
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili ve Demokrasi ve Evrensel İnsan Hakları Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, geçirdiği kalp rahatsızlığının ardından yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı. Ne yazık ki, dün tedavisinin 18. gününde hayatını kaybetti. Hastane tarafından yapılan açıklamada, Önder’in yoğun bakım sürecinde tedaviye yanıt vermediği ve nörolojik tablosunun bozulduğu belirtildi. Çoklu organ yetmezliği nedeniyle saat 16.10’da hayatını kaybettiği duyuruldu. Cenaze töreninde, duygusal anlar yaşandı.
KIZI CEREN BABASINA VEDASINI YAPTI
Ceren Önder Kandemir, babasına son vedasında duygu dolu sözler söyledi. “Merhaba, çok teşekkür ederim gelen herkese…” diyerek sözlerine başlayan Ceren, babasıyla kurduğu özel bağı dile getirdi. “Ben ne zaman bir şey yazsam babamı arayıp telefonda sesli okurdum. Onunla biz tek bir kişi gibiydik” dedi. Bir mektup yazdığını belirtip, onu sesli okumaya başladı. “Beni duyduğunu biliyorum baba…” ifadeleriyle duyduğu acıyı dile getiren Ceren, “Baba, hayatın bütün rengi gitti. Benim bildiğim hayat bitti. Yeni bir hayat başlıyor şimdi, ürkütücü bilinmezlikle dolu…” diyerek yeni bir yaşamın korkutucu olduğuna dikkat çekti.
Ceren, babasına olan bağlılığını ve kaybetme korkusunu şu sözlerle ifade etti: “Kendimi bildim bileli seni kaybetmekten korktum. Bu benim tek kâbusum, zaafım. Burnumdaki sızı, yutağımdaki yumru, karın ağrımdı. Öyle iyi, öyle benzersizdin ki bu adam bana sadece ölerek acı çektirebilir derdim…” Bu sözleriyle, babasının hayatında nasıl bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Süreyya Önder’in hayattaki birçok anısını hatırlatan Ceren, “Gece gece çaldığın kemanın, cümbüşün, udun sesi… Bir çırpıda okuduğun şiirler…” diyerek; sıcak anılarını paylaştı. Kahve içmekten, babasıyla paylaştığı her bir anın değerini bildiğini belirtti. “Ben babalığına çok doydum. Şimdiye kadar verdiğin oğluma ve onun çocuğuna bile yeter. Bir babaya ihtiyacım kalmayıncaya kadar doyurdun beni…” diyerek, babasıyla olan dostluğunun kıymetini vurguladı. Ancak, o dostluğa doyamadığını da ekledi.
Ceren, babasını kaybetmenin getirdiği öfkeyi ve hayal kırıklığını, “Ama dostluğuna doyamadım, o dostluğa doyulur mu?” diyerek dile getirdi. “Şimdi öfkelenmek istiyorum. ‘İki hafta sonra Barış Protokolü imzalanacak, sonra rahatız. Ameliyatta olacağım, iki haftada ne olacak?’ demene kızmak istiyorum. Açlık grevlerine cezaevlerine, işkencelere… Bir tek kendinle ilgilenmeyişine kızmak istiyorum. Yapamıyorum…” ifadeleriyle canlı bir şekilde aktardı. Ayrıca, kendi duygularına dair de samimi bir şekilde “Sana öfke duyanlar için, ‘yoksunluğun ve yoksulluğun öfkesi bu, sakın içinde nefret biriktirme’ diyordun, doğduğundan beri yoksulluk, yoksunluk ve yetimlikle geçen ömründe sen öfkeni nereye sakladın?” sorusunu yöneltti.
“Bir tek mülk edinmeden, ikinci bir kazağı almadan, kimseden bir şey istemeden, borçsuz ve harçsız boğazını değil, onurunu besleyerek yaşadığın bu düny

Yorumlar kapalı.