Jeopolitik risklerin etkisi altında değer kazanmaya devam eden altın, son beş yılda yatırımcılarına yüzde 170’in üzerinde kazanç sağladı. JPMorgan stratejistleri Kriti Gupta ve Justin Biemann tarafından hazırlanan analizde, altının artık yalnızca bir yatırım aracı olmanın ötesine geçtiği ve küresel rezerv sisteminin önemli bir bileşeni haline geldiği vurgulandı.
Analizde, altın fiyatlarının düşeceği yönündeki argümanların ilk bakışta mantıklı görünebileceği ancak mevcut verilere dayanarak bu iddiaların desteklenmediği ifade edildi. Banka, altın fiyatlarındaki yükselişin ardındaki temel dinamiklerin hala güçlü olduğunu savunuyor.
Altın fiyatlarının asıl itici gücü: Merkez bankaları
JPMorgan’ın analizinde, fiyat artışının ana kaynağının bireysel yatırımcılar değil, merkez bankaları olduğu belirtildi. 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında net altın alımlarının iki katına çıktığına dikkat çekildi.
2025 yılı itibarıyla gelişmekte olan ülkelerde altının toplam rezervlerdeki payı yüzde 19 seviyesine ulaşırken, gelişmiş ekonomilerde bu oran yüzde 47’ye kadar yükselmiş durumda. Bu durum, altının küresel rezervlerdeki stratejik konumunu daha da güçlendiriyor.
Çin faktörü: Rezervlerdeki pay hala düşük
Raporda, özellikle Çin’in altın rezervlerine odaklanıldı. Çin’in mevcut rezervlerinde altının payı yüzde 8,6 seviyesinde. JPMorgan uzmanları, mevcut eğilimin devam etmesi halinde Çin’in piyasadan ilave ve yüksek hacimli altın alımı yapma ihtimalinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti.
Bu durum, küresel arz-talep dengesinde altın lehine yeni bir baskı oluşturabilir.
2026 tahmini: Çeyrek başına 585 ton alım
JPMorgan Global Research, 2026 yılına dair somut beklentilerini de aktardı. Banka, hem yatırımcı ilgisinin hem de merkez bankası talebinin güçlü bir şekilde devam edeceğini öngörüyor.
Buna göre, 2026 yılı boyunca merkez bankalarının her çeyrekte ortalama 585 ton altın alması bekleniyor. Bu rakam, piyasalarda arz-talep dengesini altın lehine çevirebilecek kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Bireysel yatırımcı ve ETF tablosu
Analizde bireysel yatırımcı talebinin sürdüğü ancak borsa yatırım fonlarının (ETF) henüz 2020’deki 110 milyon onsluk zirveye ulaşamadığı belirtildi. Mevcut ETF varlıkları yaklaşık 100 milyon ons seviyesinde bulunuyor.
Ayrıca ETF varlıklarının, küresel merkez bankası rezervlerinin yalnızca yüzde 8’ine karşılık geldiği ifade edildi. Bu veri, altın fiyatlarındaki yönün büyük ölçüde kurumsal alımlar tarafından belirlendiğini ortaya koyuyor.
JPMorgan’ın değerlendirmesine göre, altın piyasasında yükselişi durduracak güçlü bir kırılma henüz görünmüyor. Merkez bankalarının artan talebi ve büyük ekonomilerin rezerv stratejileri, 2026’da altın fiyatlarında yeni rekorların kapısını aralayabilir.
