DEM Parti Eş Genel Başkanları ile Basın Toplantısı
DEM Partisi Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, parlamento muhabirleriyle bir araya gelerek terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın çağrısı ve barış sürecine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda barış sürecinin çözüm yerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) olduğunu vurgulayan eş başkanlar, kapalı kapılar ardında herhangi bir pazarlık yapmadıklarını ve bu süreçte al-ver içinde bulunmadıklarını belirtmişlerdir.
Toplantının önemli bir noktasında, Hatimoğulları, önümüzdeki hafta için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da dahil olmak üzere tüm siyasi partilerden randevu talep edeceklerini dile getirdi. Bu randevuların, barış sürecinin ilerlemesi ve Türkiye’deki siyasi atmosferin iyileşmesi açısından kritik bir adım olacağı öngörülmektedir.
CHP’ye Yönelik Eleştiriler
Toplantıda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile ilgili eleştiriler de gündeme geldi. Özellikle CHP’nin TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca’nın DEM Parti ile yürütülen sürecin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a bir dönem daha kazandırmak amacıyla başladığına ilişkin sorusuna Tuncer Bakırhan sert bir yanıt verdi. Bakırhan, geçmişte cezaevlerinde vakit geçirmiş ve baskıcı politikaları yaşamış siyasi parti geleneğinden gelen kişilerin böyle bir yorumu yapmasının siyasi etik açısından uygun olmadığını ifade etti.
Bakırhan, “Gerçek bir muhalefet varsa burasıdır. CHP süreci heba etmemeli. Eğer beğenmiyorlarsa kendi yol haritalarını ortaya koymalı. Türkiye’nin birinci partisi olacaksın ama yol haritan yok. ‘Birini seçtirmek için uğraşıyorlar’ demek doğru değil” şeklinde konuşarak CHP’nin muhalefet anlayışını eleştirdi.
Bakırhan, Türkiye’deki muhalefetin, silahların devam edip etmemesi gibi köklü meselelerle ilgilenmesi gerektiğini vurguladı. “Kimin cumhurbaşkanı olduğu bu meselelere göre çok daha geri planda kalır. Gerçek bir muhalefete bu şekilde ithamda bulunmak doğru değil” diyerek muhalefetin işlevselliği konusunda da eleştirilerini sürdürdü.
“Kapalı kapılar arkasında pazarlık yapmadık, al-ver içinde olmadık.” ifadesiyle de süreçlerinin şeffaf olduğunu ve yalnızca barış çıkarlarını düşündüklerini dile getirdi. Hatimoğulları ve Bakırhan, Türkiye’nin bu sorunlarının çözümü için birçok alanda adım atılması gerektiğini ifade ederek, siyasi partilere bu gibi konularda sorumluluk düşürdüklerini belirttiler.
Barış Sürecinin Önemi
Hatimoğulları, barış sürecinin yalnızca Türkiye için değil, bölgedeki tüm halklar için önemli olduğunu belirterek, geçmişte yaşanan gerilimlerin sona erdirilmesi gerektiğini savundular. Bu noktada, tüm siyasi aktörlerin bir araya gelerek ortak bir yol haritası geliştirmesi gerektiği üzerinde durdular.
Toplantının genelinde, barış ve uzlaşma arayışlarının artması, tüm partilerin siyasi irade ve iş birliği içerisinde çalışmalarına açık olmaları gerektiği hatırlatıldı. Bu nedenle, yönetimin adımlarını hayata geçirebilmesi için toplumsal desteğin sağlanmasının kritik olduğu ifade edildi.
Hatimoğulları ve Bakırhan, bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının ve yerel inisiyatiflerin de önemli bir rol üstlendiğini, bu nedenle toplumun geniş kesimlerinin de sürece dahil edilmesi gerektiğine dikkat çektiler. Barışın sağlanması için karşılıklı güven oluşturulmasının ve karşılıklı anlayışın esas olduğunu belirterek, bunun için diyalog ve iletişimin artırılması gerektiğini vurguladılar.

Yorumlar kapalı.