Kan donduran bir olay, 9 Aralık 2024 tarihinde Sanayi Mahallesi’nde bulunan 5 katlı bir binanın 2. katındaki dairede gerçekleşti. Eylem Dilsiz, polisi arayarak eşinin intihar ettiğini bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Murat Dilsiz’in başından silahla vurulmuş halde yerde yattığını ve hayatını kaybettiğini tespit etti. Yapılan incelemelerde Dilsiz’in yanında bir silah bulundu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, olaya ilişkin soruşturma başlattı.
ANNE VE KIZI GÖZALTINA ALINDI
Edinilen bilgilere göre, Murat Dilsiz’in kızı E.D., cenaze için gittiği Diyarbakır’da kuzeni Büşra Dilsiz’e babasını silahla öldürdüğünü açıkladı. E.D., gece saat 02.00’ye kadar annesiyle babasının tartıştığını, babası uyuduktan sonra annesinin kendisine silah vererek babasını vurmasını söylediğini ve eldiven takarak kanepenin üzerine çıkıp uyuyan babasına ateş ettiğini anlattı. Cinayetten sonra eldivenleri binanın havalandırmasına attığını, ardından duş alıp kıyafetlerini yıkadığını belirtirken, annesinin de silahı bir bezle temizleyip babasının yanına koyduğunu ifade etti. Bunun üzerine Büşra Dilsiz, savcılığa giderek şikayette bulundu. Anne Eylem Dilsiz ve abla Rojin Dilsiz gözaltına alındı.
‘GECE SİLAH SESİ DUYMADIK’
Eylem Dilsiz, ifadesinde kızı E.D.’nin kendisini uyandırarak babasını vurduğunu söylediğini, gidip baktığında eşinin başından vurulmuş halde elinde silahla yattığını gördüğünü belirtti. Dilsiz, daha sonra yatağına döndüğünü, gece boyunca kimsenin silah sesi duymadığını, çocukları A.B.D. ve A.D.’nin okula gitmesi üzerine polisi aradığını ve polise eşinin intihar ettiğini söylediğini aktardı. Sanık Rojin Dilsiz ise, “Olay günü saat 08.00 sıralarında uyandım, üzerimi giydim, babamı yatakta başından kanlar akarken yatar vaziyette gördüm ve bağırdım. Bunun üzerine kardeşim E.D. polisi aradı. Ben kardeşime babamızı vurması yönünde bir söylemde bulunmadım” dedi.
‘PARMAK İZİM ÇIKMASIN DİYE ELDİVEN TAKTIM’
E.D. ifadesinde, “Babam uzun zamandır bize işkence yapıyor, sürekli hakaret, tehdit ve darbediyordu. Olay günü yine annemle kavga ettiler ve ben yaşananlara daha fazla dayanamayacağımı düşünerek babama ait kanepenin altındaki silahı eldiven takarak aldım ve babamı vurdum. Parmak izimin çıkmaması için eldiven taktım, daha sonra eldivenleri tuvaletin penceresinden apartman boşluğuna attım. Babamı vurduktan sonra annem ve kardeşlerimin kaldığı odaya gidip yattım. Babamı vururken kimse uyanmadı, sabah kardeşlerim okula gittikten sonra annem, babamın odasına girip babamı ölü gördü. Anneme babamı vurduğumu söyledim, annem telefonundan polis arayıp haber verdi. Polislere babamı benim vurduğumu söylemedim” dedi.
SAVCILIK EYLEMİN TEK BAŞINA GERÇEKLEŞMİŞ OLAMAYACAĞINI DEĞERLENDİRDİ
Savcılık, E.D.’nin kendi başına parmak izinin çıkmaması için eldiven takması gerektiğini ve eldiveni bulmasının mümkün olmadığı apartman boşluğuna atmasının yanı sıra olay sonrası duş alıp barut artığı bulaşmış olabilecek kıyafetlerini yıkaması gerektiğini düşünmeyecek bir erginlik düzeyinde olmadığını değerlendirdi. Ayrıca, olayın gece vakti birlikte yaşadıkları evde gerçekleşmesine rağmen, aynı evin içinde bulunan annesi Eylem ve ablası Rojin’in silah sesini duymamış olmalarının mümkün olmadığına dikkat çekildi. E.D.’nin olayın hemen ardından annesinin yanına gittiğinde babasını vurduğunu söylemesi ve Eylem’in odaya gidip maktulü gördüğü halde 112’yi aramayı beklemesi, iştirak halinde değerlendirilmiştir.
‘BABAMI GECE YARISI ÖLDÜRDÜLER’
İddianamede, E.D., Eylem Dilsiz ve Rojin Dilsiz hakkında ‘Üstsoy veya altsoydan birine veya eş, boşandığı eş ya da kardeşe karşı tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ve ‘Ruhsatsız silah’ suçundan 5 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Murat Dilsiz’in oğlu Mehmet Dilsiz ise babasının ölümüyle ilgili, “O sırada memleketteydim, evde huzursuzluk çıkıyordu. Bunlar da babamı gece yarısı öldürdüler. Ceza almamak için iftira attılar. Suçu da kardeşimin üzerine attılar. İftira atıyorlar ama babam öyle birisi değildi” şeklinde konuştu.
‘KAVGA GÜRÜLTÜSÜ DUYMADIK’
Esnaf Oktay Demirtaş, Murat Dilsiz hakkında, “Komşumuzdu, arada bir geçerken selam verirdi. Elinde bir şey olsa ikram etmeye çalışırdı. Bize göre iyi bir insandı, komşu olarak onun bir kötülüğünü görmedik. Kavga gürültülerini duymadık” ifadelerini kullandı.
