Almanya’da gerçekleştirilen Ludwig Erhard Summit’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu, “iki özgürlük savaşçısı” olarak onurlandırıldı.
Weimer Media Group’un düzenlediği zirvede, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk süreci, Türkiye’deki basın özgürlüğü, demokratik haklar ve yargı süreçleri gibi konular ele alındı.
Zirvenin açılış konuşmasını yapan Weimer Media Group Genel Yayın Yönetmeni Christiane Goetz-Weimer, Ekrem İmamoğlu’nun “özgür söz ve özgür seçimler için mücadele ettiği için cezaevinde bulunduğunu” belirtti.
Goetz-Weimer, İmamoğlu’nun çalışmalarının demokrasinin gücünün aşağıdan büyüdüğünü gösterdiğini ifade ederek, “Güven, katılım ve açık tartışma şehirlerde doğar. Canlı bir kent toplumu özgür devletlerin temelini oluşturur” dedi.
Ekrem İmamoğlu’nun dava süreçleri ve tutukluluğu gündeme geldi
Zirvede, Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davalar, tutukluluk süreci, seyahat kısıtlamaları ve kamuoyunun dava süreçlerine erişimi üzerine değerlendirmeler yapıldı. Goetz-Weimer, İmamoğlu’nun İstanbul’daki yönetim anlayışını “şeffaflık, diyalog ve vatandaş katılımını önceleyen bir siyaset” olarak tanımladı ve Avrupa kurumlarının bu süreci takip ettiğini vurguladı. Ayrıca, Avrupa Bölgeler Komitesi tarafından verilen Pawel Adamowicz Ödülü’ne de değinildi.
Dilek İmamoğlu: “Onun sesi halkla kurduğu bağ hedef alındı”
Zirveye video mesaj gönderen Dilek Kaya İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’deki tutukluluğuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Dilek İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Ekrem İmamoğlu yalnızca özgürlüğünden mahrum bırakılmış bir insan değildir. Onun sesi ve sözü hedef alınmıştır. Onun görünürlüğü hedef alınmıştır. Onun halkla kurduğu bağ hedef alınmıştır. Biz bunu yakından yaşıyoruz. Aile olarak yaşıyoruz. CHP olarak yaşıyoruz. Ülke olarak yaşıyoruz.”
Dilek İmamoğlu, Türkiye’de gazetecilerin yargılandığını, bağımsız yayın organlarının kapatıldığını ve sosyal medya hesaplarının mahkeme kararlarıyla engellendiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu bir iç mesele değildir. Özgür basının olmadığı bir Türkiye yalnızca bizim değil, hepimizin, Avrupa’nın da sorunudur. Bu yüzden Türkiye ile yürütülen her görüşmede, her müzakerede basın özgürlüğü ve tutuklu gazeteciler yer almalı. Ekrem İmamoğlu’nun davası Avrupa kurumlarında takip edilmeli, izlenmeli, seslendirilmeli. Sessizlik, bu baskıya ortak olmaktır.”

Ekrem İmamoğlu: “Onlar yalnızca bedenimi değil, sesimi de hapsetmek istiyor”
Ekrem İmamoğlu, zirveye gönderdiği yazılı mesajda, Mart 2025’te tutuklandığını, sosyal medya hesaplarının kapatıldığını ve kamusal görünürlüğünün engellenmeye çalışıldığını ifade etti. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün aranızda değilim. Sizlere Silivri’deki hücremden sesleniyorum. Sesimin size ulaşması bile başlı başına bir mücadeledir. Çünkü onlar yalnızca bedenimi değil, sesimi de hapsetmek istiyor.
Mart 2025’te tutuklandım. Hemen ardından yaklaşık 10 milyon takipçili sosyal medya hesabım mahkeme kararıyla kapatıldı. Posterlerim kaldırıldı. Adım, görüntüm, sesim kamusal alandan silinmek istendi. Bu bir tesadüf değil. Bu, bir siyasi rakibi susturma planının parçası.”
Türkiye’de medyanın büyük bir kısmının hükümet etkisi altında olduğunu belirten İmamoğlu, “Geriye kalan bağımsız sesler ise dijital platformlarda nefes almaya çalışıyor. Şimdi o nefesi de kesmek istiyorlar. Çünkü özgür medya aynadır. Gerçekten korkanlar ilk taşı aynaya atar” dedi.
İmamoğlu, “Ben susturulsam da gerçek konuşur. Ben görünmesem de millet görür. Bu ülkenin vicdanı yazmaya devam eder. Özgür basın yeniden konuşacak. Adalet yeniden ayağa kalkacak. Milletin iradesi önüne kurulan bütün duvarları aşacak” ifadelerini kullandı. (ANKA)


Yorumlar kapalı.