Bir zamanlar gündemimizin merkezinde olan, her görüntüsünde kalbimizi hüzünlendirip, her çığlığında gözyaşlarımızı döktüğümüz Gazze, bugün sessizliğin gölgesinde kalmış durumda. Haberler ve konular değişirken, dünya başka meseleler ile ilgilenmeye başlıyor. Ancak Gazze’de trajedi devam etmekte. Açlık son bulmuyor. Çocukların bakışlarındaki korku ise silinmiyor. İstatistikler, unutmaya yüz tuttuğumuz gerçeği tüm ağırlığıyla gözler önüne seriyor.
UNICEF'in raporuna göre, Haziran 2026 itibarıyla Gazze'de en az 21.700 çocuk hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler'in Ekim 2026 verilerine göre ise halkın yaklaşık %90'ı gıda yardımlarına bağımlı. Yaklaşık 950 bin insan, sel ve yağmur tehlikesi altındaki çadır kamplarında hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Ve belki de en üzcü olanı... Bu istatistiklerin her biri, yarım kalmış hayatların, parçalanmış ailelerin ve bir daha duyulamayacak çocuk kahkahalarının hikayesini temsil ediyor.
Bugün Gazze'de bir çocuk hâlâ sıcak yemek bekliyorsa, bir anne evladını soğuktan korumak için çatı arıyorsa, bir baba ailesine bir lokma ekmek götürmek için savaşıyorsa, orada hâlâ umut var demektir.

Ateşkes haberleri, yıkılan evleri onaramadı. Değişen başlıklar, kaybedilen çocukları geri getirmedi. Dünya, gazetenin başka konularına yönelirken, Gazze'nin yaralarını sarmadı. Şimdi sormamız gereken önemli bir soru var:
Acılar azaldığı için mi daha az konuşuyoruz, yoksa acılara alıştığımız için mi?
Çünkü insanlığın en büyük kayıplarından biri, başkalarının acısını sıradanlaşmış bir hâle getirmektir. Biz buna alışamayız. Bir çocuğun aç uyumasını normal diye adlandıramayız. Bir annenin çaresizliğini görmezden gelemeyiz. Milyonlarca insanın yaşam mücadelesini geçici bir konu haline getiremeyiz.
Bugün Gazze'nin sadece yardıma değil, unutulmaktan da korunmaya ihtiyacı var.
Sesimizi kısmamalıyız. Duyarlılığımızı kaybetmemeliyiz. Dayanışmamızı yitirmemeliyiz. Bir kap sıcak yemek, bir damla temiz su ve bir çocuğun yarınının iyileşmesi adına yaptığımız yardımları geri çekmemeliyiz. Çünkü merhametin süresi yoktur. Vicdanın gündemi değişkenlik göstermez. İnsanlık, yalnızca acıyı gördüğünde değil, herkes bunun üzerini kapattığında bile sorumluluğunu taşır.
Gazze gündem dışı kalsa bile, vicdanlarımızdan düşmemelidir!
Çünkü unutulan her acı, biraz daha yalnızlaşır. Hatırlanan her hayat ise hâlâ umut taşır.
Acılar azaldığı için mi daha az konuşuyoruz, yoksa acılara alıştığımız için mi? Bir zamanlar her gün konuştuğumuz, her görüntüsünde yüreğimizin sızladığı, her çığlığında gözyaşı döktüğümüz Gazze, bugün sessizliğin gölgesinde bırakılıyor. Haberler değişiyor, gündemler değişiyor, dünya başka meselelere yöneliyor. Ama Gazze'de acı dinmiyor. Açlık bitmiyor. Çocukların gözlerindeki korku silinmiyor. Rakamlar, unutmaya başladığımız gerçeği bütün ağırlığıyla yüzümüze haykırıyor. UNICEF'in verilerine göre, Haziran 2026 sonuna kadar Gazze'de en az 21.700 çocuk hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler'in Ekim 2026 raporlarına göre halkın yaklaşık %90'ı gıda yardımlarına bağımlı. Yaklaşık 950 bin insan, yağmur ve sel tehlikesi altındaki çadır kamplarda yaşam mücadelesi veriyor. Ve belki de en acısı... Bu rakamların her biri, yarım kalmış bir hayatın, parçalanmış bir ailenin, bir daha duyulamayacak bir çocuk kahkahasının hikâyesi. Bugün Gazze'de bir çocuk hâlâ sıcak bir yemek bekliyorsa, bir anne evladını soğuktan koruyacak bir çatı arıyorsa, bir baba ailesine bir lokma ekmek götürebilmenin mücadelesini veriyorsa, orada hiçbir şey bitmiş değildir. Ateşkes haberleri, yıkılan evleri yeniden inşa etmedi. Değişen manşetler, kaybedilen çocukları geri getirmedi. Dünyanın başka yöne çevirdiği bakışları, Gazze'nin yaralarını iyileştirmedi. Şimdi kendimize sormamız gereken bir soru var: Acılar azaldığı için mi daha az konuşuyoruz, yoksa acılara alıştığımız için mi? Çünkü insanlığın en büyük kayıplarından biri, başkalarının acısını sıradan görmeye başlamasıdır. Biz buna alışamayız. Bir çocuğun aç uyumasını normal karşılayamayız. Bir annenin çaresizliğini görmezden gelemeyiz. Milyonlarca insanın yaşama tutunma mücadelesini geçici bir gündem maddesine dönüştüremeyiz. Bugün Gazze'nin yalnızca yardıma değil, unutulmamaya da ihtiyacı var. Sesimizi kısmayalım. Duyarlılığımızı kaybetmeyelim. Dayanışmamızı eksiltmeyelim. Bir kap sıcak yemeği, bir damla temiz suyu, bir çocuğun yarınına uzanan iyilik elimizi geri çekmeyelim. Çünkü merhametin son kullanma tarihi yoktur. Vicdanın gündemi değişmez. İnsanlık, yalnızca acıyı gördüğü gün değil, herkes görmeyi bıraktığında da sorumluluk taşır. Gazze gündemden düşse de vicdanlardan düşmemeli! Çünkü unutulan her acı biraz daha yalnızlaşır. Hatırlanan her hayat ise hâlâ umut taşır.
— Deniz Feneri Derneği (@denizfeneriorg) November 2, 2026




Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın