CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, “Eğer casusluk aranıyorsa, bakanlar arasında kaç tane çifte vatandaş olduğunu sormalıyız. İngiltere, Amerika ve Belçika vatandaşlığına sahip olanlar var. Casusluk araştırılacaksa, gitsinler hükümetin içindeki, o ülkeye bağlılığını yemin edenleri arasınlar. Ekrem, Necati veya Merdan’dan casus çıkmaz; bu dava tamamen siyasi bir davadır. Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının önünü kesmek amacıyla açılmıştır” şeklinde konuştu.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gül, ‘siyasi casusluk’ iddiasıyla tutuklu yargılandıkları davanın ilk duruşması İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirildi. Duruşmayı izleyen Tanal, ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.
25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeni bir heyet atandı
Tanal, “Bu soruşturma ilk başladığında 25. Ağır Ceza Mahkemesi vardı, daha sonra 39’a kadar genişledi. Dikkatlerin buraya toplanmaması için 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeni bir heyet kuruldu. Duruşmaya çıkan mahkeme heyeti, iddianamenin kabul edilmesinin ardından oluşturulmuştur. Bu heyetin başkanlığına, o dönemde Akın beyle çalışan bir üye seçildi. Diğer iki üye ise sadece 1.5 veya 2 yıllık yargıçlar. Deneyimsiz hakimlere ağır ceza üyeliği yaptırmak, hukuk güvenliği açısından ciddi sorunlar yaratır ve bu dava, mahkeme oluşumu nedeniyle Anayasa Mahkemesi’nde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bozulabilir” ifadelerini kullandı.
“Okunmayan bir şeyi okunmuş gibi göstermek suçtur”
Tanal, duruşma esnasında mahkeme başkanının isim yoklaması yapıldığını ve iddianamenin ya okunduğunu ya da özetinin sunulması gerektiğini belirtti. Ancak, bu durumun gerçekleşmediğini ve okunmayan bir şeyin okunmuş gibi gösterilmesinin suç teşkil ettiğini vurguladı.
“Bunun siyasi casuslukla ne alakası var”
Dava, siyasal ve askeri casusluk iddialarıyla açılmıştır. Tanal, “Ekrem İmamoğlu 2019 belediye seçimlerini kazanarak Türk siyasi yaşamında etkin bir rol oynamak için çalışmalarına devam ediyor. Ancak bunun siyasi casuslukla hiçbir ilgisi yok. Siyasi casusluk, Türkiye’ye ait bir sırrın başka bir devlete veya örgüte verilmesi anlamına gelir. Burada devletin hangi sırrı verildiğine dair en ufak bir bilgi yok. Sanıkların masumiyetini ispatlama yükümlülüğü bulunmamaktadır; bu yükümlülük savcıya aittir” dedi.
“Anayasa rafa kaldırılıyor”
Tanal, Anayasa’nın 30. maddesine atıfta bulunarak, “Basın araçlarına el konulamaz, ancak burada Anayasa ihlal edilmekte ve rafa kaldırılmaktadır. Sanık Hüseyin Gün, devletin en yetkili resmi belgesini aldığını belirtmektedir. Cumhurbaşkanı yardımcısı tarafından yurt dışında çalışmak üzere görevlendirilmiş bir kişidir. Ancak avukatlar bunun belgesini sunmak istediklerinde, yalnızca UYAP sistemine eklendiğinde alabilecekleri ifade edilmiştir. Bu durum, Hüseyin Gün’e çapraz sorgu fırsatını engellemiştir” şeklinde konuştu.
“Jön Türkçüyüm diyor”
İddianameyi hazırlayan savcı, Hüseyin Gün’e veya Ekrem İmamoğlu’na soru sormadı. Mahkeme başkanı, İmamoğlu’na yönelttiği sorularda sosyal davranış kurallarını sorguladığını belirten Tanal, “Hüseyin Gün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ilgili toplantıları organize ettiğini ve bu konuda yetkili kişilerle çalıştığını ifade etmektedir. Kendisi, CHP’ye oy vermemiş bir kişi olduğunu belirtmekte ve ‘Jön Türkçüyüm, ülkemin insanıyım’ demektedir” dedi.
“Bakanlar içinde kaç tane çifte vatandaş var?”
Tanal, “Eğer casusluk aranıyorsa, bakanlar arasında kaç tane çifte vatandaş var? İngiltere, Amerika ve Belçika vatandaşlığına sahip olan bakanlar bulunuyor. Casusluk araştırılacaksa, hükümetin içindeki kişileri incelemeleri gerekiyor. Ekrem, Necati ve Merdan gibi isimlerden casus çıkmaz; bu dava tamamen siyasi bir davadır ve Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemeye yöneliktir” ifadelerini kullandı.
“Silahlı emniyet mensuplarının mahkeme kürsüsüne çıkması suçtur”
Tanal, duruşmanın silahların gölgesinde yapıldığını belirterek, “Mahkeme heyeti gelmeden izleyiciler içerideyken sivil polislerin kürsüye çıkması, yargılamanın ciddiyeti ile bağdaşmamaktadır. Mahkeme hakimi ve savcısı dışında kimse kürsüye çıkamaz. Bu durum, korkutma ve sindirme amacı taşımaktadır. Adalet Bakanlığı ve HSK’ya sesleniyorum; mahkeme hakiminin kürsüsüne silahlı emniyet mensuplarının çıkması suçtur” dedi.

Yorumlar kapalı.