklendiği bir süreç yaşandı; 30 yıllık mahkûmiyet hayatı sona erenlerin siyasi çalışmalara katılmasıyla birlikte.
Artık Diyarbakır Havaalanı’ndaki kalabalığı görünce insanların aklına ilk gelen soru, “Bir 30 yıllık mı bekleniyor?” olmaya başladı.
Bu durum, yıllar önce siyasette yer almış, tutuklanmış ve cezası bittikten sonra sivil siyasete dönen insanlarla ilgili.
Şu anda sayıları yüzleri aşan bu kişilerin ne kadarının aktif olarak sahada çalıştığını görmek zor. Ancak halkta yarattıkları algı, ‘esas aktörlerin’ geri dönüşü gibi bir durumu ifade ediyor ve siyasete olan güveni yeniden inşa etmeyi amaçlıyor.
Kürt illerinde, bu kişilerin bıraktığı etki ve yapacakları tartışma konusu edilmeye başlandı.
Kapı kapı gezerek halkın yaşadığı deneyimleri dinledikleri ve bunlara göre Kürt siyasetini yeniden şekillendirmeyi hedefledikleri söyleniyor.
Bu ‘30 yıllıklar’ olarak adlandırılan yeni siyasi denklemin merkezinde, İmralı’da Abdullah Öcalan ile birlikte kalmış ve onun sekretaryasında yer almış iki isim; Veysi Aktaş ve Çetin Arkaş bulunuyor.
Bu durumu halkın gözünden değerlendirdiğimizde, bu yeni siyasi yapılanmanın henüz net bir hiyerarşisi yok. Ancak Öcalan’ın yanından gelen bu isimlerin halkta bir karşılıkları var ve etkili bir konumdalar.
Diyarbakır Newrozu’nda Çetin Arkaş’ın konuşmaya başlamasıyla kitlenin tepkisini gözlemleyen biri olarak, bu etkiyi rahatlıkla ifade edebilirim.
Benzer şekilde, Veysi Aktaş’ın sahneye çıkmasıyla kalabalığın sessizleşip onun söylediklerine dikkatle kulak vermesi de daha önceki gözlemlerimle örtüşüyor. Bu siyasi dönüşüm, “mekânın sahipleri döndü” gibi esprilere neden olan değişimlerin yansımalarını sahada görmek mümkün.
Bu durumu yakından izleyen biri olarak, bu dönüşümün Newroz kutlamalarına beklenenden daha fazla katılımla sonuçlandığını düşünüyorum.
Özellikle önceki sürecin yarattığı olumsuzluklar, kayıplar ve eleştiriler, 30 yıllıkların varlığı ile birlikte “bazı şeyler değişebilir” umuduna dönüşmeye başladı.
Demokratik Bölgeler Partisi (DEVA) ve diğer bileşenlerin halk nezdinde ciddi eleştiriler aldığını biliyoruz; iç yapının yeterince etkin olmadığına dair görüşler var.
Geçmişin yarattığı duygular ve partinin sahipsiz kaldığına inanan insanlarda bir yılgınlık yaşanıyordu; şimdi ise bu aktörlerin siyasete girişiyle yeniden bir inanç ve güven ortamı oluşmaya başladı. Bu aktörlere yönelik büyük bir güven ve beklenti var!
Kürt siyasetini yakından takip edenler için, Öcalan’ın partiyi yeniden şekillendirme isteği biliniyor. Neredeyse örgütün kuruluşundan beri cezaevinde olan bu aktörlerin siyasete katılması, Kürt siyasetinin yeni bir aşamaya geçeceğinin habercisi.
Yasal düzenlemelere gerek olmadan siyasete katılan bu kişiler, halk toplantılarına ve çalışmalara başladılar bile.
Kürt halkının örgüt kadrolarına olan güveni bilinen bir gerçek. Ancak Türkiye’de siyasi partilerin köklü ve yozlaşmış yapısını yeniden inşa etmek kolay bir görev değil. Kürt siyasetinin yeni dönemi, Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu perspektif doğrultusunda şekillenecek gibi görünüyor.
Diyarbakır Newrozu’nda dile getirilen “Kişisel ikbal peşinde olanlar sert kayaya çarpacaktır” ifadesi, bu yeni denklemin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.
Kürt siyaseti üzerine çalışanlar ve bu meseleye dair bilgi edinmek isteyenler, bu yeni denklemi, yani Kürt siyasetindeki 30 yıllıklar dönemini dikkatle takip etmelidir.
Şu anda sahalarda ve şehirlerde konuşulan konular, bu aktörlerle ilgili ve gelecek dönemde de epey tartışılacak gibi görünüyor.
Not: Newroz üzerinden devam eden yazılarımda sıradaki duraklarım Şırnak ve Cizre olacak.
