İstanbul’da başlatılan adli soruşturma kapsamında gözaltına alınarak tutuklanan gazeteci Alican Uludağ, beş gündür cezaevinde bulunuyor.
Uludağ, mesleğin son kuşağındaki “iyi gazeteciler” arasında yer alıyor ve kariyerinin büyük bir kısmını adliye koridorlarında geçirdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından üç ayrı suçlamayla hakkında başlatılan soruşturma sonucunda, Uludağ “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderilmiş, ardından Silivri Cezaevi’ne nakledilmiştir.
Gelişmeler üzerine, Uludağ’ı tanıyan meslektaşları sosyal medya üzerinden destek kampanyası başlattı.
Uludağ’ın dosyasına göz atıldığında dikkat çeken bir durum ortaya çıkıyor. Soruşturma, 19 Şubat 2026 tarihinde, yani bir şikayet olmaksızın re’sen başlatıldı. Uludağ’a yöneltilen suçlamalardaki deliller ise Ocak 2025 tarihine kadar uzanıyor; dosyada 2025 yılına ait 22 paylaşım bulunurken, 2026 yılına dair herhangi bir kayıt yer almıyor.
Bu bağlamda, eğer Cumhurbaşkanlığı Uludağ’ın yazdıklarından rahatsız olmuş olsaydı, normal süreçte çoktan şikayette bulunması beklenirdi.
Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan ya da Cumhurbaşkanlığı tarafından böyle bir girişimde bulunulmadığı halde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19 Şubat’ta hızlı bir şekilde soruşturma açması ve Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep etmesi, bakanlığın ertesi gün izin vermesi akıllarda soru işaretleri yarattı.
Uludağ’ın tutuklanma sürecinin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’i hedef alan 17 Şubat tarihli açıklamasından hemen sonra başlamasının, Uludağ’ın daha önce CHP’nin Gürlek ile ilgili HSK’ya sunduğu şikayet dilekçesinin ilk yazarı olmasının bir bağlantısı olup olmadığı belirsizliğini koruyor.
Alican Uludağ’ın avukatları, dün tutukluluğa itirazda bulundular. Dilekçede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu’nun bu soruşturmayı yürütme yetkisine sahip olmadığı vurgulandı.
Avukatlar, dilekçelerde tutuklamayı gerçekleştiren mahkemenin kararında “kuvvetli suç şüphesi var” ifadesinin yer aldığına dikkat çekerken, “kuvvetli suç şüphesini destekleyen somut bir delil yoktur” dediler.
Ayrıca, Uludağ’ın gözaltına alınma işlemini gerçekleştiren Ankara Emniyeti’ne dair bazı eleştiriler de gündeme geldi.
Ankara Emniyeti’ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Uludağ’ın evine on kişiden fazla personel ile baskın düzenledi. Bu durum, sanki karşılarında bir terörist varmış gibi bir izlenim yarattı. İki çocuğunun gözyaşları arasında evden çıkarılan Uludağ’a yönelik uygulanan yöntem, oldukça sertti.
Evde yapılan işlemlerin görüntüleri dosyaya girdiğinde durumun daha netleşeceği düşünülüyor. Ancak Engin Dinç yönetimindeki Ankara Emniyeti, bu tür bir operasyonu başarıyla gerçekleştirdiği için takdiri hak ediyor.
Elbette, geçmişteki örneklerden ilham aldıkları da anlaşılmakta.
Adalet Bakanı Akın Gürlek
Yargıdaki yeni atamaların anlamı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabinedeki iki değişiklik sonrası, yeni bakan yardımcılarının da yine Erdoğan’ın onayıyla atandığı bildirildi.
Adalet Bakanlığı’ndaki bakan yardımcıları değişikliği uzun süre tartışıldı. Bu bağlamda, eksiklikleri tamamlamak daha uygun bir yaklaşım olacaktır.
Bakan Akın Gürlek’in göreve başlamasının ertesi günü yapılan görev dağılımı değişikliği sonrasında, eski ekipten Mehmet Yılmaz’ın görevde kalacağı, ayrıca eski HSK Başkanvekili Halil Koç’un bakan yardımcısı olacağı bilgisi kulislere sızdı. Ancak Erdoğan’ın onayladığı kararnameyle her iki ismin de kadro dışı kaldığı anlaşıldı.
Görevden alınan Bakan Yardımcısı Yılmaz, daha önce yine Adalet Bakan Yardımcılığı yapan Şaban Yılmaz’ın ekibindeydi. Şaban Yılmaz ve Akın Gürlek aynı dönemde bakan yardımcısıydı. Şaban Yılmaz, Aralık 2020’den Ekim 2024’e kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevini yürütürken, Mehmet Yılmaz da Başsavcı vekili olarak görev yapıyordu.
Sonrasında yargıda dengeler hızla değişti. Şaban Yılmaz, Adalet Bakanlığı’nı beklerken Yargıtay Üyesi olarak atandı. Şaban Yılmaz’ın ardından Adalet Bakan Yardımcısı Gürlek, İstanbul’a atandı ve ardından Adalet Bakanı olarak Ankara’ya döndüğünde Mehmet Yılmaz, bakan yardımcılığı görevine veda etti.
HSK kararnamesiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanan Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Beşir Güven, Büyüteç okurları tarafından yakından tanınmaktadır.
Ankara Adliyesi’nde memur suçları bürosunda savcıyken, eski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok hakkında yürütülen şikayetler gündeme gelmişti. Bu soruşturmaların sonuçlanmaması eleştirilmişti. Geçen yıl hazirandaki HSK yaz kararnamesinin ardından Büyüteç’te bu durumu ele alan bir yazı kaleme almıştım. Merak edenler için linki bırakıyorum. Güven, bir yıl dolmadan hızlı bir terfi daha elde etti.
Bu arada, Gürlek’in bakan olmasıyla birlikte görevden alınacağı iddia edilen Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaköse ise görevine devam ediyor.
HSK’nın 2026 yaz kararnamesinde neler olacağını öngörmek için henüz erken.
İçişleri Bakanlığı
İçişleri’ndeki değişiklikler
İçişleri Bakanlığı’ndaki bakan yardımcılarının değişiminde AKP içindeki farklı kanatların etkileri gözlemleniyor.
Önceki dönem Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın, Bakan Ali Yerlikaya ile yaşadığı gerginlikler Büyüteç’in gündeminde yer aldı.

