Türk Otomotiv Sektörü İçin Avrupa'nın Sanayi Hızlandırma Yasası

Avrupa'nın Sanayi Hızlandırma Yasası, Türk otomotiv sektörünü yakından etkiliyor. Sektör temsilcileri, ülkenin gelecekteki yatırım güvenliği için düzenlemenin kapsamının genişletilmesini talep ediyor.

Haber MerkeziHaber Merkezi
10 okunma

Avrupa Komisyonu tarafından önerilen Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA), Türkiye'nin otomotiv endüstrisinde yeni yatırımlar ve tedarik süreçlerini ön plana çıkardı. Sektör temsilcisi Saim Aşçı, Türkiye'nin yalnızca mevcut yatırımlar için değil, gelecekteki yatırımlar için de güvence talep etmesi gerektiğini ifade etti.

İSTANBUL (İGFA) - Avrupa Birliği, yerli bileşen kullanımı ve üretimi teşvik etmeyi hedefleyen Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerator Act-IAA) önerisi, Türk otomotiv sanayisinin Avrupa pazarındaki geleceği açısından kritik bir öneme sahip.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO'su Saim Aşçı, henüz yasama aşamasında olan bu düzenlemenin Türkiye'deki otomotiv üretimini, yeni model yatırımlarını ve parça tedarik zincirini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti.

OTOMOTİV İHRACATININ YÜZDE 73,7'Sİ AB'DEN

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye 2026 yılı Ocak-Eylül döneminde 31 milyar 145 milyon dolarlık otomotiv ihracatı gerçekleştirdi. Bu ihracatın 22 milyar 948 milyon doları Avrupa Birliği ülkelerine yapıldı. Bu durumda, AB'nin Türkiye otomotiv ihracatındaki payı yüzde 73,7'ye ulaştı. 2025 yılında ise bu oran yüzde 72,5 olarak kaydedilmişti. Aşçı, Türkiye ile Avrupa arasındaki güçlü üretim ve tedarik ilişkisi göz önüne alındığında, müzakerelerde gelecekteki yatırımların da güvence altına alınmasının önemine dikkat çekti.

“YENİ MODEL KARARLARINDA BELİRSİZLİK YATIRIM MALİYETİNE DÖNÜŞÜR”

Otomotiv sektöründeki yatırım kararlarının üretimden yıllar önce şekillendiğini vurgulayan Aşçı, Türkiye'deki üretimin gelecekte hangi koşullarda destekleneceğinin belirlenmesinin önemli olduğunu söyledi. Aşçı, “Bir üretici yeni modelinin yerini seçerken müşteri teşviklerine göre bir hesap yapar. Türkiye'deki destek koşulları belirsizleşirse, bu durum yatırım masasına maliyet olarak yansır. Bizim amacı, bir sonraki modelin ve yeni teknolojilerin Türkiye'de üretilebilmesi için güvence sağlamalıyız.” dedi.

MEVCUT YATIRIMLARIN YANI SIRA YENİ PROJELER DE KAPSANMALI

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği ACEA'nın Türkiye ve Fas'taki üye faaliyetlerinin düzenlemenin coğrafi kapsamına entegre edilmesine yönelik yaklaşımını değerlendiren Aşçı, sadece mevcut yatırımların korunmasının yeterli olmayacağını ifade etti. Yeni batarya tesisleri, bağımsız Türk tedarikçileri ve gelecekte üretilecek araç modellerinin de güvence altına alınması gerektiğini belirten Aşçı, Türkiye'nin beklentisinin yeni yatırımlar için öngörülebilir ve adil koşullar oluşturulması olduğunu açıkladı.

“MADE IN EU” DÜZENLEMESİNDE YÜZDE 70 ŞARTI

Avrupa Komisyonunun 4 Mart 2026 tarihli önerisinde, belirli kamu alımları ve desteklerden faydalanacak araçlar için üretim yeri ve bileşen menşeline ilişkin şartlar belirleniyor.

Öneride; araçların AB içinde monte edilmesi gerektiği ve batarya haricindeki bileşenlerin toplam fabrika çıkış değerinin en az yüzde 70'inin AB menşeli olması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca batarya hücreleri dâhil detaylı bileşen koşulları da getiriliyor. Üreticilerin bileşenlerin menşeini ve değerini tedarikçi belgeleriyle doğrulaması gerektiği ifade ediliyor.

Düzenleme, özellikle tamamen elektrikli, şarj edilebilir hibrit ve yakıt hücreli araçlarla ilgili şartlarıyla dikkat çekiyor.

TÜRKİYE KAPSAM DIŞI KALIRSA NE OLACAK?

Sektör temsilcisi Saim Aşçı, Türkiye'nin düzenlemeye tam ve kalıcı bir şekilde dahil edilmesinin yeni model, batarya ve elektronik yatırımlarının geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin kapsam dışında kalması durumunda yeni projelerin Avrupa Birliği içerisindeki tesislere kayabileceğini ve Türk tedarikçilerinin parça siparişlerinde sıkıntılar yaşayabileceğine dikkat çekti.

Ticaret Bakanlığı'nın Türk otomotiv sanayisinin düzenlemenin tüm hükümleriyle ele alınması için çabalarını sürdürdüğünü hatırlatan Aşçı, siyasi müzakereler ve nihai yasal güvencenin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Aşçı, Türkiye’ye yatırım yapan tüm markaların yerli tedarikçileri geliştirmesi ve çalışanlarını yeni teknolojilere hazırlaması gerektiğinin altını çizerken, yatırımın yalnızca üretim tesisi ile sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Otomotiv satış sonrası sektörünün de teknolojik dönüşüm sürecinin bir parçası olması gerektiğini belirten Aşçı; elektrikli araçlarda teşhis, batarya onarımı ve elektronik parça yetkinliklerinin artırılması gerektiğine dikkat çekti.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın