Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör, CHP’li belediyelere yönelik yürütülen soruşturmaları bahane eden hükûmetin, Cumhurbaşkanı’nın izni olmadan “bedelsiz şirket edinimi” gerçekleştirebilen belediye iştirak şirketleri hakkında yeni bir düzenleme üzerinde çalıştığını belirtti. Güngör’ün ifadelerine göre; bu düzenleme ile Belediye İktisadî Teşebbüsleri’ne yönelik denetimlerin artırılması, harcama ve ihale yetkilerinin yeniden gözden geçirilmesi ve çeşitli mali kuralların getirilmesi planlanıyor.
5393 sayılı Belediye Kanunu çerçevesinde belediyeler, kendilerine verilen görev ve hizmet alanlarında “Cumhurbaşkanı’nın izni” ile şirket kurabiliyor. Ancak, bedelsiz şirket edinimi için böyle bir izne ihtiyaç duyulmamaktadır. Bir birey, şirket kurarak bunu belediyeye bağışlayabilmektedir.
İçişleri Bakanlığı, 2008 yılında yayımladığı bir genelge ile bedelsiz şirket edinimi için Cumhurbaşkanı’nın izninin gerektiğini vurgulamıştı. Bu genelge, Danıştay’a taşınmış ve Danıştay, Ticaret Yasası hükümleri gereği, bedelsiz şirket edinimi için İçişleri Bakanlığı aracılığıyla izin alınmasının şart olmadığına karar vermişti. İçişleri Bakanlığı’nın itirazı ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından reddedilmiştir.
Dilek Güngör, yargıdan beklediği sonucu alamayan iktidarın, bu konuyla ilgili yasal bir düzenleme hazırladığı bilgisini paylaştı. Güngör, “Türkiye’de belediyelerin yolsuzluğa karışmasını önlemek için işe buradan başlamak gerekiyor,” ifadelerini kullandı ve devamında şunları yazdı:
“Çünkü belediye şirketleri kamu idaresi statüsünde değiller… Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kuruluyorlar. Doğrudan mal ve hizmet alımlarını istisnai olarak ihalesiz yapabiliyorlar. İstedikleri kadar 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçi alabiliyorlar.”
“Hatta öyle ki, personel sayıları, kamu çalışanı toplam sayısının bazen üçte birine tekabül ediyor. Yazıyı yazarken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın son verilerine göz attım. Üç ayda bir güncellenen istatistiklere göre, Belediye İktisadi Teşebbüsleri’nde (BİT) çalışan personel sayısı 665 bin 163 olmuş…”
“Şimdi esas meseleye gelelim…”
“Belediye şirketleri 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamına girmiyorlar.”
“Bu kanunun amacı, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamaktır. Dolayısıyla, bu şirketler için mali kurallar yok. Harcama yetkileri de kısıtlı değil. Sayıştay, mali müşavirler ve bağımsız denetçiler tarafından yapılan denetim, mali tablo denetiminin ötesine geçemiyor.”
“Belediye şirketlerinde çalışan personel kamu görevlisi sayılmadıklarından, şirket tarafından yapılan fazla ve yersiz ödemeler ile eksik tahsil edilen veya hiç tahsil edilmeyen gelirler nedeniyle kamu zararı tespiti yapılamıyor.”
“Sonuç itibarıyla, bu şirketler kamu kaynağı kullanan, piyasa koşullarında her geçen gün sayıları artan, faaliyet alanları genişleyen ama kuruluş süreçlerine dahi müdahale edilemeyen bir yapıdalar.”
“Bu nedenle Türkiye’de belediyelerin yolsuzluğa bulaşmasını engellemek için işe buradan başlamak gerekiyor.”
“Aldığım bilgilere göre, son dönemlerdeki yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları nedeniyle konu hükümetin de gündeminde. Meclis açıldıktan sonra, belediyelerin iştirakleriyle ilgili yeni bir düzenleme yapılabilir. BİT’ler için denetimlerin sıkılaştırılması, harcama ve ihale yetkilerinin yeniden düzenlenmesi ve bir dizi mali kuralın getirilmesi söz konusu olabilir.”
Ayşe Barım: Sektör bana sahip çıkmadı, burada bunun yasını da tutuyorum ve bu sessizlik mağduriyetime yer açmış olabilir |



