(İZMİR) – İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Meslek Fabrikası binasının tahliyesine karşı başlatılan direniş, 10. gününde sürüyor. Dava sürecini değerlendiren İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, ‘kamu zararı’ konusunda uyarılarda bulundu. Yılmaz, “Dört ayrı davadan söz ediyoruz. Hiçbiri kesinleşmiş değil. Belediye burada kamu hizmeti sunmuyor mu? Bu hizmeti engellemekteyiz. Davalar altı ay sonra sonuçlandığında bu kamu zararını kim karşılayacak?” ifadelerini kullandı.
Direnişin sürdüğü Meslek Fabrikası binasında eğitim faaliyetleri sona erdi. Büyükşehir Belediyesi’nin bu binanın devriyle ilgili başlattığı yargı süreci henüz tamamlanmadı.
ANKA Haber Ajansı’na konuşan İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, duruma dikkat çekerek ‘kamu zararı’ konusuna vurgu yaptı.
“Bu kadar hukuksuzluğun başka bir izahı yok”
Yaşananları ‘mala çökme’ şeklinde tanımlayan Yılmaz, durumu şu sözlerle aktardı:
“Ülkemizdeki genel hukuksuzlukların bir yansımasını İzmir’de yaşamaya devam ediyoruz. ‘Şaşırmıyoruz’ demiyorum, şaşırıyoruz. Hukuk adına daha kötü ne olabilir, daha ne kadar hak ihlali yaşanabilir diye düşünüyoruz. Her gün yeni bir hak ihlali ve hukuksuzlukla karşılaşıyoruz. 10 gündür süren bir direniş var ve bu direnişin kırılmayacağına inanıyorum. Çünkü burada, kente ait olan ve bu kentin insanına ait bir mal varlığı söz konusu. Sadece Meslek Fabrikası değil; Egemenlik Binası ve Agora’nın arkasındaki tarihi hamam da benzeri durumlarla karşı karşıya. Büyükşehir Belediyesi, bu konuda son derece haklı. Hem hukuken hem de vicdanen haklıdır. Çünkü bu vakıf, 1893 yılında lağvedilmiş bir vakıftır. Hukuk tanımazlık o kadar büyük boyutlara ulaştı ki, burada yaptıkları yarın başka bir yerde olmayacağının garantisi yok. Bu vakıf mazbut bir vakıf değildir. Buna rağmen, torba yasaya eklenen 30. maddeyle yapılan düzenlemeyi açık bir hukuksuzluk ve mala çökme olarak değerlendiriyorum. Bu kadar hukuksuzluğun başka bir izahı yok. Bu hukuksuzluklara karşı direnmeye devam edeceğiz. Bu kente ait olan, bu kentin malı olan hiçbir şeyin haksız ve hukuksuz bir şekilde ele geçirilmesine izin vermemek bizim görevimiz.”
“İdarenin sadece yurttaşa değil, yargıya da baskısını gördük”
Geçtiğimiz hafta İZBB Başkanı Cemil Tugay ve mahkeme heyetinin, tespit davası kapsamında yapılacak keşif için engellenmesini değerlendiren Yılmaz, “Bir mahkeme heyeti keşif için geldiğinde kimseden izin alınmaz. Yargı tanımazlık ve hukuk tanımazlık burada yaşandı. Büyükşehir Belediyesi, bir sulh hukuk mahkemesinde tespit talebinde bulundu ve bunun için mahkeme heyeti ve bilirkişi burada geldi. Delil tespitleri tarafsız olmalıdır. Orada karşı tarafa haber verilmesi gerekmez. Talepte bulunanla birlikte yapılır. Büyükşehir Belediye Başkanı burada, mahkeme heyeti burada, talepte bulunan avukatlar burada; ancak heyeti içeri almadılar. Bu durum açık bir hukuksuzluk ve suç teşkil ediyor. Buraya mahkeme heyeti kamu görevini ifa etmek için geldi. Bu, kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnmek anlamına geliyor. Açıkça direnildi. İzin kimden alındı? İl Emniyet Müdürü’nden mi, Kaymakam’dan mı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden mi, yoksa Valilik’ten mi? İdarenin, sadece yurttaşa değil, yargıya da baskısını burada görebiliyoruz. Yarım saatten fazla mahkeme heyetini içeriye almadılar ve suç işlediler. Suç işlemeye hâlâ devam ediyorlar. Çünkü hukuksuzluk hâlâ sürüyor.” şeklinde konuştu.
“Bu davalar beklenseydi ne olurdu?”
Devam eden davalara dikkat çeken Yılmaz, ‘kamu zararı’ konusunu tekrar gündeme getirerek şunları söyledi:
“Bu davada Büyükşehir Belediyesi sonuna kadar haklıdır. Mahkemelerin de bu yönde karar vereceğine inanıyorum. Burada kesinleşmiş bir yargı kararı yok. Aynı zamanda idari bir işlem var ve onun iptali için açılmış bir dava mevcut. Dört ayrı davadan bahsediyoruz ve hiçbiri kesinleşmemiş durumda. Sanki yargı karar vermiş gibi açıklamalar yapılıyor. Ne yazık ki süreci başka bir yere çekmeye çalışan bir anlayış var. Bu davalar beklenseydi ne olurdu? Belediye burada kamu hizmeti yapmıyor mu? Bu hizmeti engellediniz. Davalar altı ay sonra bittiğinde bu kamu zararını kim karşılayacak? Hani kamu zararı diyorsunuz? Ardından zimmet çıkararak bazı insanları gözaltına alıp tutuklayacak mısınız? Çünkü denediniz, olmadı. Kimse suçlu değil. Sokaktaki yurttaş, kadın, çocuk fark etmiyor; herkes için hukuksuzluk söz konusu. Kendileri gibi düşünmeyen herkes düşman ceza hukukuyla cezalandırılıyor. Bunun adı demokrasi değil, bunun adı hukuk değil, insan hakları hiç değil.”

Yorumlar kapalı.