İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonların beşinci dalgasında gözaltına alınarak 3 Haziran 2025’te tutuklanan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, “Bu satırları Silivri’deki bir hücrede yazıyorum. Yarım asrı aşkın süredir bu ülkeye hizmet eden bir belediye başkanı olarak kendimi ifade etmek zorunda kalmak üzücü. Neredeyse 11 aydır özgürlüğümden yoksunum ve hâlâ ne ile suçlandığımı bilmiyorum. Ortada bir iddianame yok. Ancak, yarım asırlık emeğim bir hücrede tutuluyor,” ifadelerini kullandı.
Tutuklu durumda olan Başkan Akgün, Halk TV yazarı Fikret Bila’ya yazdığı mektupta, 11 aydır Silivri Cezaevi’nde tutuklu olduğunu ve hakkında hâlâ bir iddianame hazırlanmadığını belirtti. Akgün, “Adalet bu mudur? Bir insan, suçunu bilmeden aylarca tutuklu kalabilir mi?” diye sordu.
“Ben bu ülkenin evladıyım. Trabzon’un Araklı ilçesinde doğdum. Çocukluğumun bir kısmı Adapazarı’nda geçti. Annem, ‘Ayşe Ağa’ olarak bilinir ve onun devletine hizmet edenlere gösterdiği saygıyı gözlemleyerek büyüdüm. Bana şunu öğretti: ‘İnsana hizmet, en büyük onurdur.’ Ben de hayatımı buna adadım; hizmete, insana, memleketime,” diye devam etti Akgün. Mektubunda şu ifadelere yer verdi:
“18 yaşında, İstanbul’da Yeşilköy 50. Yıl Lisesi’ni bitirip belediyede numarataj işinde çalışmaya başladım.
Ve o gün kendime bir söz verdim:
“Bu yol, halka hizmet yoludur.”
Yarım asırdan fazla bir zaman geçti.
Bu süreçte bir gün bile halktan kopmadım.
Bir an bile insana hizmet etmekten vazgeçmedim.
1986 yılında dönemin Başbakanı merhum Turgut Özal, ‘Burası, Büyükçekmece ilçe olmalı’ dedi.
Bu sözü bir cümle değil, bir devlet görevi olarak aldık.
Gece gündüz çalışarak, 1988’de Büyükçekmece’yi ilçe yaptık.
Bu, sadece bir idari karar değil, bir vizyonun ve inancın neticesidir.
1994 yılında aday olduğumda, ‘Foseptik kokulu değil, çam kokulu bir Büyükçekmece’ sözü verdik.
Ve bunu gerçekleştirdik!
40 yıldır çözülemeyen altyapı sorununu sadece 18 ayda çözdük.
Çünkü biz söz üretmedik; iş ürettik.
Gücümüzü halkımızın dualarından ve Cumhuriyetimizin kurucu iradesinden aldık.
Şehircilik doktoramı İstanbul Üniversitesi’nde yaptım.
Şehrimi ranta ve betona teslim etmedim.
Belki de mesele budur…
Bugün bir hücredeyim, ailemden ve sevdiklerimden uzaktayım.
Ancak şunu net bir şekilde biliyorum:
Bazı insanlar makam için yaşar, bazıları ise hizmet için.
Ben hep hizmet için yaşadım.
Ömrümü halkıma hizmete adadım.
23 yıl boyunca Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde en kıdemli Türk delegasyon üyesi olarak ülkemi gururla temsil ettim.
Yerel yönetimlerle ilgili toplamda 12 kitap yazdım ve hâlâ hücremde yazmaya devam ediyorum.
Hayat geçip gidiyor ama yazıya dökülen tecrübe kalıyor.
Yazmak, yaşananları anlamlandırmak ve geleceğe bir iz bırakmaktır.
Bizim bir hedefimiz var:
Büyükçekmece’yi sadece bugünün değil, yarının da en yaşanabilir kentlerinden biri yapmak.
Bunu yaparken de yolumuz bellidir.
Cumhuriyetin değerlerine, Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedeflerine ve halkımızın bize verdiği güçten asla vazgeçmeyeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki;
Bir kenti büyüten şey bilimdir, sanattır, kültürdür ve mutlu insanlardır.
Büyükçekmece, Avrupa’nın yedi farklı şehrinin mimari dokusunu yansıtan yaşam alanlarıyla adeta bir açık hava müzesine dönüştü.
İstanbul’un en uzun kesintisiz sahillerinden biri olan Kordonboyu ve Avrupa standartlarında bisiklet yolu ile eşsiz bir yaşam alanı sunduk.
Türkiye’de bir ilk olan Kentsel Şart uygulamasının üçüncü örneğini Büyükçekmece’de hayata geçirdik.
Katılımcı belediyecilik anlayışıyla halkın doğrudan katılımıyla hazırladığımız 2050 Vizyonu, bir ilçe belediyesi tarafından oluşturulan en kapsamlı gelecek planlarından biri oldu.
Bilimsel çalışmalar sonucunda, Büyükçekmece Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın ise tsunamiye hazır ikinci kenti olma özelliği kazandı.
Bizim için görev, sadece makam değil, halkımıza karşı taşıdığımız bir sorumluluktur.


Yorumlar kapalı.