CEDAW Sözleşmesi’nin daha etkili bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 1998 yılında oluşturulan komisyonun raporu incelendiğinde, o dönemde ifade edilen birçok tespit ve önerinin hala geçerliliğini koruduğu ortaya çıkıyor. 28 yıl önce yayımlanan bu raporda, siyasette cinsiyet kotası uygulanması ve kadınların toplumsal cinsiyet kalıplarından kurtulması için eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması gibi öneriler öne çıkıyor.
Türkiye, 1985 yılında imzalamış olduğu CEDAW Sözleşmesi’nin (Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi) yalnızca kağıt üzerinde kalmaması için 1998 yılında bir araştırma komisyonu kurdu. Bu komisyonun o dönemde yayımladığı rapor, günümüzde de geçerliliğini sürdüren birçok tespiti barındırıyor.
Neredeyse 30 yıl önce sunulan raporda, milletvekilliği ve belediye başkanlığı gibi alanlarda cinsiyet kotası önerisi, “Ülkemizde adayların belirlenmesi aşamasında seçim kanunlarında kota veya benzeri eşitliği teşvik edici yöntemlerle daha çok kadının ulusal ve yerel parlamentolarda temsilinin sağlanması gerekmektedir” şeklinde ifade ediliyor.
Kadınların cinsiyet rolleri üzerinden kısıtlanması halen gündemdeyken, Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre, Meclis’in o dönem yayımladığı raporda bu konuya dair şu öneri yer alıyor: “Eğitim programlarında ve ders kitaplarındaki yaklaşımın ayrımcı geleneksel yargıları ortadan kaldıracak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Ders kitaplarında yer alan ‘Baba evin reisidir, para kazanıp getirir, ihtiyaçları satın alır. Anne evde oturur, yemek pişirir, soba yakar, çorap diker’ gibi kalıp tanımlamaların giderilmesi gerekmektedir.” Bugün kadınların iş hayatına daha fazla katılımı için kreş sayılarının artırılması ve şiddet mağduru kadınlar için daha fazla sığınma evi açılması gerekliliği konuşulurken, o dönem hazırlanan raporda “Kadın Sığınma Evlerinin çoğaltılması, gizlilik ve güvenliklerinin sağlanması hususundaki yasal düzenlemelerin yapılması, bu konuda deneyimleri olan ülkelerin mevzuatlarından yararlanılması gerekmektedir. Kamu ve özel sektör işyerlerinde işçi veya memur olmasına bakılmaksızın 100 kişi çalıştıran her işyerinde kreş açılması gerekmektedir” deniliyor.
Raporda bugün de geçerliliğini koruyan öneriler
Raporda günümüzde de geçerliliğini koruyan bazı öneriler şu şekilde sıralanıyor:
– Özellikle kırsal kesimde karma eğitimin teşvik edilmesi, kız öğrencilerin eğitim imkanlarının arttırılması ve erken yaşta evlendirilerek okuldan ayrılmalarının önlenmesi gerekmektedir.
– Kız çocuklarının geleneksel kadın mesleklerinin yanı sıra tüm mesleklere yönelmesi için rehberlik çalışmaları yapılması faydalı olacaktır.
– Eğitimini yarıda bırakmış kadınların ve özellikle tek başına çocuk yetiştiren kadınların eğitimlerini tamamlayabilmeleri için ihtiyaç duydukları yuva, kreş, gündüz bakımevi gibi destek hizmetlerinin hızla sağlanması gerekmektedir.
– Kültürel ve sosyal baskılar nedeniyle ifşa edilmesi engellenen, şiddet ve ensest ilişkiler hakkında mağdurların kolluk kuvvetlerine açıklama yapabilmeleri için cesaretlendirilmesi ve medyada mağdurların değil faillerin ifşa edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
– Tarımda ve evde ücretsiz çalışan kadınların ev içi emeğinin görünür kılınması amacıyla ulusal hesaplara ve ekonomik göstergelere dahil edilmesi yönünde gerekli çalışmaların yapılması sağlanmalıdır.
– İşe alımda eşitliği sağlamak amacıyla önlemler alınmalı, işyerlerinde cinsiyete dayalı ayrımcılığın ne olduğu işveren ve yöneticilere iyi bir şekilde anlatılmalı, eşitlikçi ve gerekirse kadınları koruyucu denetim ve şikayet mekanizmaları oluşturulmalıdır.
