“GENÇLERE ÖĞRETİRSEK DAHA GÜZEL OLUR”
Aslen Derbentli olan ve 63 yaşında 4 çocuk annesi olan atölye şefi Hasibe Çiçek, çocukluğunda annesinin Derbent dokuması yaptığını ifade etti. Bu geleneksel zanaat, onun için sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir hayat tarzı olmuştur. Çiçek, geçmişte annesinin yanında bu işe hevesle katıldığını ve onun çalışmalarına yardımcı olmanın kendisini çok mutlu ettiğini belirtti. Çocukken annesinin tezgahının etrafında dolaştığını ve ondan öğrendiği teknikleri uygulamaya çalıştığını anlattı. Ancak zamanla evlilik, aile kurma ve çocuk sahibi olma gibi nedenlerle bu geleneksel zanaata olan ilgisi azalmış ve kopmalar yaşanmıştır.
Hasibe Çiçek, kendisinin ve kadınların geleneksel dokuma becerilerinin zamanla kaybolmaya yüz tuttuğuna dikkat çekti. “İlerleyen zamanlarda talep azaldı, gençler okullara yönelince böyle şeylere olan ilgi de azaldı,” dedi. Ancak Çiçek, bu geleneksel sanatın tamamen kaybolmaması için bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyor. “Kaybolmak üzereydi, ama biz tekrar hayata geçirdik,” diyerek kendi atölyesinde bu geleneği yaşatmak üzere adımlar attıklarını vurguladı.
Atölyede çalışan kadınlarla aralarında güçlü bir bağ olduğunu ve bir aile gibi olduklarını ifade eden Çiçek, ekip kültürünün önemine değindi. Bu kadınlar, birbirlerini tamamlayan bir takım ruhuyla çalıştıklarını belirtti. Hasibe Çiçek, geleneksel dokuma sanatını sürdürebilmeleri için yeni nesillerin bu işle tanıştırılması gerektiğini düşünüyor. Kızlarının da bu dokuma sanatını bilmediğini belirten Çiçek, “Öğrenmek isteyen herkes buraya gelebilir,” diyerek kapılarının herkese açık olduğunu duyurdu. Ayrıca, “Öğretmemiz gerekiyor, bu sanatı ileriye taşımak için gençlere öğretirsek daha güzel olur,” ifadesiyle de gençlerin bu kültürel mirası öğrenmeleri gerektiğini vurguladı.
Hasibe Çiçek’in memleketinde, zanaatkarlığına ve geleneksel dokuma sanatının sürdürülmesine katkı sağlamanın önemine dair duyduğu sorumluluk, sadece bireysel bir hedef değil, aynı zamanda toplumun kültürel mirasını koruma çabasının da bir parçasını oluşturuyor. Onun hikayesi, geleneksel sanatların unutulmaması ve yeni nesillere aktarılmasının ne kadar kıymetli olduğunu gözler önüne seriyor. Çiçek, gençlerin bu sanata ilgi duymalarını sağlamak için çeşitli çalışmalar yaparak onları bu alana çekmeyi hedefliyor.
Geleneksel dokuma sanatının yeniden canlanmasına dair inancı ve kararlılığı, Hasibe Çiçek’in yaşadığı bölgedeki kadınların da kendilerini ifade etmeleri ve ekonomik olarak bağımsızlıklarını kazanmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor. Kadınların bir araya geldiği bu atölyede sadece el sanatları değil, aynı zamanda bir dayanışma ruhu da gelişiyor. Çiçek, bu birlikteliğin genç kadınlar için bir örnek teşkil etmesini ve onların da ileriye dönük bu tür değerleri benimsemesini umuyor.
Sonuç olarak, Hasibe Çiçek’in yaşam hikayesi, geleneksel zanaatların önemini ve sean özelliklerin, toplumsal değerler açısından nasıl hayata geçirilebileceğini gözler önüne seriyor. Kendi geçmişinden aldığı ilhamla, geleceği şekillendirme çabası içinde olan Çiçek, genç nesillere bırakılacak en değerli mirasın, kültürel geçmişin yaşatılması olduğuna inanıyor. Belki de, bu tür atölyeler sayesinde bir neslin unuttuğu geleneksel dokuma sanatı, yeniden hayat bulacak ve yeni nesillerle buluşacak.

Yorumlar kapalı.