Kurban!
Kulluk bilinciyle dolu gönüllerin Allah’a yönelişi…
İbrahimî bir sadaketin ve İsmailî bir teslimiyetin somutlaşması…
Zengin ile fakir arasında ayrımın silindiği, İslam’ın nuruyla dolmuş kalplerin Allah rızasını kazanmak amacıyla kurban kestikleri bu özel zaman dilimi…
Kesmeye gücü yetmeyenlerin tevekkül ile ibadet ettikleri kutlu bir dönem…
Teşrik tekbirleri, namaz ve hatta kavurması ile Müslümanlığın simgesi…
Yeryüzünde Müslümanların var olduğu sürece yaşatılacak olan sembolik bir ibadet ve ilahi bir mutluluk…
Fakat,
Kirli ideolojiler, karanlık sistemler ve kana doymayan zalimlerin gerçekleştirdiği çeşitli vahşetler yüzünden yaşadığımız bu bayram, bir parça “buruk” geçiyor.
Çocukluğum;
Sözde “laiklik” kavramıyla “Allah adına atılan her adıma yapılan hakaretler” ile dolu olan 90’lı yıllarda geçti.
İslam’ın gereği olan her eylem “irtica” olarak damgalanırken…
Daha da fazlası…
“Bayramdan önce maaş vermeyeceğim. Çünkü sizin alacağınız maaşlarla gidip kurban keseceksiniz. Onları bayramdan sonra vereceğim” diyen sol-seküler iktidarlar…
Sonrasında ise kapı kapı dolaşıp, halkın kestikleri kurbanların derisini zorla toplayarak, haksız kazanç sağlamaya çalışıyorlardı.
Devletin kurban derisi toplamakla görevli kuruluşları, cami, vakıf ve dernekleri gezerek vatandaşın bağışladığı derileri topluyordu.
Sabah kestiği kurbanın derisini camiye teslim eden vatandaş, öğleden sonra görevli bir polis tarafından o deriyi almak zorunda kalıyordu.
Elbette,
Müslümanların derilerine zorla el koyanların, bu derilerle içkili balolar düzenleyip “Onuncu Yıl Marşları” eşliğinde eğlenmeleri ise olayın başka bir boyutuydu.
Geriye dönüp baktığımda, aslında zor günlerin ardında kaldığını ancak daha kötü günlerin bizi beklediğini ibretle gözlemliyorum.
Dün,
Allah’ın emrettiği dini vecibelerini yerine getirmeye çalışanları “dini siyasete alet etmekle” suçlayanlar, bugün gözlerimizin içine baka baka her türlü pişkinliği sergiliyorlar.
Dün,
“Laiklik” ilkesi gereği kurban kesmemeleri için vatandaşa maaş vermeyen ve sadece hayvan derisi toplayanlar,
Bugün kontrol ettikleri belediyeler aracılığıyla halkın kurbanının tamamını talep ediyorlar.
İBB’ye bağlı İstanbul Vakfı’nın yanı sıra, suyu çok gören Tanju Özcan’ın yönettiği Bolu Belediyesi ile Denizli Büyükşehir Belediyesi ve CHP ilçe belediyeleri, kendilerine uygun buldukları pişkinlikle kurban bağışı toplamaya girişiyorlar.
Beni endişelendiren, CHP’lilerin kurban bağışı toplaması değil…
Uzun yıllar Müslümanları “mürteci” olarak yaftalayan ve ikinci sınıf insan muamelesi yapan bu zihniyetin…
Uzakta sandık görünmeksizin camiden çıkmayan, Kur’an-ı Kerim okuyarak iftardan iftara koşan, ve bizden biriymiş gibi davranmalarından kaynaklanıyor.
Özetle, bir asır boyunca İslam karşıtı tutum sergileyen zihniyetin, sadece mütedeyyin kesimden oy almak amacıyla takiye yapması durumu…
Çünkü önceden bizimle aynı safta yer almadıkları için sadece derimizi alabiliyorlardı.
Şimdi ise bizden birileri gibi görünüp, her şeyimizi elimizden almaya çalışıyorlar.
O zihniyetin bugüne kadar gelmiş geçmiş en dindar(!) belediye başkanı olarak nitelendirdiği Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’a neler getirdiğini…
İBB kaynaklarını nasıl talan ettiğini ve insanların birikimlerine nasıl el koyduğunu, kendi tanık beyanlarından ve itiraflardan anlayışıyla gözlemliyoruz.
Eskiden sadece “derimizi” alanlar, şimdi kalan her şeye de göz dikmiş görünmekte…
Geçmişte sadece bayram dönemlerinde soygun yapan zihniyet, artık her gün pervasızca saldırır hale gelmiş durumda.
Adeta bu zihniyetin “kurbanı” haline geldik.
Gerçek manada kurbanı anlayabilmiş olsaydık, bu köhne zihniyet yerine Allah’a ve onun yolundan gidenlere yaklaşmamız gerekirdi.
Dün derimizi almakta zorlanmayanlara, bugün belediyeleri teslim etmememiz gerekirdi.
Bu sebeple,
“Nesli İbrahim”in mübarek bayram vesilesiyle kendini muhasebe etmesi gerek.
Allah’a olan imanını ve inancını kontrol etmesi kaçınılmaz.
Müminlerin aynı delikten iki kez ısırılmayacağı ilkesiyle, 46 yıl geçtikten sonra nasıl birinciliğin onlara geçtiğine bakmamız lazım.
Dolayısıyla, Müslümanlar kendilerini toparlayıp Rabb’lerine verdikleri ahdi yerine getirmelidir.
Dünya, küfür ateşiyle yanarken…
Başta Gazze olmak üzere birçok bölgede insanlar yalnızca Müslüman oldukları için acımasızca katlediliyor.
Bütün bu tezatların birleştiği bir zamanda gelen mübarek Kurban Bayramı’nın, Müslümanların ferasetini artırmasına Allah’tan niyaz ediyorum.
“Gelen bayram, layık olanlara mübarek olsun!”



