Formül herkesin malumu.
Muhalefet, terör örgütlerinin silahlı unsurlarını, çatışmalara katılanlarını ve kontrolsüz olanlarını tercih ediyor.
FETÖ, Türkiye’ye karşı saldırıya geçince, 17-25 Aralık’ta yargı aracı olarak, 15 Temmuz’da ise silahtan yana tavır alınca “cemaat” kelimesiyle tanımlanıp, özellikle derin bir sempati beslenmeye başlandı.
O günden bu yana, ne söyleseler FETÖ ile aynı çizgide buluşuyorlar.
Abdullah’ı verip Fetullah’ı veren patronların, FETÖ’nün ikiz kardeşi olarak şekillendirdiği PKK ile olan ilişkileri de bununla paralel bir seyir izliyor.
Seçim dönemlerinde, Kandil’in elemanları Kalaşnikof’larını sandalyeye dayayıp 6’lı Masa’ya ve CHP’nin adayına oy isterken, gözlerini gökyüzüne dikerek ıslık çalıyordu. Şimdi PKK kendini feshetme kararı alınca bu isimlerin terörist olduğunu hatırladılar.
Sözcü TV sunucusunun “Adlarını artık hatırlamıyorum” diyerek bir sitemde bulunduğu gibi, muhalefet de aynı tavrı sergiliyor.
İlk Çözüm Süreci sırasında Kandil’e koşup “Hayır, silah bırakamazsınız, daha talepleriniz karşılanmadı” diyen gazeteciler gibi açıkça konuşmadıklarından, PKK’nın çıkarlarıyla Türkiye’nin çıkarlarının uyuşmadığını ifade ediyorlar.
Örneğin, örgüt fesih metninde Lozan’ı eleştiriyormuş.
Ne tuhaf!
PKK’dan bahsediyoruz; niye çıkarlarımız uyuşsun ki? Lozan’a yönelik eleştirileri ne ifade ediyor? Adamların amacı Türkiye’yi bölmek, toprak koparmak, ayrı bir devlet kurmak değil mi? Bunun için mi varlar? Daha ötesine ne gerek var?
Devlet, işte bu sebepten ötürü bir yüzyıldır PKK ile mücadele ediyor.
Şimdi ise memur edildikleri projeleri ve ideolojik safsataları ile birlikte tarihin tozlu sayfalarına gömülmeleri gerektiğini kabul ediyorlar.
Ne 102 yıl önce imzalanan Lozan’ı ne de Kasrı Şirin Anlaşması’nı eleştirmelerinin bir anlamı var mı?
***
ZELENSKİ, PUTİN’İN İSTANBUL’A GELMEMESİ İÇİN SAVAŞIYOR
Rusya Devlet Başkanı Putin, 11 Mayıs’ta “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşme talebinde bulundum. Kendisinden Türkiye’de müzakereler yapılması adına bir fırsat sağlamasını istiyorum. Ukrayna’da barış arayışına katkıda bulunmayı umuyorum” dedi.
ABD Başkanı Trump da, “Eğer katkım olacaksa, perşembe günü İstanbul’a gelirim” diyerek olaya müdahil oldu.
Eğer biri ya da ikisi İstanbul’a gelirse, bu Türkiye için önemli bir gelişme anlamına gelecek. Ancak dünya liderlerinin ziyaretleri, 1-2 gün içerisinde gerçekleşecek bir durum değil. Gelmeseler bile, ABD ve Rusya’nın Türkiye’yi küresel bir sorunun çözüm merkezi olarak görmesi ve Cumhurbaşkanı’na güven duyması, gurur verici bir gelişme.
Kuklanın kayığına binen ve hayatı kayan milyonlarca mazlum Ukraynalı için de büyük bir umut vaat ediyor.
Fakat kuklanın eli kolu ve ağzı durmuyor!
Putin’in açıklaması hemen sonrasında, “Perşembe günü Türkiye’de Putin’i bekliyor olacağım. Umarım bu sefer Ruslar bahane aramaz” şeklinde ergenlikler yapıyordu.
Dün de, “Putin bu görüşmeye katılmazsa, bu durum uluslararası kamuoyuna Rusya’nın savaşına devam etmeye niyetli olduğuna dair kesin bir kanıt olacak” diyordu.
Aydınlık! Avrupalı sahipleri, Putin’i kışkırtmaya çalışıyor gibi gözüküyor. Ancak Putin’in bu oyuna gelmeyeceği aşikar…
***
GELSİN OZAN ARİF’İN KİTABI
İmamoğlu, yolsuzluk soruşturmasından dolayı tutuklandığında, cezaevindeki başucu kitaplarını açıklamıştı:
“En çok Nutuk okuyorum. Sivas kısmına geldim, Ankara’ya doğru ilerliyorum. Kuran-ı Kerim’de adaletle ilgili bölümleri not alarak okuyorum. Nâzım Hikmet’in bütün şiirlerini getirdim, o da başucumda. Hacı Bektaş Veli ile ilgili sayfa sayısı az ama oldukça derinlikli bir kitap okuyorum.”
Dün İmamoğlu’nun “okumak üzere” milliyetçi şair Ozan Arif’in iki kitabını aldığı bildirildi.
Eğer PKK kendini feshetmemiş olsaydı, muhtemelen şu an İmralı Notları kitabını ya da başka bir termal okuyor olacaktı.
***
KURAL DERKEN…
İsrailli Bakan David Amsalem, ABD Başkanı Trump’ı, Husiler ile ateşkesi ve Hamas ile anlaşmayı Tel Aviv’den habersiz bir şekilde yaptığı için eleştiriyor. “Trump artık kural tanımıyor” diyor.
Evet, bu sözleri, Cibaliya’da Fatma bint Esed Okulu’nu vurup, çocuklar ve kadınlardan oluşan 10 sivili öldüren bir katil sürüsünün bakanı söylüyor.
Trump, ABD’yi esir alan bu suç örgütünün tahakkümünden uzaklaştıkça, dünya genelinde sempatisinin arttığını düşünüyorum.
