1. Haberler
  2. Siyaset Haberleri
  3. İmamoğlu: “Haksız tutsaklık, yarın yargılayacağım!”

İmamoğlu: “Haksız tutsaklık, yarın yargılayacağım!”

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri Cezaevi’nde başlayacak olan davası öncesinde YouTube hesabından bir mesaj paylaştı.

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi üzerinden yayımlanan mesajında İmamoğlu, “Bir yıl sonunda duruşma aşamasına geldik. Bir yıldır haksız yere tutsak haldeyiz. Yarın mahkeme salonunda olacağız ve ben savunma yapmayacağım, yargılayacağım. Duruşma öncesi neden siyasete girdiğimi, derdimin millet olduğunu anlatmak istedim” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, mesajında ayrıca şunları belirtti:

“Bazen insanlar bana şunu soruyor: ‘Sen neden siyasete girdin?’ Aslında bunun cevabı çok uzun bir hikaye değil. Ben zaten her zaman çalışarak büyüdüm. siyaset, hayatıma sonradan girdi. 5-6 yaşındayken babamla birlikte dükkan açtığımız günleri hatırlıyorum. Kapıyı besmeleyle açardık ve içeri sağ ayakla girerdik. Önce temizlik yapar, sonra sabırla beklerdik. O sabah disiplinleri, insanın karakterini şekillendiriyor. O zaman fark etmiyorsunuz ama yıllar sonra anlıyorsunuz. Ben çocukluğumu çalışarak yaşadım. Toprak belledim, fındık topladım, tütün kırdım, pazara çuval taşıdım. Annemin ürettiklerini sattım. Bizim evde kadınlar da çalışırdı. Annem güçlü bir kadındı, ekonomikti. Anneannem ve babaannem de aynıydı. Küçük yaşta emeğin cinsiyeti olmadığını gördüm. Okuma yazmayı öğrenmeden önce hesap tutmayı öğrendim. Tezgahta bir ürünü tartarken biraz fazla koymayı öğrendim. Amcam derdi ki: ‘Az koyarsan müşteri kaybedersin, biraz fazla koyarsan dua alırsın.’ Bu cümle benim hayatımda çok önemli bir yere sahip oldu.

İstanbul’a geldiğimiz yıllar zorlu geçti. Körfez krizi ve ekonomik sıkıntılar vardı. Babam yeni bir şehirde iş kurmaya çalışıyordu. Ben de bir yandan üniversite okuyordum, bir yandan inşaat alanlarında dolaşıyordum. Günde 10-12 toplu taşıma aracı değiştirerek şehri geziyordum. Projeleri anlatıyor, ev satmaya çalışıyordum. Gençtim, yorulmuyordum. Ancak asıl mesele yorgunluk değilmiş. Sonradan anladım ki, mesele inanmaktı. O dönem şunu öğrendim: Bir işletmede patron olmak değil, çalışanla birlikte çalışmak daha önemlidir. Akaryakıt istasyonunda gece nöbet tuttuğum günleri asla unutamam. Araçların camını temizlerdim. Beni oranın sadece çalışanı zannederlerdi. Babam beni diğer çalışanlardan ayırmazdı. Liyakat dediğimiz şey, benim için orada başladı.

“ÇOCUKLAR KAYGIYLA DEĞİL UMUTLA BÜYÜYECEK”

Siyasete gelince… Ben bir sabah kalkıp ‘siyaset yapayım’ demedim. Beylikdüzü’nde yaşıyordum. Şehir büyüyordu ama ruhu yoktu. Plansızlık ve kimlik eksikliği vardı. Ben bir model hayal ettim: İnsanların aidiyet hissedeceği bir yer. Çocukların parklarda güvende olduğu, insanların kültürle buluştuğu bir kent. 2008’de siyasete girdim. Ön seçim istedim. Bazı dönemlerde kaybettim, aday gösterilmediğim zamanlar oldu ama küsmedim. 2014’te kazandık. Nasıl kazandık? Sabah 6’da başlayıp gece 2’de biten bir tempoyla her sokağa girerek, her eve dokunarak. Çünkü siyasetin nabzı sokakta atıyor. Bunu çok erken öğrendim. Belediye başkanı olduğumda insanların bu kente ait hissetmeleri için dikkat ettim. Yaşam vadileri, kültür merkezleri ve dayanışma evleri kurduk, gıda bankası oluşturduk. Ama asıl yaptığımız şey beton değil, bağ kurmaktı.

İstanbul’da da benzer bir yaklaşım benimsedim. Sokağa çıktım, dinledim. Bir çocuğun ‘Anneme iş bulur musun?’ dediği anı asla unutamam. İlkokul çağındaki bir çocuk ‘kaygı’ kelimesini bilmiyor ama kaygıyı yaşıyor. Benim siyasette kalma motivasyonum o cümledir. Bugün yaşadıklarımız herkesin gözleri önünde. Üç kuşaktır büyüyen aile şirketimize kayyum atandı. 77 yaşındaki babamın emekli maaşına el konuldu. Bu mesele şahsi değil. Benim meselem şu: Eğer hukuk keyfi hale gelirse kim güvende kalır? Mülkiyet hakkı, insanın emeğinin karşılığıdır. Bir ülkede hukuk zayıflarsa ekonomi de zayıflar ve kaçar. Ben bunu bir siyasetçi olarak değil, bir iş insanı olarak ifade ediyorum. Umutsuz muyum? Hayır. Çünkü bu ülkede hala çalışkan, vicdanlı ve sorumluluk sahibi gençler var. Ben siyasete zenginleşmek için girmedim; zaten işim vardı. Ben bu ülkenin daha adil olabileceğine inandığım için siyasete girdim. Belki bugün zor bir dönemden geçiyoruz ama inanıyorum ki bu ülke yeniden nefes alacak. Çocuklar kaygıyla değil, umutla büyüyecek. Benim hikayem aslında bir çocuğun çalışarak büyüdüğü yere borcunu ödeme hikayesidir. Ve ben o borcu ödemeden durmayacağım.”

Bir yıl sonunda duruşma aşamasına geldik. Bir yıldır haksız yere tutsak haldeyiz.

Yarın mahkeme salonunda olacağız ve ben savunma yapmayacağım, yargılayacağım.

Duruşma öncesi neden siyasete girdiğimi, derdimin millet olduğunu anlatmak istedim. https://t.co/3p0nBrLi1L

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
İmamoğlu: “Haksız tutsaklık, yarın yargılayacağım!”
+ -
Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.