1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Paşinyan Seçiminde Toprak Kaybı ve Barış Umudu

Paşinyan Seçiminde Toprak Kaybı ve Barış Umudu

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir ülkenin liderini düşünün. Kendi halkından 100 bin kişinin yaşadığı ve 30 yıldır kendi kontrolü altında tuttuğu bir toprak parçasını savaşta kaybetmiş olsun.

Bu toprak kaybına ve 100 bin kişinin yerlerinden edilmiş olmasına rağmen, seçimlere katılsın ve katılım oranı düşük olsa da seçimi kazansın.

Zaman geçtikçe, yerlerinden olanların geri dönüşünü teşvik etmediği gibi, kaybedilen toprakların geri alınamayacağını toplumuna kabul ettirmeye çalışsın. Savaş yenilgisinin ardından yapılacak ikinci seçim için kampanyasını, bu toprak kaybını hatırlatacak bir zeminde kurgulasın. Ülkesini yeni sınırlarıyla temsil eden bir rozet, kampanya süresince hem kendisi hem de diğer parti yetkilileri tarafından taşınsın.

Daha önce de belirttiğim gibi, 7 Haziran’daki seçimlere hazırlanan Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesini mevcut fiili sınırları içinde gösteren bir rozetle dolaşıyorsa, bu durum Ankara ve Bakü’ye “sizin topraklarınızda gözüm yok” mesajı veriyor demektir.

Eğer Paşinyan, toprak kaybına rağmen bu rozetle ikinci kez seçim kazanırsa, bu durumda Ermenistan halkının durumu kabullendiği ve toprak talebinde bulunmadığı anlamına gelmeyecek mi?

Bakü anayasanın değiştirilmesinde ısrarcı

Ancak, Azerbaycan ne olursa olsun Paşinyan’ın seçimi kazanmasını istemesine rağmen, onun zaferi durumunda böyle bir sonucun ortaya çıkacağına inanmaz.

Bakü, seçimlerin ardından Erivan ile barış anlaşmasına nihai imzayı atmak için Ermenistan anayasasının değiştirilmesi talebinde ısrar etmeye devam edecektir.

Zira anayasada Bağımsızlık Bildirgesi’ne atıf bulunmakta ve bu bildirgede Yukarı Karabağ’ın Ermenistan’ın parçası olduğu ifade edilmektedir.

Aslında Paşinyan da bu bildirgeye yapılan atfın Anayasa’dan çıkarılmasından yana. Nisan ayında yaptığı bir açıklamada, “Yeni anayasada bu bildirgeye atıf bulunması, Karabağ hareketinin sürdürüldüğü anlamına gelir. Bu da Azerbaycan ile çatışmanın yeniden başlaması demektir. Çatışmanın yeniden başlaması ise barışı imkânsız hale getirir,” ifadelerini kullandı.

Niyeti açıkça ortada.

Ancak anayasayı değiştirmek bu kadar kolay mı? Paşinyan, anayasayı değiştirecek çoğunluğu sağlayamazsa? Bakü bir sonraki seçimleri mi bekleyecek?

Peki ya Ankara? O ne yapacak?

Azerbaycan büyükelçisinden tepki çeken açıklama

Bu sorunun yanıtı, geçtiğimiz ay Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi’nin Cumhuriyet Gazetesi’ne yaptığı bir açıklama ile geldi.

“Normalleşme sürecinde olan Türkiye ile Ermenistan’ın sınırlarının açılmasını Azerbaycan mı istemiyor?” sorusuna,

“Biz Türkiye ile uzlaşmış bir siyaset yürütüyoruz. Türk Dışişleri ile sürekli irtibattayız. Ermenistan-Türkiye normalleşmesi ile Ermenistan-Azerbaycan normalleşmesi süreçlerini paralel yürütüyoruz,” yanıtını verdi. Ardından da Ermenistan’ın seçim sonrası anayasayı değiştirmesi sonrasında Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşmasının imzalanacağını belirterek, “Ondan sonra Ermenistan-Türkiye ve Ermenistan-Azerbaycan sınırları açılacak,” dedi.

Bu açıklama, tepki çekti; zira büyükelçi, kara sınırının ne zaman açılacağını adeta Türkiye’ye dikte etmiş oldu.

Oysa kara sınırının açılması, hiçbir zaman doğrudan anayasanın değişmesi ve Ermenistan ile barış anlaşmasının imzalanması şartına bağlanmamıştı.

Eğer 2023 yılında Erivan’da Osmanlı liderlerine suikast düzenleyenleri anma adına bir anıt dikilmemiş olsaydı, kara sınırı çoktan açılmış olacaktı. Bu arada, kara sınırının sadece iki halk değil, üçüncü ülke vatandaşlarına açılmasından bahsediyoruz.

Büyükelçiyi savunanlar, kendisinin Dışişleri Bakanı ile aynı görüşte olduğunu iddia etti. Ancak, Bakan Fidan, Türkiye’nin normalleşme sürecini Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşmasıyla eşgüdümlü yürüttüğünü belirtmektedir. Kara sınırının açılması ile normalleşme süreci birebir aynı şey değildir. Birisi diğerinin bir unsuru; normalleşmenin ana adımı diplomatik ilişkilerin kurulmasıdır. Bu aşamaya gelene kadar pek çok adım atılabilir.

Örneğin, Şubat 2022’de iki başkent arasında özel şirketler doğrudan uçuş başlattı. Geçen Mart’ta Türk Hava Yolları Erivan’a uçmaya başladı. Geçen ay, iki ülke arasında doğrudan ticaretin başlayacağı kararı alındı. Hemen ardından Paşinyan, Gürcistan üzerinden Türkiye’ye uzanan demiryolu bağlantısının Ermenistan’ın ithalat ve ihracatı için açıldığını duyurdu.

Tüm bunlar için Ermenistan’ın anayasasını değiştirmesi beklenmiyordu. Kaldı ki, Dışişleri Bakanlığı doğrudan ticaret konusunda yaptığı açıklamada, “İki ülke arasındaki ortak sınırın açılmasına yönelik gerekli teknik ve bürokratik çalışmalar ise halen devam etmektedir,” ifadelerini kullandı. Yani sınırın açılması, Ermenistan-Azerbaycan sürecine bağlı değildi. Bakanlık, istese o cümleyi oraya koymazdı. Ermenistan’la normalleşme süreci özel temsilcisi Büyükelçi Serdar Kılıç da, yakın zamanda Ermenistan’da yaptığı açıklamalarda, sınırın açılmasını iki ülke arasındaki teknik sürece bağladığını belirtti.

“Erivan’da kendimi evimde hissediyorum” diyen elçiye tepki

Eklemek gerekir ki, tepki çeken açıklama Azerbaycan Büyükelçisi’nin ilk vukuatı değil. Daha önce de bazı tavır ve adımlarıyla Ankara’da rahatsızlık yaratmış bir isim. Bu durum, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki dengenin bozulduğunu gösteriyor.

Bu arada Kılıç’ın Ermenistan’da gerçekleşen bir forumda “Erivan’da kendimi evimde gibi hissediyorum” şeklindeki ifadesine, Azerbaycan’dan gelen tepkilerin Dışişleri’nde öfkeyle karşılandığı söyleniyor. Hakaret içeren eleştirileri Aliyev rejimindeki basın özgürlüğüne bağlamak pek mümkün görünmüyor.

Oysa Azerbaycan, son zamanlarda Ermenistan ile

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Paşinyan Seçiminde Toprak Kaybı ve Barış Umudu
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

İa Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.