Çengelköy’deki ünlü çay bahçesinde, iki yıl önce, dokuz yaşındaki karting sporcusu Rüzgar ile röportaj yapıyorum. Rüzgar, sorularıma bilgece cevaplar verirken, dikkat çeken bir konsantrasyonla karşılık veriyor. Aile fertleri Hakan-Burcu Evci çifti, Rüzgar’ın zeki ve efendiler. Rüzgar, sadece çok okumayı sevdiklerini söylüyor ve en sevdiği kitapların yazarı Şermin Yaşar olduğunu belirtiyor. Böylece ben de Şermin Yaşar’ın peşine düşüyorum ve Kelime Müzesi’nden sonra Anne Müzesi’nin kurulması için girişimlerde bulunuyorum.
Anne Müzesi’nin açılışında, nüfus artışının durma noktasına geldiği konusu da gündeme geliyor. Üç çocuk annesi olarak, madalya verilen çok çocuklu anneler hakkında bilgi verilmesiyle ilgili açıklamalarda bulunuyorum. Müzeyi ziyaret edenler, dünya genelinden annelik madalyalarını görebilecekler. Aynı şekilde Türkiye’de yıllar önce verilen çok çocuklu anneler madalyasına da müzede yer veriliyor.
Kelime Müzesi’nin aylık ziyaretçi sayısının 10 bin olmasının beni şaşırttığını ama mutlu ettiğimi ifade ediyorum. Müze kurma amacımın, Türkçenin hak ettiği değeri görmesine katkı sağlamak olduğunu belirtiyorum. Kelime Müzesi, Türkçe sevdalılarının ilgisini çektiği gibi, dil üzerinde düşünmelerine ve Türkçenin söz varlığı hakkında bilinçlenmelerine katkı sağlıyor.
Anne Müzesi’nde sergilenen özel aile hatıralarından biri olan bindallı, babaannemin düğünde giydiği ve bana miras kalan bir parça. Eşyaların saklanması ve sergilenmesi konusunda aile büyüklerimle iş birliği içinde çalışıyoruz. Müze ziyaretçilerinin aile hatıralarına duydukları ilgi beni mutlu ediyor ve ziyaretçilerin her birinin, müzeden ayrıldıktan sonra dil ile ilişkilerinde farklılık yarattığına inanıyorum.
Kendi çocukluğumu unutmamak ve gençlik, yaşlılık gibi kavramları kesin çizgilerle tanımlamamak gerektiğine inanıyorum. Çocuklar için yazdığım kitapların ailelerin de ilgisini çekmesinin, yaşanan tecrübelerimin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Çocuklara iyi örnek olmanın önemini vurguluyor ve çocukların nasihate değil, iyi örneklere ihtiyacı olduğuna inanıyorum.
Müzelerin nasıl gezilmesi gerektiği konusunda, Kurtuluş Savaşı Müzesi’nde bir fotoğraf gördüğüm ve yaşantım üzerindeki etkisiyle anlatarak örnek veriyorum. Her müze ziyaretinin farklı bir deneyim olduğunu ve müzeden çıkarken içimizde bir ateş yakması gerektiğini dile getiriyorum. Müze gezmelerinin dikkatle yapılması ve içselleştirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Yorumlar kapalı.