1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. İletişim Sorunları: Büyümeyen Çocuklar Kuşağı

İletişim Sorunları: Büyümeyen Çocuklar Kuşağı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Büyümeyen çocuklar kuşağı” terimi, bir suçlama olarak değil, bir durumu tanımlayan bir ifade olarak değerlendirilmelidir.

Günümüzde asıl sorun, bireylerin olgunlaşmamasından ziyade, olgunlaşmanın kendisinin oldukça zorlaşmış olmasıdır.

“Büyümek” artık doğal bir evrim süreci olmaktan çıkmış; bilinçli bir çaba gerektiren, kırılgan bir pratiğe dönüşmüştür.

Bir iletişim uzmanı olarak yaptığım gözlemler şunu gösteriyor:

İnsanlar, giderek daha fazla konuşmaktalar; ancak bu iletişimlerin çoğu, “yetişkin” bir zihinsel durumdan (state of mind) yoksun olarak gerçekleşiyor.

Cümle sayısı artarken, anlam derinliği ise aynı oranda genişlemiyor.

İletişim, yavaş yavaş bir etkileşim alanı olmaktan uzaklaşıp, bir pozisyon alma biçimine dönüşüyor.

Bu bağlamda, Eric Berne’in “Games People Play” adlı eserindeki çerçeve hâlâ geçerliliğini koruyor.

Berne’in tanımladığı “Adult to Adult” (Yetişkin–Yetişkin) iletişim işlemi, sorumluluğun paylaşıldığı, doğrudan ve manipülasyondan uzak bir ilişki biçimini ifade etmektedir.

Ancak günümüzde bu iletişim düzlemi giderek daralmaktadır.

“Çocuksu kalma” durumunun kültürel olarak normalleşmesi, özellikle yeni neslin oluşturduğu reklamlarda belirgin bir şekilde gözlemlenen bir eğilim olarak, iletişim biçimlerini de etkilemektedir.

İnsanlar sıkça “çocuk benlik” veya “ebeveyn benlik” pozisyonlarına kayıyor; suçlama, kırılganlık, savunma ve üstünlük kurma refleksleri, günlük ilişkilerde doğrudanlığın yerini alıyor.

Bu durum, diyalogun azalmasına ve oyunların artmasına neden oluyor.

Kim haklı, kim mağdur, kim daha görünür soruları; neyin söylendiğinin önüne geçiyor.

Bu tabloyu daha da derinleştiren bir diğer unsur ise sosyal medya popülizmi.

İletişim, anlaşmanın sağlandığı bir zemin olmaktan çıkıp, görünürlük üretmenin bir aracı haline geliyor.

Düşüncenin ağırlığı geri planda kalırken, tepkinin hızı daha fazla değer kazanıyor.

Dilin keskinliği artıyor, yüzeyselleşiyor ve refleksif bir hale bürünüyor.

Medya ve içerik ekonomisi, bu süreci besleyen etkenlerden biridir.

Tiraj ve reyting mantığı, daha çatışmalı, duygusal ve hızlı tüketilen anlatıları ön plana çıkarıyor.

Sakin, katmanlı ve sorumluluk taşıyan dil geri planda kalırken, sertlik ve kutuplaşma daha görünür hale geliyor.

Bu dönüşüm yalnızca içerik üreticilerini değil; toplumun genel iletişim tarzını da yeniden şekillendiriyor.

Ortaya çıkan tablo oldukça net:

Yetişkinler arasında kurulması gereken doğrudan iletişim hattı zayıflamakta; bunun yerine dolaylı, tepkisel ve çoğu zaman performatif bir iletişim tarzı benimsenmektedir.

Bu durum, yalnızca yanlış anlamaların artmasına neden olmakla kalmıyor; aynı zamanda kuşaklar arası iletişimi de zayıflatıyor.

Çünkü etkili bir aktarım, ancak yetişkin bir dilin varlığında mümkün olmaktadır.

Bu yazı, bir yakınma değil, bir uyarı niteliğindedir.

İletişim, sadece bir konuşma becerisi değil; aynı zamanda bir sorumluluk biçimidir.

Söz konusu sorumluluk zayıfladığında, yalnızca kelimeler aşınmıyor; toplumun sağlığı da olumsuz etkileniyor.

Ve en çarpıcı olanı ise:

Yaşanan olumsuz durumlarda bile bu durumu fark edebilmek, başlı başına yeni bir acı yaratıyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
İletişim Sorunları: Büyümeyen Çocuklar Kuşağı
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.