Reuters tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, dünyaca ünlü anonim sokak sanatçısı Banksy’nin gerçek kimliğini ortaya çıkardı. 2008 yılında Sunday gazetesinde öne sürülen iddialara göre, Banksy’nin gerçek adı Robin Gunnigam. Ancak sanatçı, daha sonra bu ismi David Jones olarak değiştirmiş.
Sokak sanatının sembolü olan Banksy’nin, Bristol’da yaşayan 53 yaşındaki Robin Gunnigam olduğu bilgisi, sanatçının avukatları ve ‘Pest Control Office’ adlı şirketinin çabalarına rağmen Reuters’ın soruşturmasının gerisinde kaldı ve yıllar sonra doğrulandı.
Her şey, Rus bombardımanı altındaki Ukrayna’da bir duvar resmi ile başladı. Kasım 2022’de, başkent Kiev’in hemen dışındaki Horenka köyünde, Rusların 300 sivili öldürdüğü ve işkence yaptığı bölgede bir ambulans belirdi. Ambulans, Putin tarafından bombalanan bir binanın önünde durdu; içinden gri kapüşonlu bir adam, beyzbol şapkalı bir başka adam ve kolu kesilmiş, iki bacağı protez olan bir üçüncü kişi indi. Adamların ellerinde maskeler, şablonlar ve sprey kutuları vardı. Kısa süre sonra, yıkıntıların arasında bir başka adam belirdi ve bu durumu kaydeden bir video çekti: Bu bir Banksy eseriydi.
Reuters muhabirleri, bu durumu görür görmez bir araştırma başlatmaya karar verdiler; “Binadan birileri onları mutlaka görmüştür” düşüncesiyle Kiev’e hareket ettiler. Şans bu ya, kaldıkları otelde ünlü müzik grubu Massive Attack’ın hayranlarıyla karşılaştılar. İçlerinden biri, “Şarkıcı Robert Del Naja’yı burada gördüm, yemin ederim” dedi.
Birçok yayın organı, anonim sokak sanatçısının aslında bir grup olduğunu iddia ederken, bu grup içerisindeki beş kişinin en yaygın olanı Massive Attack’ın Del Naja’sıydı. O da Banksy gibi Bristol kökenliydi. Banksy’nin ilk eserlerinin 1990’larda ortaya çıkması, Attack konserlerinden kısa bir süre önce veya sonra gerçekleşmişti. Ayrıca Del Naja’nın arkadaşı müzik yapımcısı Goldie, bir röportajında Banksy’den ‘Rob’ olarak bahsetmişti.
Kiev’de, Horenka binasında bulunan Tatiana Rezynechenko adlı bir kadın, Reuters muhabirlerine üç gizemli sanatçıya sıcak kahve getirdiğini anlattı. Del Naja’nın fotoğrafını görünce, “Biri buydu” dedi. Protez bacaklı adam ise 2011’de Afganistan’da ağır yaralanan fotoğrafçı ve belgesel yapımcısı Giles Duley’di. Zira Banksy, daha sonra sosyal medyada ona ambulans sağladığı için teşekkür etmişti.
Muhabirler, Del Naja ve Duley’in Ukrayna’ya ulaşmak için 28 Ekim 2022’de Polonya sınırını geçtiğini ve 2 Kasım’da Kiev’den ayrıldıklarını keşfettiler. Ancak gri kapüşonlu üçüncü kişinin kim olduğu hâlâ belirsizdi. Yoksa Banksy, Del Naja mıydı?
Banksy ve Del Naja’nın ortak birçok yönü bulunuyordu; faşizme karşı mücadeleleri, çevrecilik konusundaki duyarlılıkları ve ilham kaynakları punk grubu Crass gibi unsurlar bunlar arasında yer alıyordu.
Üç gazeteci daha sonra Banksy’nin eski menajeri Steve Lazarides ile 2023 yılında CBS’te yapılan bir söyleşiyi buldu. Lazarides, bu röportajda maskeli Banksy fotoğraflarının bulunduğu bir albüm gösterdi ve gizemli sanatçının 25 yıl önce New York’ta tutuklandığını açıkladı.
