New York ve Londra’nın ardından, 2026/27 kış sezonu moda haftasını gerçekleştiren Milano, Paris öncesi oldukça hareketli günler yaşıyor.
6-22 Şubat tarihleri arasında Kış Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapan Milano, moda haftasına kesintisiz bir geçiş yapmış durumda.
İtalya’nın zarif şehri Milano, moda endüstrisinin Paris’ten sonraki en önemli merkezi olarak öne çıkıyor. Moda haftası zincirinin üçüncü halkasında, Max Mara, Ferragamo, Sportmax, Alberta Feretti, Fendi, Missoni, Miu Miu, Moschino, Marni, Tod’s, Giorgio Armani ve Etro gibi İtalyan markaları koleksiyonlarını Milano’da sunma geleneğini sürdürüyor.
Sezonun en çok beklenen defilesi, lüks moda sektörünün önde gelen markalarından Gucci’nin koleksiyonu olacak. Gürcü asıllı tasarımcı Demna Gvasalia, son yılların en önemli isimlerinden biri olarak, moda dünyasında büyük bir heyecan yaratıyor.
Demna, Mart 2025’te Balenciaga’dan Gucci’ye transfer olmuştu. Ancak, ilk defilesine hazır olabilmek için zaman istemişti. Bir yıllık süreçte, Gucci ailesinin anlatıldığı “La Famiglia” ve marka arşivlerinin ele alındığı “Generation” görsel projeleri ile markaya alışma sürecini tamamladı.
Milano moda haftasının açılış defilesini gerçekleştiren Diesel, uzun zamandır gerileyen imajını yeniden canlandırma stratejisini medya ile paylaştı.
1978 yılında Renzo Rosso tarafından Molvena’da kurulan markanın temel kodları “özgürlük, konfor ve orijinal tasarım gücü” olarak belirlendi. Diesel adı, yüksek enerjiyi simgeliyor.
Diesel, lazer kesim, yıpratılmış ve eskitilmiş kot tasarımları ile dönemin teknik imkanlarını kullanarak yenilikler geliştirdi.
1990’lı yıllarda Rosso, markanın tanıtımında cesur reklam kampanyaları oluşturarak global bir başarı elde etti ve Diesel’i gençlerin vazgeçilmez markalarından biri haline getirdi.
Yıllar içinde fast fashion olgusunun denime müdahalesi gibi etkenlerle zor günler geçiren Diesel, yeni bir tasarımcı ve Ar-Ge ekibi ile Z kuşağına hitap etmeye çalışıyor.
2026/27 kış sezonu defilesini prezervatif markası Durex ile iş birliği yaparak sunan Diesel, 90’lı yıllarda olduğu gibi genç kuşağa özgürlük mesajı vermek için geri dönmeyi hedefliyor.
Koleksiyonda, markanın temelini oluşturan kot ağırlıklı tasarımlar ve tamamlayıcı diğer ürünler oldukça başarılı. Diesel, alanında hâlâ tek olan bir marka olarak kaybolmamalı.
Moda endüstrisinin trendlerini belirleme yeteneği ile bilinen Prada, yeni bir sürprizle basını şaşırttı.
Her modele bir manken uygulamasına son vermek isteyen Mucchia Prada ve Yaveri Raf Simons, sadece 15 mankenle 60 tasarım sunarak, mankenlerin kuliste hızlıca giysi değiştirmelerini amaçlıyorlar. Bu, markanın bütçesini de korumak için bir strateji olarak görülüyor.
İkili, 2026/27 kış sezonu defilesinde bir mankene birden fazla tasarım giydirerek superposition yöntemiyle yeni bir giyinme formülü sunuyor.
Defilenin öne çıkan mankenlerinden Bella Hadid, podyumda mantosuyla çıkarken, daha sonra iç çamaşırı ve etekle geri dönüyor. Mantonun altında bir triko, onun altında bir elbise, ve en sonunda bir etek ve tişörtle kalıyorsunuz. Bu katmanlı giyinme formülünü uygulamak için ise ince dokulardan tasarlanmış ürünler tercih edilmesi gerekiyor.
Bella Hadid
Prada’da yeni fikirlerin tükenmez olduğunu söyleyerek yazımızı sonlandırıyoruz.
Mutlu hafta sonları…

