Mohammad Zubair Khan, BBC News Urduca,
Aye Thu San, BBC News Birmanca,
Hyojung Kim, BBC News Korece,
Andrew Webb & Grace Tsoi, BBC World Service
İran, ABD ve İsrail’in askeri eylemlerine karşılık olarak Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan tüm gemilere ateş açma tehdidinde bulunmasının ardından, insansız hava araçları, seyir füzeleri ve savaş uçakları, Körfez’de petrol tankerleri ve yük gemilerinde mahsur kalan denizciler için olağan bir manzara haline geldi.
Son günlerde Körfez’deki gemilere yönelik saldırıların artışı dikkat çekiyor.
Hürmüz Boğazı, enerji tedariki ve diğer malların taşınması açısından kritik bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor.
Savaşın patlak vermesiyle birlikte boğazda sıkışan gemilerin mürettebatları da karadaki çatışmaları izlemek zorunda kalıyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan ve bölgeden ayrılamayan bir petrol tankerinde görevli Pakistanlı denizci Amir, “İran’a ait insansız hava araçları ve seyir füzelerinin alçak irtifada uçtuğunu gördüm” şeklinde ifade ediyor.
Amir’i en çok korkutan ise havada imha edilen bir insansız hava aracı veya füzenin gemisine düşme olasılığı.
Burmalı denizci Hein ise her gün çatışmalara tanıklık ettiğini belirtiyor.
“Bu sabah, biz çalışırken iki savaş uçağı birbirine ateş açtı” diyor Hein.
“Gemide bunun için özel bir saklanma yeri yok, bu yüzden içeri koşmak zorunda kaldık.”
Güvenliklerini sağlamak amacıyla isimlerini Amir ve Hein olarak değiştirdik, diğer denizcilerin ve ailelerinin isimleri de aynı şekilde gizli tutuldu.
Denizde güvenlik
Ortadoğu’da gemilerde mahsur kalan denizcilerin sayısını kesin olarak belirlemek zor olsa da Bangladeş Ticaret Denizcileri Derneği Başkanı Kaptan Anam Chowdhury, bu sayının yaklaşık 20.000 civarında olduğunu tahmin ediyor.
Bazı denizcilerin denizde, bazıların ise limanda mahsur kaldığını, ancak hangisinin daha tehlikeli olduğunu değerlendirmenin güç olduğunu ifade ediyor.
“Liman içinde insanlar güvenli olduğunu düşünebilir, ancak demirlemişken bombalanan gemiler de olabiliyor” diye açıklamasını sürdürüyor.
Dernek şu ana kadar savaşta hasar gördüğünü bildirdiği en az yedi gemi tespit etti.
Chowdhury, 1 Mart’ta, Palau Cumhuriyeti’ne kayıtlı Skylark tankerinde bir denizcinin yaşamını yitirdiğini belirtiyor.
Saldırıda makine dairesinin alev aldığı ve mürettebatın tahliye edildiği bilgisi veriliyor.
Kaptan Chowdhury, hayatta kalan denizcilerin saldırı nedeniyle “travma geçirdiklerini” aktarıyor.
Diğer denizciler de benzer görüşleri paylaşıyor.
Kaptan M Mansoor Saeed, petrol tankerlerinin başında olup, saldırılardan kaçınmak açısından limanda olmanın denizde olmaktan pek bir farkı olmadığını dile getiriyor:
“Eğer benim gemimi hedef almak istiyorlarsa, alacaklardır.”
Ancak, büyük gemilerin kıyıdan uzaklaştıkça daha güvenli hale geldiğine de dikkat çekiyor:
“Ağır hava koşullarında, her zaman açık denize doğru yol alırız çünkü orada su ve derinlik daha fazla ve serbestçe manevra yapabiliriz. Limanlarda ve dar sularda, hava koşulları geminin karaya oturmasına veya rıhtım duvarlarına çarpmasına neden olarak gemiye zarar verebilir.”
Denizde bilgi edinmede yaşanan zorluklar
Bu belirsizlik, denizcilerin ailelerini de derinden etkiliyor.
İran’daki yetkililer, ülkedeki çoğu insanın internet ve telefon ağlarına erişimini engelledi. Bu durum, denizcilerin aile üyelerinin haber almasını zorlaştırıyor.
Erişim bazen geri gelse de, bu durum son derece öngörülemez ve genellikle kısa süreli oluyor.
Ali Abbas’ın oğlu, Hürmüz Boğazı yakınlarında bir İran limanında bir gemide bulunuyor.
Oğluna en son birkaç gün önce, bir füze saldırısından bahsederken konuşmuştu.
Oğlu kaçmayı başardı, ancak Hintli bir denizci yaralandı.