O dönem Banksy, Spielberg’in Jaws filmindeki tahrip edilmiş bir posterden ilham alarak resimden grafitiye geçiş yapıyordu. Manhattan’daki bir gökdelende devasa bir Marc Jacobs reklamını, transseksüel bir bakış açısıyla değiştirmeye çalışırken, 18 Eylül 2000’de sabah 4.20’de polis tarafından yakalanmış, gözaltına alınmış ve 5 gün kamu hizmeti cezasına çarptırılmıştı.
Lazarides’in açıklamasına kadar polis tutanakları hakkında kimse bilgi sahibi değildi. Gazeteciler bu bilgilere ulaştıklarında, tutuklanan ve suçunu itiraf eden kişinin Robin Gunnigam olduğu gerçeği ortaya çıktı; yani Banksy’ydi.
Gunnigam, üst düzey bir yöneticinin oğluydu. Özel okullarda eğitim almış ve Queen Mary Üniversitesi’ni bitirmişti. Her zaman duvar resimlerine ve grafitiye büyük bir ilgi duymuştu. Daily Mail gazetesi 2008 yılından bu yana onun Banksy olduğunu iddia ediyordu, ancak bunu kanıtlayamamıştı.
2014 yılında ölen Jamaikalı fotoğrafçı Peter Dean Rickards, bu konuda önemli bir adım atarak Kingston’da sanatçıyla tanıştıktan sonra yüzü açık fotoğraflarını çekmiş ve bunları tabloid bir gazeteye satmıştı. Bu fotoğraflarda, yüzü, kıvırcık kahverengi saçları ve gözlükleri yanı sıra sol bileğinde bir saat ve bileklik görülebiliyordu. Lazarides’in yüzü kapalı gösterdiği fotoğraflarda da aynı saat ve bileklik mevcut.
Ancak 2008’deki bu haberden sonra Robin Gunnigam ortadan kayboldu. Artık adı ne internette ne de herhangi bir resmi belgede geçiyordu. Polonya-Ukrayna sınırında da adına rastlanmıyordu. Ta ki Lazarides’in, “2008’de menajerliğinden ayrılmadan önce adını değiştirdim” itirafına kadar.
Ama hangi ismi kullanıyordu?
Aylarca süren yasal belgelerin ve diğer kamuya açık kanıtların incelenmesinin ardından, Reuters muhabirleri gerçeği ortaya çıkardı; Banksy, 18 yıl önce Gunningam adını ‘David Jones’ olarak değiştirmişti.
Bu isim, hem İngiltere’deki en yaygın isimlerden biri olması hem de David Bowie’nin gerçek adı olması nedeniyle seçilmişti.
Reuters, 28 Ekim’de Kiev’e gelip 2 Kasım’da ayrılan kişinin David Jones olduğunu buldu; Naja ve Duley ile aynı sınır kapısından geçen üçüncü kişi de oydu.
Gerisi malum; “Seni buldum, maskeni düşündüm” çığlıkları… Banksy, dünyanın en tanınmış sanatçılarından biri haline geldi ve bu anonim kalma arzusu büyük bir rol oynadı. Eserleri kamuya açık alanlarda sergileniyor ve satmak için hiçbir çaba göstermiyor, fakat galeriler ve müzayede evleri onun eserlerine büyük ilgi gösteriyor.
Servetinin 50 milyon sterlin civarında olduğu tahmin ediliyor. 2009 yılında, Avam Kamarasını şempanzelerle doldurduğu tablosu, 9.9 milyon sterline ismi açıklanmayan bir alıcıya satıldı.
Eserlerin yeni sahiplerine nasıl ulaştığı ise alıcıların sorunu olmaya devam ediyor.
Banksy, sisteme karşı çıkarken bazen de sistemin bir parçası haline gelebiliyor. Örneğin, Akdeniz’deki zor durumdaki göçmenleri kurtarmak için bir gemi finanse etmişti, ancak geminin aşırı kalabalıklaşması sonucunda batma tehlikesi geçirdiği için SOS sinyali gönderip sahil güvenliğinden yardım istemişti.

