Sosyal medya fenomenlerinin yeni keşiflerinden biri Afganistan. Radikal İslamcı Taliban’ın 15 Ağustos 2021’de iktidarı yeniden ele geçirdiği bu ülke, şüphesiz ki dünyanın en çekici turizm destinasyonları arasında yer almıyor. Özellikle kadınlar için durum daha da zor.
Taliban yönetimindeki Afganistan, her gün yeni yasaklar ve kadınlara yönelik kısıtlamalarla gündeme gelmeye devam ediyor.
Ancak sosyal medyada farklı bir manzara söz konusu. Fenomenler, resmi seyahat uyarılarına rağmen Afganistan’dan videolar paylaşarak “Dünyanın en tehlikeli ülkesine seyahat”, “Hayatımın en tüyler ürpertici seyahat deneyimi” gibi çarpıcı başlıklarla dikkat çekmeye çalışıyor.
Altı içerik üreticisiyle iletişim kurmaya çalıştık ve yalnızca İngiliz kadın içerik üreticisi Zoe Stephens konuşmayı kabul etti. Taliban kontrolündeki Afganistan’a defalarca seyahat eden ve son seyahatinde aylarca burada kalan Stephens, YouTube, Instagram ve diğer platformlarda paylaştığı birçok video ile dikkat çekiyor. Bu içerikler arasında Afganistan’daki kadınların durumu hakkında bir dizi video da yer alıyor.
Afganistan’da sadece birkaç gün kalan diğer içerik üreticilerinin aksine, videolarında daha derin bir bakış açısı sunduğunu belirten Stephens, “Diğerlerine göre takipçi sayımın daha düşük olmasının sebebi de bu. Sansasyonel içerikler üretmeyi reddediyorum” ifadelerini kullanıyor.
Ağır silahlı Taliban üyeleriyle verilen pozlar
Sosyal medyada başarı için sansasyonel içerikler gereklidir. Ağır silahlı Taliban üyeleriyle birlikte poz verip “Çok da kibarlar” yazılarıyla paylaşanlar ve “Buraları kesin görmelisiniz” diyerek başka bir ülkeye geçenler, Instagram’da ilgi çekmek için bu tür içeriklere başvuruyor.
Fakat bu tür videoların altında pek çok tepki de yer alıyor. Birçok kullanıcı, Afganistan fenomenlerini ülkeye turist çekmeye çalışan Taliban rejimine destek vermekle suçluyor. YouTube’da bir kullanıcı, “Kamuoyu önünde Afganistan’a seyahat tavsiyesinde bulunmamalısın. Bu, insan onurunun ayaklar altına alındığı bir ülkeyi cazip göstermenin ahlaken yanlış olduğu anlamına geliyor” diye yazıyor.
Avusturya’daki Osnabrück Üniversitesi’nden filozof Claudia Paganini de benzer bir görüşe sahip. Yıllardır medya etiği üzerine çalışan Paganini, insan hakları ihlallerinin sıradanlaştığı diktatörlük rejimlerinin estetik açıdan ele alınmasının sorunlu olabileceğini vurguluyor. Videolarda genellikle bağlam verilmediğini belirten Paganini, bu nedenle ülkedeki sorunların görüntülere yansımadığını ifade ediyor. Deneyimsiz izleyiciler açısından içeriklerin yanıltıcı olabileceğine de dikkat çekiyor.
Sosyal medyaya kalite standardı talebi
Seyahat gazetecileri ve blog yazarları yıllardır ortak kurallar belirlerken, bu durum sosyal medyadaki içerik üreticileri için geçerli değil. Yüksek kaliteli sosyal medya içerikleri için bir kalite damgası getirilmesi gerektiğini belirten Paganini, sosyal medya platformlarının sıkı kurallara sıcak bakmadığını dile getiriyor. “Sosyal medya platformları, ortak toplumsal fayda için çalışan sivil toplum kuruluşları gibi değil. Burada en önemli şey dikkat çekmek. Her şey tıklanma, beğeni ve takipler etrafında dönüyor” diyor.
Seyahat yazarlarını bir araya getiren “Reisedepeschen” platformunun kurucusu Johannes Klaus da aynı fikirde. “Seyahat içeriklerinde görünür olmanın tek yolu sansasyonel bir konsept üzerine kurulu olması” diyen Klaus, seyahat yazarları arasında ortak davranış kuralları oluşturulması için kampanya yürütüyor. Sosyal medyadaki içerik üreticilerinden ya da fenomen çevresinden benzer bir girişim geleceğini düşünmediğini belirten Klaus, “Orada tüm konu eğlence. Gazetecilikle bir ilgisi yok. Dengeli ya da derinlemesine bilgi içeren seyahat içerikleri, platformların algoritmaları tarafından desteklenmiyor” diye ekliyor.
Afganistan’da nesnel kalmak zor: Otosansür itirafı
Gerçekten de sosyal medyada Taliban ile ilgili bazı içerikler milyonlarca görüntülenme alırken, sansasyonel içerik paylaşmadığını belirten Zoe Stephens’ın izleyici sayısının daha düşük kalması dikkat çekiyor. Yine de Stephens, içeriklerinde nesnel kalmaya özen gösterdiğini savunuyor.
Ancak Afganistan gibi ülkelerde bu durum kolay değil. Stephens, Afganistan’da seyahat rehberi olarak çalıştığı için belirli bir ölçüde otosansürün kaçınılmaz olduğunu kabul ediyor. Kadın içerik üreticisi, “Yaptığım işin olumlu bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu işi devam ettirebilmek ve ülkeye giriş yasağına maruz kalmamak için ne söylediğime, neyi nasıl söylediğime dikkat etmem gerekiyor” diyor.
Diğer yandan, Afganistan’da yaşamın her boyutunun politize edilmesini de doğru bulmayan Stephens, “Gastronomi, kültür, tarih ve orada yaşayan insanlar da bir ülkeyi oluşturan unsurlardır. Benim hedefim Afganistan’ı farklı bir yönüyle göstermek” ifadelerini kullanıyor.

Yorumlar kapalı.