İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Kur’an meallerinin Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK) tarafından denetimine tabi tutulmasını amaçlayan ve sakıncalı görülen çevirilerin mahkeme aracılığıyla toplatılmasını ve imha ettirilmesini öngören kanun teklifine sert bir şekilde karşı çıktı. Yeneroğlu, bu düzenleme ile İslam’ın temel ilkelerine aykırı olan her meali mahkemeye taşıyabileceğini, böylelikle basım ve dağıtımın durdurulması, mevcut nüshaların toplatılarak imha edilmesi ve internet erişiminin engellenmesi taleplerinde bulunabileceğini ifade etti.
Mustafa Yeneroğlu, Genel Kurul’da görüşülmekte olan bu hükmü, ‘Bazı Kanunlarda ve 660 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ çerçevesinde değerlendirdi.
Yeneroğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:
“İslam‘da resmi din anlayışı ya da ruhban sınıfı bulunmamaktadır; ihtilaf rahmettir. Tarih boyunca tefsir geleneği, farklı mezheplerin ve müfessirlerin katkılarıyla derinleşmiş; Hanefî, Şâfiî, Mâturîdî, Eş’arî, Selefî, tasavvufî ve modernist yaklaşımlar bir arada var olabilmiştir. İmam Şâfiî, ‘Bu, benim kanaatimdir; daha hayırlısını işiten bana haber versin’ diyerek ilimde tek sesliliği değil, istişareyi esas almıştır. Aynı çoğulcu felsefe, Taberî’nin tefsirinde ‘Benim tercihim budur ama başka görüşler de mevcuttur’ diyerek kayıt altına alınmıştır.
Bu teklif, ‘İslam’ın temel nitelikleri’ gibi belirsiz bir kavramı kanun metnine ekleyerek ilahî kelâmın yorumunu bürokratik bir heyetin kontrolüne bırakmaktadır. Böylece, âlimler arasındaki ihtilafın bir zenginlik kaynağı olarak görülmesi ilkesi ortadan kaldırılmış olmaktadır.
Ayrıca bu düzenleme, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın itibarını da sarsacaktır. Zira Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam’ın resmi temsilcisi veya dinin koruyucusu değildir. Bu kanunla birlikte Kur’an mealleri üzerinde yasak koyma yetkisine sahip olacak bir devlet kurumu, ‘sansür kurumu’ haline gelecektir. İktidarların hoşlanmadığı bir meali yasaklama yetkisi, çeşitli iktidarlar tarafından keyfi uygulanabilir ve pek çok akademisyeni otosansüre itebilir.
Bu kanun, İslam’ın özgürlük karşıtı olduğu yönündeki önyargıları güçlendirecek ve İslamofobik söylemlere meşruiyet zemini sağlayacaktır. ‘Kanun Anayasa’ya Aykırı, Temel Hak ve Özgürlükleri Yok Saymaktadır’ ifadesi, bu düzenlemenin ifade özgürlüğü ile din ve vicdan hürriyetini ihlal ettiğini vurgulamaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin içtihadına göre, ifade ve inanç özgürlüğüne getirilen sınırlamalar yalnızca demokratik toplum düzeninde zorunlu ve ölçülü olduğunda meşru kabul edilebilir. Teklifin ‘İslam’ın temel niteliklerine aykırılık’ gibi muğlak bir kavramı dayanak olarak kullanması, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesinin öngörülebilirlik ve belirlilik şartlarını ihlal etmektedir.
“Kanun Teklifi Geri Çekilmelidir”
Kur’an’ın kimsenin korumasına ihtiyacı yoktur, hiçbir dönemin iktidarına veya bürokrasisine zimmetlenemez. Bugün bu sansüre izin verirsek, yarın hangi iktidarın hangi meali yasaklayacağını bilemeyiz. İnancımıza ve özgürlüklerimize sahip çıkmak zorundayız.”
