1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Genç Kadınların Sesini Sahneye Taşıyan Oyun

Genç Kadınların Sesini Sahneye Taşıyan Oyun

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bağımsız tiyatro sahnesinin dinamik gruplarından Ga Kolektif, yaratım sürecinde ortaklaşa çalışmalarla ortaya çıkardıkları Köprüden Önce Son Çıkış adlı oyunları ile sanat yoluyla var olmaya çalışan genç kadınların ekonomik ve mesleki zorluklarını sahneye taşıyor.

17 Mayıs’ta Eksi On Altı Mekan’da tiyatroseverlerle buluşacak olan Köprüden Önce Son Çıkış ekibi, Mine Yıldız, Yağmur Güçlü ve Yaren Özkoca; oyunun kurguyla gerçeğin iç içe geçtiği yaratım sürecini ve Türkiye’de bağımsız tiyatro yapmanın getirdiği zorlukları iahaber’e anlattı.

Söyleşinin tamamını dinlemek için tıklayın

– Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Mine: Kadir Has Üniversitesi’nden mezun oldum. Okuldan mezun olur olmaz arkadaşlarımla birlikte bu projeyi hayata geçirdik. Eğitimim boyunca reji alanında yoğunlaştım ve bu alanda çalışmak keyifli geldiği için yardımcı yönetmenlik yapıyorum.

Yaren: Bu oyunun yanı sıra Bu Bir Prova Değil “Le Réel” adlı oyunda da yer alıyorum. Şu an oyunculuk sektöründe tutunmaya çalışıyorum.

Yağmur: Ben de Kimiki Tiyatro’nun Kaşık adlı oyununun kadrosundayım. Ayrıca başka bir ekipte yazarlık yapıyorum.

– Köprüden Önce Son Çıkış oyunu hangi temaları işliyor?

Mine: Oyun, hayatta kalmaya ve kendi mesleğini icra ederek var olmaya çalışan üç genç kadının hikâyesini anlatıyor. Ancak bunu sadece oyunculuk üzerinden kurgulamak istemedik. Bu oyun, jenerasyonumuzdaki tüm gençlerin ortak hikâyelerini yansıtmayı amaçlıyor. Ev problemi, barınma ve iş gibi konularla, hem Türkiye’de hem de dünya genelinde neslimizin karşılaştığı sorunları sahneye taşıdık.

Mine Yıldız, Yağmur Güçlü ve Yaren Özkoca (soldan sağa)

– Köprüden Önce Son Çıkış, bugünün gençlerinin, özellikle bağımsız sanat yapmaya çalışan kadınların hikâyesini ele alıyor. Sahnede izlediğimiz sıkışmışlık durumu ne kadar kurgusal, ne kadar gerçek? Mine, Yağmur ve Yaren karakterleri sizlerin gerçek deneyimlerinden ne kadar besleniyor?

Mine: Oyunun temeli bizim hikâyelerimizden oluşturulmuş olsa da, süreç içerisinde farklı kişilerle yaptığımız röportajlarla ve provada geliştirdiğimiz yapılarla gerçek ile kurguyu harmanladık. Karakterlerimizin isimleri bizim adlarımızla örtüşse de birebir aynı kişiler değiliz.

Yaren: Oyunumuzda kurguyla gerçeklik iç içe geçmiş durumda. İki yıl önce prömiyerimizi gerçekleştirdik; o dönemde bizim için çok gerçek olan bazı özelliklerimiz zamanla evrim geçirdi. Süreç içerisinde, “Buraya artık ihtiyacımız yok galiba” dediğimiz değişimler yaşandı. Kendi gerçekliğimizle, ülkenin durumu ve gündemi arasında sürekli bir değişim yaşanıyor.

Mine Yıldız, Yaren Özkoca ve Yağmur Güçlü (soldan sağa)

– Oyun sürekli güncelleniyor mu?

Yaren: Evet, her sezon öncesinde ve aralarda gerekli revizeleri gerçekleştiriyoruz. Geçen sene vize bölümü yoktu ama Londra ve Almanya’daki festivallere katıldığımızda iki kez vize reddi aldığımız için bu sezon oyuna bir Türkiye’ye kolay vize veren ülkeler bölümü ekledik. Sürekli gündemi ve başımıza gelen olayları oyuna dahil etmeye çalışıyoruz.

– Oyunun fikri nasıl oluştu, nasıl bir araya geldiniz? Yaratım sürecinden biraz bahseder misiniz?

Yağmur: Biz üçümüz Kadir Has Üniversitesi’nde sınıf arkadaşıyız. Okuldayken, mezun olduktan sonra istediğimiz gibi temsil edebileceğimiz bir alan yaratma hayalimiz vardı. Mezuniyet projesi olarak bu projeye başladık ve ortak kaygımız, yargılanma korkusu üzerineydi. Mezuniyet sonrası projeyi daha profesyonel bir hale getirerek sahneye taşıdık.

– Hem yazım, hem yönetim, hem de oyunculuk yapıyorsunuz. Dışarıdan bir göz olmadan denge sağlamak ve oyunu son haline getirmek zor olmadı mı?

Yaren: Sekiz aylık bir süreçten geçtik. Bu süreçte metin ve reji anlamında yanımızda destek olan birçok kişi oldu. Ancak, genel anlamda tek bir dış gözümüz yoktu. Dönem dönem hocalarımızdan ve arkadaşlarımızdan yardım aldık. Provamızın çoğu video kaydı alarak ve belirli bölümlere kişileri atayarak geçti. Üç kişinin her konuda anlaşması ve hızlıca ilerlemesi zor olabiliyor.

Yağmur: Metin, ortaklaşa bir yaratım süreciyle ortaya çıktı. Reji kısmı en son aşamaydı. Herkes kendi katkısını sunduğu için, bir kişinin yönetmenlik yapması metni dağıtabilirdi. Birbirimize güvendiğimiz için bu süreçte tek vücut olduk.

Mine: Klasik anlamda yazılmış bir metnin provasına girmediğimiz için her şeyi fiziksel eylemde ve doğaçlamalarda aradık. Metin ve reji çoğu zaman birbirinin içinde doğdu. Bu nedenle spesifik bir karar merciine ihtiyaç duymadık.

– Tavanı akan bir evde smoothie makinesiyle yaşamak, büyük krizleri küçük illüzyonlarla kapatmanın bir sembolü. Mecidiyeköy’ün arka sokaklarında yaşayan bu üç kadının hayatında smoothie makinesi neden var? Bu, kapitalist sistem eleştirisi mi, yoksa bir ihtiyaç mı?

Mine: Bahsettiğiniz metaforlar için smoothie makinesini kullandık. Bizim neslimizin mülkiyet kavramı oluşmayacak. Ekonomik zorluklar arttıkça, küçük şeylere tutunmak zorunda kalıyoruz. Gele

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Genç Kadınların Sesini Sahneye Taşıyan Oyun
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.