25 Mayıs 2026 00:00
Güncelleme: 25 Mayıs 2026 00:11
19 Mart 2025 tarihi, anımsanacağı gibi, Türkiye siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktasıydı. 21 Mayıs 2026 ve onu takip eden 24 Mayıs 2026 tarihleri de benzer bir öneme sahip olacak.
19 Mart, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ekibinin tutuklanma sürecinin başlangıcını simgeliyor. O gün CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Saraçhane’deki binasına gelerek, orada toplanan yüzbinlerce vatandaşın demokratik itiraz haklarını kullanmalarına öncülük etti. Özel, halkın sesini duyurmak adına büyük bir çaba sarf etti. Eğer o gün bu kararlılık gösterilmeseydi, belediyeye kayyım atanabilirdi. Özel, 19 Mart’tan itibaren İstanbul’un her köşesinde ve Türkiye’nin dört bir yanında yaşananların siyasi bir boyutu olduğuna dikkat çekti. Anketler, toplumun yaklaşık %65’inin yaşananların hukuksuz olduğunu düşündüğünü ortaya koyuyordu. İlk başta, kış şartları, yaz sıcakları ve tatil döneminin yaklaşması gibi etkenlerle eylemlerin azalacağı tahmin edilse de, CHP her yerde kalabalıkları toplayarak bu beklentileri boşa çıkardı.
21 Mayıs, başka bir önemli gelişmenin yaşandığı gün oldu. Anayasa’nın 79. maddesine dayanarak Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) verdiği butlan kararı istinaf mahkemesi tarafından onaylandı. Bu karar, CHP’nin genel başkanı ve yönetiminin eski haline döneceği anlamına geliyordu. Ancak ilginç bir tesadüf olarak, Kılıçdaroğlu, bu kararın açıklanmasından bir gün önce partideki arınmadan bahsetmişti. 21 Mayıs’ta, parti içindeki küçük bir grubun desteğiyle eski genel başkan Kılıçdaroğlu’nun da yeniden sahneye çıkması, CHP’nin iç dinamiklerini de sorgulatıyordu.
24 Mayıs Pazar günü sabah saatlerinde, Kılıçdaroğlu ve beraberindeki milletvekilleri, CHP Genel Merkezi’ne yürüyüşe geçti. Ancak sabah erken saatlerde gelenler, içeri alınmadı. Ardından Kılıçdaroğlu’nun talebi üzerine, öğle saatlerinde polis genel merkezin içine girdi. Bu durum, Türkiye’nin ana muhalefet partisi genel merkezine yapılan bir baskının, ülkedeki siyasi atmosfer üzerinde nasıl bir etki yarattığını gösteriyordu. Özgür Özel’in, yaşananlara rağmen Meclis’e yürüme kararı alması, olayların seyrini değiştirdi. Yağmur altında ilerleyen kalabalık, TOMA’ların önünde durduğunda, Özel TOMA’nın üzerine çıkarak bir miting yaptı. Bu mitingdeki vurgusu dikkat çekiciydi:
“Bu parti 9 Eylül 1923’de Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından kuruldu. 80 darbecileri bu partiyi kapattı. 9 Eylül 1992’de parti yeniden açıldı ve o günden beri faaliyetlerine devam etti. 21 Mayıs 2026’da AK Parti’nin yargı kolları Cumhuriyet Halk Partisi’ni bir kez daha kapattı. Sizi, partinin üçüncü kez açılışına davet ediyorum…”

Bu davet, Özgür Özel’in 19 Mart’tan beri ‘halkla beraber’ sürdürdüğü siyasetin yeni bir aşamasını gösteriyor. Genel Merkez’deki bekleyişi, butlan tebliğini yırtması, yağmur altında yürüyüşe katılması ve TOMA’nın üzerine çıkması, Türkiye siyasetinde sembollerle yapılan bir siyasetin örneklerini sunuyor. Bu görüntüler, toplumun geneline hitap eden, sadece sözleriyle değil, eylemleriyle de mücadele eden bir liderin izlerini taşıyor.
Türkiye’de muhalefet, uzun yıllardır “kurumsal açıklama siyaseti” ile sınırlı kalmıştı. Ancak son yıllarda iktidarın sertleşen dili karşısında, “sahada görünmeyen muhalefet” eleştirileri artmaya başladı. Bugün ortaya çıkan manzara, sadece bir yürüyüş değil, aynı zamanda liderlik biçimine dair önemli bir mesaj taşıyor. Yürüyüş boyunca provokasyon yaşanmaması, Özgür Özel’in liderlik anlayışına dair olumlu bir işaret olarak değerlendirilebilir. Bu tür anlar, özellikle korkunun yaygınlaştığı dönemlerde, insanların yalnızca ne söylendiğine değil, kimin ne kadar risk aldığına odaklanmasına neden olur. Bugün verilen mesaj, “Demokrasi, hukuk ve haklar için geri adım atmayacağız” şeklindeydi.
Son olarak, Türkiye bayrama hazırlanıyor. Ancak bayramlar uzun süredir ortak mutluluğun kaynağı olmaktan uzak. Bu bayram, genel merkezi polis tarafından basılan, yargı kararıyla yönetimi değiştirilmek istenen ana muhalefet, AYM ve AİHM kararlarına rağmen hapiste tutulan isimler, uzun tutukluluklar nedeniyle ailelerinden uzak kalanlar ve eğitim hayatları aniden sonlandırılan öğrencilerle geçecek. Tüm bu olgular, gelecekten ümidini kesmiş milyonlarca gencin üzüntüsüyle dolu bir bayram olacak. Ortak bir yaşam umuduyla, demokrasi ve hukukun egemen olduğu günlerin gelmesi dileğiyle…

Yorumlar kapalı.