Alman, Avusturyalı ve Türk üç şarap yazarının eleştirileriyle karşılaşan Fransız önolog sesini yükselterek, “Michel Rolland bir şeytan değil!” ifadelerini kullandı. “Elbette eleştirilecek noktaları var, fakat Bordo şarapçılığına büyük katkılarda bulunan bir meslektaşımızdır…”
Olay 2000’lerin başlarına dayanıyor ve Bordo’nun St. Estephe bölgesindeki bir şatoda akşam yemeği sırasında yaşanıyordu. Dünyanın dört bir yanından gelen şarap tadımcıları, Bordo Grand Cru şaraplarının yeni rekoltelerini denemek için bir araya toplanmıştı. 1990’lar ile 2020’ler arasında Bordo şarapçılığının en tartışmalı ismi olan Rolland hakkında konuşmak oldukça doğal bir durumdu. Belki de şarap tarihinin en çok tanınan ikinci ismi olmuştu. Ancak son yıllarda adı daha az anılmaya başlandı. Geçtiğimiz hafta, ani bir kalp krizi sonucu 79 yaşında hayata veda etti ve geride pek çok artı ve eksisi olan bir miras bıraktı…
Dünyanın ilk “uçan önolog”uydu
1947’de şarap dünyasına adım atan Rolland, ünlü Pomerol bölgesindeki Le Bon Pasteur şatosunun sahibinin oğluydu. Çocukluğunu asmalar ve fıçılar arasında geçiren Rolland, Bordo Üniversitesi’nde önoloji eğitimi aldıktan sonra 1972’de mesleğine adım attı. Genç yaşlarda, “İlk Cheval Blanc’ımı 20 yaşında içebildim. Oysa şato evimize 300 metre mesafedeydi. Babam hep ‘Bizim için çok pahalı’ derdi…” diyerek anılarını aktarıyor. Rolland, üniversiteden mezun olduktan sonra önolog olan eşi Danny ile evlenmiş ve şarap analizi yapan bir laboratuvar kurmuştu.
Bordo’daki şatolar dışında ilk danışmanlık görevini 1987’de Kaliforniya’ya vererek başlayan Rolland, zamanla dünya genelinde 150 farklı şarap üreticisi ile çalışmaya başladı. 2000’lerde ABD’den Hindistan’a, Arjantin’den Güney Afrika’ya kadar uzanan bir tempoda danışmanlık vererek “uçan önolog” olarak anılmaya başladı. Danışmanlık yaptığı ünlü şaraplar arasında İtalya’da Ornellaia ve Masseto, Kaliforniya’da Harlan Estate ve Screaming Eagle, Arjantin’de Clos de los Siete, Şili’de Casa Lapostolle, İspanya’da Marques de Grignon ve Bordo’da Château Ausone, Angelus, Figeac, La Conseillante, Pavie gibi 65 şato yer alıyordu.
Rolland, bir dönem şarap medyasında oldukça sık yer alarak adeta bir rock yıldızı gibi ün kazandı. Adı, kitle şaraplarıyla bile anılır hale gelmişti.
Yeni tekniklerin öncüsü oldu
Danışmanlık kariyerinin ilk yıllarında, şarapların kalitesini artırmaya yönelik yenilikçi teknikler geliştirmeye odaklandı. 1980’lerde Bordo’da “yeşil hasat” uygulamasını yaygınlaştırarak, asmaların bazılarını baharda kesip atarak toprağın gücünü az sayıda asmaya yönlendirmeyi sağladı. Yaprak budama ve uzun, sıcak fermantasyon teknikleri gibi yöntemler geliştirdi. Ayrıca, tanenli şarapları içilebilir hale getirmek için mikro-oksijenasyon uygulamasını hayata geçirdi. Tüm bu yenilikler, ona büyük bir talep getirdi.
Yenilikçi teknikleriyle ürettiği, yoğun meşe fıçı kullanarak elde ettiği “meyvemsilik, tanen ve alkol bombası” şarapları, özellikle ABD pazarında büyük ilgi gördü. Bu şaraplar, başta Parker olmak üzere Amerikalı şarap eleştirmenleri tarafından yüksek puanlarla ödüllendirildi. Ancak, Rolland’a eleştiriler de yöneltildi. Özellikle İngiliz şarap yazarları, “Bordo şaraplarını standartlaştırıyor, teknik manipülasyonlarla hepsini birbirine benzetiyor. Teruarın getirdiği ince nüanslar kayboluyor” şeklinde yorumlarda bulundular.
Michel Rolland kendisi gibi önolog olan eşi Dany ve birlikte çalıştıkları kızlarıyla, aile şatolarından Fontenil’de…
Mafya babasına benzetilmişti
2000’lerin başlarında, Rolland’ın şaraplarını ben de deneme fırsatı buldum. Bir keresinde eşi Dany Rolland ile birlikte Le Bon Pasteur şatosunda yaptığı şarapları, “Rolland koleksiyonu”nu tattım. Çoğu yüksek alkollü ve yeni fıçı kokusundan geçilmeyen şaraplar arasında anlamlı bir fark göremedim. Margaux bölgesindeki Château Siran’da ise, Rolland’ın 1996’dan 2003’e kadar ürettiği şarapları denedim. Şatonun sahibi, 2003’den sonra danışmanlık için Rolland’ın zıttı olan klasik ekolün lideri Prof. Denis Dubourdieu’yi tercih etmişti. Rolland’ın şarapları tekdüze ve kaba bir yapıya sahipken, Dubourdieu’nün şarapları zarif ve renkli nüanslar taşıyordu. Bordo şaraplarının ince nüansları konusunda, mesajların direkt ifadelerle değil, ince imalarla verildiği göz önüne alınınca, bu farklılık oldukça belirgindi.
Rolland bir dönem öyle popülerdi ki, fotoğrafları şarap etiketlerini süslüyordu.
Eleştiriler bununla sınırlı kalmadı; belgesel yönetmeni Jonathan Nossiter, şarap dünyasındaki tektipleşmeyi eleştirdiği Mondovino adlı filminde Rolland’ı şeytanî bir figür olarak tasvir etti. Filmde, Mercedes’in arka koltuğunda oturan Rolland, gaddar bir mafya babasına benzetildi. Rolland, filmin yayınlanmasının ardından, “Beni kandırdı. Ben her zaman şoförümün yanında otururum. Kameranın montajını bahane ederek beni arkaya oturttu ve insanlara olmadığım gibi yansıttı” şeklinde yanıt verdi.
Türk şaraplarına da emek verdi
Rolland, yoğun temposu içerisinde Türkiye’ye de uzanarak, 2008’de Eceabat’ta kurulan Porta Caelibağları’na yıllarca danışmanlık hizmeti verdi. Türk şarap tarihinin en büyük yatırımlarından biri olan bu projeye her yıl katıldı ve asistanlarını da gönderdi. Ziyaretleri sırasında, fermantasyonu tamamlanan ham şarapların kupajlarını yaparak, yıl boyunca teknik bilgileri aktardı. Son yıllarda en başarılı olduğu alan bu olup, “kupaj sihirbazı” olarak anılmaya başlandı. Danışmanlık ücretleri ise yıllık olarak 30 ila 150 bin dolar arasında değişiyordu.
Rolland’ın genç ve yoğun meyvemsi tatlar sunan şarapları, 90’ın üzerinde puan alarak popülerlik kazandı. Ancak Robert Parker’ın 2019’da tadımcılığı bırakmasıyla bu şarap stili de demode olmaya başladı. Rolland, birçok danışmanlık projelerinin yanı sıra ortak
