CHP’nin 2023 yönetimini değiştiren kurultayının iptaline yönelik istinaf mahkemesi kararının, önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu yönetimini geri getirmesi üzerine Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılıp yapılamayacağı, hukuk camiasında tartışılmaya devam ediyor.
Bu konuda kesin ve net bilgilere ulaşmak ise şu an için mümkün olmamıştır.
Bazı medya kaynaklarına göre, önceki CHP yönetimi (Ö. Özel yönetimi) kararın açıklanmasının hemen ardından temyiz başvurusu yapmış ve tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Yeni yönetim, K. Kılıçdaroğlu’na (KK) geçtikten sonra ise bu temyiz başvurusunu ve tedbirin kaldırılması talebini geri çekmiştir.
Bunun üzerine Ö. Özel adına yeniden bir temyiz başvurusu ve tedbirin kaldırılması talebi yapılmıştır.
Ancak dün basında yer alan başka bir habere göre, yeni yönetim temyiz başvurusunu geri çekmemiş, yalnızca tedbirin kaldırılması talebini geri çekmiştir.
Bu konuda hangi bilginin doğru olduğunu bilmek mümkün değil.
Mevcut yönetimde bu konuyla ilgili kesin bir bilgilendirme yapılmadığını belirtmek gerekir.
Eğer ilk bilgi doğruysa ve temyiz başvurusu önceki yönetim tarafından yapılıp yeni yönetimce geri çekildiyse, Yargıtay bu durumu temyizden feragat olarak değerlendirecek midir?
Yani temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına mı karar verecektir?
Geçen haftaki yazımda bu durumun böyle olabileceğini öngörmüştüm.
Ancak konuyla ilgili yaptığım daha derin araştırmalar, usul hukuku açısından farklı bir boyut ortaya çıkarmıştır.
Temyizde menfaat çatışması
Gelinen noktada, parti tüzel kişiliği ile partinin yeni temsilcisi arasında menfaat çatışması bulunduğu için mahkeme, bu çatışmanın giderilmesi amacıyla, temyiz başvurusunun yapılması ve takibi ile sınırlı olarak tarafsız bir kayyım atanması gerekecektir.
Bu kayyım, sadece temyiz başvurusunun yapılmasına karar verecek bir konumda olacaktır.
İstinafın verdiği kararın parti tüzel kişiliği aleyhine olduğunu belirtmek gerekir.
Davalı konumda olan yalnızca parti tüzel kişiliği bulunmakta ve iptal edilen karar, partinin gerçekleştirdiği kurultaya ilişkindir.
Bu bağlamda, söz konusu istinaf kararı parti tüzel kişiliğinin aleyhine, yeni temsilcisinin ise lehine bir durum oluşturmaktadır.
Dolayısıyla, bu aleyhe kararı temyiz etmek, parti tüzel kişiliğinin lehine, yeni temsilcisinin ise aleyhine bir durum yaratacaktır.
Yeni temsilcinin temyiz başvurusunu geri çekmesi, parti tüzel kişiliğinin aleyhine bir tutum sergilemesi anlamına gelecektir.
Öneri: Sınırlı yetkili tarafsız kayyım başvurusu
Bu tür sakıncaları ortadan kaldırabilmek için usul hukukunda istisnai olarak uygulanan bir kural bulunmaktadır.
Bu tür durumlarda, tüzel kişiliğin hak ve menfaatlerini yeni temsilcisine karşı korumak amacıyla, mahkeme geçici ve sınırlı bir tarafsız kayyım atamaktadır.
Bu kayyım, tüzel kişiliğin tüm yönetimini devralan klasik bir kayyım olmayacak; yalnızca menfaat çatışması doğuran konularla sınırlı ve geçici bir temsilci olacaktır.
Somut olayda, sadece temyiz başvurusu yapılması için görev alacak bir tarafsız kayyım atanacaktır.
Bu başvurunun, önceki CHP yönetiminin temsilcisi Ö. Özel tarafından asliye hukuk mahkemesine yapılması gerekecektir.
Yargıtay’ın bu konuda birçok emsal kararı ve uygulaması bulunmaktadır.
Örneğin, şirket tüzel kişiliği açısından, yeni temsilcinin temyizden feragat etmesi durumunda bir menfaat çatışması oluşacağı ve kayyım atanması gerektiğine dair Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.09.2025 tarihli kararı mevcuttur.
Ayrıca, bu tür kısmi ve geçici kayyım uygulamalarının siyasi partiler dahil tüm tüzel kişiler için uygulanabilmesine dayanak oluşturan bir yasa maddesi de bulunmaktadır: Medeni Kanun m.427/4.
Eğer yeni yönetim, önceki temyiz başvurusunu geri çektiyse, parti tüzel kişiliğinin önceki temsilcisi olan Ö. Özel’in asliye hukuk mahkemesine başvurarak, menfaat çatışması nedeniyle sadece temyiz başvurusunu yapmak ve temyiz sürecine yön vermekle sınırlı bir tarafsız kayyım atanmasını talep etmesi hukuken mümkündür ve gereklidir.


Yorumlar kapalı.