Nefes gazetesi yazarı Nuray Babacan, İsrail ile İran arasındaki çekişmelerin ve ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırısının, AKP içinde endişe ve kırılmalara yol açtığını kaleme aldı. Babacan, aktardığı bilgilerde, “Hükûmet kanadındaki bazı isimlerin ve Abdullah Öcalan’ın açıklamalarında herhangi bir değişiklik görülmüyor. Bu durum, sürecin güvencelerle ilerleyebileceğini savunanları beslerken; Ortadoğu’daki yeni dengelerin ve ABD’nin açık tavır almasının PKK’nın belirsizlik içindeki yöneticileri üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğine inanlar da mevcut.” ifadelerini kullandı.
Nuray Babacan, “Açılım ve değişen dengeler…” başlıklı yazısında şu değerlendirmelere yer verdi:
“Hükümetin Kürt açılımına yüklediği anlam, sürecin PKK’nın silah bırakmasıyla noktalanması gerektiğini kimse inkâr edemez. Ancak, İsrail ile İran arasında yaşanan olası bir çatışmanın, iktidar çevrelerinde kaygı ve belirsizlik yarattığı açık.”
Öte yandan, hükümet üyeleri ve Abdullah Öcalan’ın söylediklerinde herhangi bir değişim olmaması, bazılarını sürecin stabil ilerleyebileceğine dair umutlandırırken; Ortadoğu’daki yeni gelişmeler ile ABD’nin açık tavrının PKK’nın lider kadrosunu şüpheye sevk edeceği yönünde düşünceler de artış gösteriyor.
***
Bu konuda hem iç dinamikler hem de dış etkenler etrafında geniş bir değerlendirme yapılmakta. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tutumu dikkat çekerken, Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş’ın ifadelerinin sürecin hâlâ aktarıldığını gösterdiği öne sürülüyor.
Ancak, İran merkezli Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) yönetiminin silah bırakma istikametinde hiçbir düşünceleri olmadığını ve İsrail’in saldırılarını desteklediklerine dair beyanatlar verdikleri, Kandil başta olmak üzere sınır ötesindeki yapı içerisinde bir ayrışmaya sebep olabileceğine dair kaygılar mevcut.
AKP’lilerin zihnini karıştıran en büyük mesele, bölgedeki PKK’lı grupların İsrail-İran çatışması sonrasında hangi yönlere evrileceği. PJAK gibi grupların bu süreçteki etkileri değerlendirilmekte. Genel anlamda, bir kırılma yaşayacakları ve sürecin sekteye uğrayacağı korkusu yaygın.
Suriye, İran ve Irak konularında, PKK yönetiminde savaşın kendilerine yeni fırsatlar doğuracağı yönünde düşünenlerin örgütten ayrılabileceği yorumları da yapılıyor.
***
Daha iyimser bir bakış açısına sahip olanlar ise Türkiye içerisindeki Kürt toplumu arasında PKK’ya olan desteğin belirgin bir şekilde azaldığını, uzun zamandır dağa çıkan nitelikli bir kadronun bulunmadığını ve bölge halkının yatırım ve turizm beklentileriyle yeni fırsatlar elde etmenin hesabını yaptıklarını dile getiriyorlar.
Görüldüğü üzere, iktidar partisi mensupları bu durum karşısında net bir görüş geliştirememiş durumdalar. İsrail-İran Savaşı’nın sonuçlarının Türkiye’deki siyasi denge ve açılım sürecine olan etkileri konusunda belirsizlik hakim. Herkes kendine göre farklı olasılıkları sıralıyor.
Konuya ABD’nin tutumu açısından bakıldığında, AKP’lilerin bir kez daha hayal kırıklığına uğradığı ifade ediliyor. ABD’nin tehditler içeren açıklamalarına rağmen doğrudan savaşa müdahil olmayacağına dair öne sürülen görüşlerin 24 saat içinde geçerliliğini yitirdiği belirtilirken, ABD’nin İran’ın Fordo, Natanz ve İsfahan nükleer tesislerine saldırması durumu kaygıları pekiştirmiş durumda.



