1. Haberler
  2. Siyaset Haberleri
  3. Gezi’nin 13. Yılında İktidarın Korkusu!

Gezi’nin 13. Yılında İktidarın Korkusu!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hatay Milletvekili olarak seçilen Can Atalay, Gezi Direnişi’nin 13. yıldönümünde Silivri’den yazdığı bir makalede, iktidarın muhalefete yönelik uyguladığı baskılara dikkat çekti. Atalay, “İktidar, muhalefeti bastırmak için yasaları ve kuralları hiçe sayarak iki ayaklı bir strateji izliyor. ‘İktidarımı sorgulayana alan açarım, buna karşı çıkanların boynunu eğene kadar peşlerini bırakmam’ anlayışı hakim. Cumhuriyet Halk Partisi ve bu anlayışın temelini oluşturan ‘mutlak butlan kararı’, tüm siyasal ve toplumsal yaşamımızı şekillendirmektedir. Toplumsal muhalefet, mitolojik devin yatağından çok daha geniş bir boyuta ulaşmıştır. İktidarın bakış açısına göre, muhalefetin her türlü yolu ve yöntemi mutlaka engellenmelidir” diye ifade etti.

Gezi davası hükümlüsü olan Atalay, BirGün gazetesine yazdığı yazısında, Gezi Direnişi’nin ardından geçen 13 yıl boyunca muhalefetin karşılaştığı zorluklara dikkat çekti. Yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Bir yıl önce, Gezi’nin 12. yılında BirGün’e içeriden yazmıştım. 13. yıl dönümünde yine içeriden yazmak bana nasip oldu. Kent merkezinde yer alan son kamusal yeşil alanı savunmak amacıyla başlayan ve herkesin kendi itirazıyla tüm ülkeye yayılan Gezi’yi, demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu direniş geleneğini selamlıyorum.”

Marx, “kitlelerin içgüdüsü”nden bahseder. Gezi günlerinde milyonlar, mevcut duruma karşı durarak, aynı zamanda gelecekteki olasılıkları da seziyordu. Demokratik ve sol çevreler, bu süreçte olan biteni öngörüyordu. Milyonların alanlara akması için Gezi’deki gençlerin demokratik duruşunun etkisi büyük oldu. Gezi, farklı itirazların özgürlük ve çoğulculuk temelinde bir araya gelerek ortak bir duruş sergileyebileceğini gösterdi.

Geçen 13 yıla dair bir özet yapmayacağım; milyonların Taksim Gezisi etrafında toplanmasının önemini sıkça dile getirdim. Tekrar vurgulamak gerekirse, dayanışma duygusuyla alanlarda yer alan milyonların, Gezi’nin özgürlükçü ve itirazcı tarzından etkilenmesi, ülkemizdeki en özgün halk hareketini oluşturmuştur.

Gidişatın tuhaf alametler taşıdığı bir gerçek ki, bu durum AKP saflarında da yaygın bir şekilde hissediliyor. AKP’den kopan bazı çevreler, Gezi dönemini ve AKP’nin 2012-2013 yıllarında yeni bir yola girdiğini belirtmekte, bu tarihleri milat olarak görmektedir.

Gezi’yi suçlamak için çeşitli mahkemeler kuruldu, ağır cezalar verildi, ders kitaplarında yerildi. Bugün ülkemizi etkileyen ekonomik kriz, Gezi olaylarının sorumluluğuna atfedildi. Gezi, her fırsatta karalanmaya çalışıldı ve bu süreç hala devam ediyor. Toplumsal hafızadan silinme ve sindirme aktiviteleri aralıksız sürüyor.

Gezi kitlelerinin hissettiği otoriter yükselişin durdurulamaması üzerinde durulması gereken bir konu. Ancak Gezi’nin bu başarısızlık üzerinden değerlendirilmesi, hem otoriterliğin yükseliş döneminde hem de toplumsal süreçlerde ilham kaynağı olan Gezi’ye haksızlık olur. Bunca taarruz ve endişenin nedeni, Gezi’nin her dönemeçte milyonlara hatırlattığı, yaşamlarındaki en güzel anıları ve kendilerini tam bir yurttaş olarak hissetmeleridir.

Mitolojide “misafirperver bir dev” figürü vardır. Misafirlerini ağırlarken, en güzel odada ve en rahat yatakta konuk eder. Yalnızca misafir yatağa kısa geliyorsa uzatır, uzun geliyorsa kısaltır. Bu durum, hem uzun hem de kısa olanların tehlikede olduğunu gösterir. Gezicilerin hissettiği, hazırlanan “yatağın” herkesin hayrına olmadığıdır.

Gezi’nin 13. yılı, “iktidardan bir daha gitmemek üzere her şeyin yapıldığı” bir dönemi işaret ediyor. İktidar, kendisini mülk edinmiş gibi davranmaya devam ediyor. Otoriterliğin sürekliliği için yargı ve diğer kurumlar da dahil olmak üzere her alanda ölçüsüz bir keyfilik hakimdi. Gezi günlerinin hissiyatı artık yaşamımızın somut bir gerçeği haline gelmiştir.

Bu durumu “ikili hukuk/ikili işleyiş” olarak tanımlıyorum. Bu tanım yeni bir keşif değil; otoriter yönetimlerin temel bir özelliğidir. Otoriterliğin stratejisinin temelinde “iktidarımı tartıştırmam” anlayışı yatıyor. Tüm olanaklar yasa ve kurallara aykırı bir şekilde kullanılarak, iki ayaklı bir strateji uygulanıyor: “İktidarımı sorgulayana alan açarım; iktidara talip olanın boynunu eğene kadar peşini bırakmam.” Bu durum, Cumhuriyet Halk Partisi ve “mutlak butlan kararı” ile de yakından ilgilidir.

Toplumsal muhalefetin dayanışması, mevcut gidişata karşı durabilmek adına umut verici bir durum. 19 Mart 2025 tarihinden bu yana var olan demokratik yurttaş hareketliliği, önemli bir dayanak noktasıdır.

“Gezi Ruhu”, 13. yılında toplumda muhalefetin nasıl güçlü bir demokratik dalgaya dönüşeceğini gösteriyor: Her toplumsal ve siyasal hareketin kendini göreceği özgürlükçü ve çoğulcu bir birliktelik sağlanmalıdır.

Bu günleri dayanışmayla aşıp, Anayasa’yı yeniden işler hale getirip, hukuku ve kurumları ayağa kaldıracağız. Cumhuriyetimizi demokratikleştirerek, eşit ve özgür bir Türkiye için yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.

Gezi’de kaybettiklerimize milyonlarca Gezicinin sözü olsun.”

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Gezi’nin 13. Yılında İktidarın Korkusu!
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.