Resul Emrah Şahan, Şişli’nin tutuklu belediye başkanı olarak dikkat çekiyor. Siyasi birikimiyle bilinen Şahan, özellikle Kürt sorununun çözümüne yönelik sürekli bir çaba içinde olmasıyla öne çıkıyor. ‘Kent Uzlaşısı – Türkiye İttifakı’ adı verilen bir demokratik işbirliği sebebiyle tutuklandığı belirtiliyor. Hapisteyken, CHP’nin düzenlediği Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’nın fikir babalarından biri olduğu ifade ediliyor. Bayram öncesi barış arayışlarına dair bir söyleşi gerçekleştirmek amacıyla avukatları aracılığıyla iletişim kurulduğu, bazı yanıtların da hazır olduğu bilgisi edinildi. Ancak bayram öncesinde CHP’deki tedbirli butlan kararı ve partideki gelişmeler, söyleşinin ertelenmesine sebep oldu. Butlan kararının barış arayışlarını nasıl etkileyebileceğine dair soruya, Kürt siyasetinin uzun yıllardır bu baskılara maruz kaldığını belirterek yanıt verdi. Ayrıca CHP’nin değişim çizgisinin hedef alındığını da vurguladı.
Şahan, bu kararların barış arayışlarını etkileyeceğini ifade ederek, son bir yılda somut adımlar atılmamasını bu çerçevede değerlendirdi.
Kendisine CHP’deki iktidarın motive ettiği yeni parti ile ilgili düşüncelerini sorduğumuzda, “Ben Cumhuriyet Halk Partiliyim ve CHP’ye sonuna kadar inanıyorum. Ancak bu bağlılık kör bir bağlılık değil, gözlerim açık bir inançtır” diye yanıtladı. Hatalarını kabul etmenin önemine değinerek, geçmişteki yanlışların üstünün örtülmesinin yeni bir inşa sürecini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Hesaplaşmanın ilerlemenin ön koşulu olduğunu vurguladı.
Barış sürecinin kalıcı hale gelmesi için demokratik alanın genişletilmesi gerektiğine dikkat çekti. Seçilmişlerin hedef alınması, ailelerin, kadınların ve çocukların da siyasi mücadelenin bir parçası haline getirilmesinin, güven inşasını zorlaştırdığını belirtti. Bu durumun demokrasinin en tehlikeli aşınma noktalarından biri olduğunu ifade etti.
Devlet içinde çözüm arayışında olan grupların varlığına dikkat çekerek, bunun norm devlet ve tedbir devleti arasında bir gerilim yarattığını belirtti. Norm devletinin, hukukun işlediği, yurttaşların haklarının güvencede olduğu bir yapıyken, tedbir devletinin hukuku yönetimin aracı haline getirdiğini vurguladı. Türkiye’nin mevcut durumunun norm devletin tedbir devleti tarafından kuşatıldığını ifade etti.
Sürecin ilerlemesinin, barışın ve demokrasinin inşası için elzem olduğunu belirten Şahan, kayyum uygulamalarının Türkiye’nin demokrasi kültürünü ciddi şekilde zedelediğini, halkın iradesine müdahale ettiğini ve seçme hakkını askıya aldığını dile getirdi. Kayyumların, halkla olan bağı kopardığını ve sosyal projelerin durmasına sebep olduğunu vurguladı.
Kürt meselesinin hem kimlik hem de demokrasi sorunu olduğunu belirten Şahan, bu meselenin çok boyutlu olduğuna dikkat çekti. Kürt yurttaşların kendi kimlikleriyle yaşama hakkının tanınmasının, toplumsal barışın zeminini güçlendireceğini ifade etti. Yerel yönetimlerin, bu meseledeki rolünün önemine vurgu yaparak, yerel demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
Sonuç olarak, Şahan, Türkiye’nin istikrarının, iç barışı güçlendirerek sağlanabileceğini ve demokratikleşmenin ülkenin geleceği için hayati önem taşıdığını ifade etti. Siyasi muhalefetin birleşmesi ve barış arayışlarının sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Bu bağlamda, Türkiye’deki mevcut siyasi durumun, barış sürecine dair atılacak adımlar üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Yorumlar kapalı.